İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Romatizma herkesi vuruyor

Romatizma herkesi vuruyor
Yaşam
|

Marmara Üniversitesi Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rafi Haner Direskeneli, romatizmanın eklemleri ve eklem dışı yerleri tutan iki çeşidinin olduğunu ama çok sayıda da alt gruplarının olduğunu söylüyor.

Marmara Üniversitesi Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rafi Haner Direskeneli, romatizmanın eklemleri ve eklem dışı yerleri tutan iki çeşidinin olduğunu ama çok sayıda da alt gruplarının olduğunu söylüyor.

Romatizmal hastalıklar günümüzde yalnız yaşlıları değil gençleri de etkiliyor. Kişinin sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyen, eklem, kas ve bağlarda hareket kısıtlılığına neden olabilen romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisinde güçlükler yaşandığı belirtiliyor. Romatologlar, tanıların doğru konulamaması nedeniyle gereksiz antibiyotik tedavilerinin yapıldığını anımsatarak, “Romatizma tanısında kişinin öyküsünün alınması çok önemlidir, öykü alınması ile tanıların neredeyse yüzde 80-90’ı konulmaktadır” dediler. Romatizmanın tek bir hastalık olmadığını, 200’e yakın hastalığın bu sınıfa girdiğini vurgulayan romatologlar, “Romatizmal hastalıklar eklemlerin yanı sıra, kalp, akciğer, beyin ve iç organlarda da iltihap oluşturabilirler. Bu nedenle yakınmalar yalnızca eklemler ile sınırlı değildir. Sistemik Lupus Eritematozus, Behçet Hastalığı, Ailevi Akdeniz Ateşi, Ankilozan Spondilit, kireçlenme, Osteoartrit, Osteoporoz başlıca romatizmal hastalıklardır” diye konuştular.

Dünyada 335 milyon hasta var

Romatizma, vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıkların genel adına veriliyor. Romatizmal hastalıkların dünyada yaklaşık 335 milyon hastasının olduğu belirtildi. Türkiye’de hastalıkla ilgili yetişmiş eleman sayısının ihtiyaçlara göre az olması nedeniyle romatizmanın tanı ve tedavisinde güçlükler yaşandığı, hastalıkta doğru tanı ve tedavinin hastanın yaşam kalitesi üzerinde çok önemli olduğu ifade edildi.

Bel ağrısı romatizma belirtisi olabilir

Toplumda en sık görülen romatizmal hastalıkların başında sırt ve bel ağrıları geliyor. Prof. Dr. Haner Direskeneli’ye göre insanların yarısı hayatında bir kez bel ağrısı yaşıyor ve bu da aslında bir romatizmal hastalık.

“Örneğin bizim mekanik bel ağrısı, aşağı bel ağrısı dediğimiz hastalık örneğin bir valiz kaldırıp belinizin tutulması insanların yaklaşık yarısının hayatında bir kez başına geliyor. Bu aslında sınırlı bir romatizma. Birkaç gün sürüp genellikle düzeliyor. Ama kronikleşebiliyor, tekrarlayabiliyor” diyen Direskeneli, bel fıtığının da bir çeşit romatizmal hastalık olduğunu anlattı. Yumuşak doku romatizmaların, lokal romatizmalar ve kireçlenmelerin toplumdaki romatizmaların yüzde 90’ını oluşturduğunun altını çizen Direskeneli, romatizmal hastalıkların tanısında hastanın öyküsünü dinlemenin çok önemli olduğu, tanıların da yüzde 80-90’ının öykü sırasında konulduğu, bunun dışında da birtakım kan testleri ile iltihaplı romatizmaların anlaşılabileceğini söyledi.

Fıtıkla karıştırılıyor


İltihaplı romatizmalar toplumun yüzde 5 gibi bir oranında görülürken, iltihapsız romatizmalar yüzde 80-90’ında görülüyor. Buna karşın iltihapsız romatizmalar daha ciddi sorunlara neden oluyor. Prof. Dr. Direskeneli, iltihaplı romatizmaların ikiye ayrıldığını vurgulayarak özetle şu bilgilere yer verdi:

Ankilozan spondilit

“Bu grupta ankilozan spondilit dediğimiz, ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalık yer alıyor. Bu ağrı türü omurgada şekil bozukluğu ve hareket kısıtlılığı yaratan, öne, yana eğilmeyi, boyun hareketlerini etkiliyor. Ama her spondilit bu kadar ağır seyretmiyor. Aslında spondilitlerin büyük bir kısmı omurgada ağrı yapmakla beraber hastaların hayatlarını normal fonksiyonla sürdürmelerine de neden oluyor. İltihabı dediğimiz bir ağrı var. Bu ağrı özellikle hareketsizlikten sonra olan, yani uzun bir uykudan sonra, bir masada uzun bir süre oturduktan sonra olan ağrılar ve hastalar ilk harekete geçmek istedikleri zaman tutukluk ve kısıtlılık tanımlıyorlar. Yüzlerini yıkamak için musluğa eğildiklerinde zorlanıyorlar. Ama özellikle hastalığın hafif türlerinde bu birkaç saatte açılıyor. Hasta günün geri kalanında bize bir kısıtlılık tanımlamıyor. İşlerini yapabiliyor, yürüyebiliyor, hareket edebiliyor. Bu her gece tekrarlanıyor, işte bu iltihabi ağrı. Böyle bir sırt, bel ağrısını basit bir mekanik bel ağrısından ya da bel fıtığından ayırt etmek gerekiyor. Özellikle bel fıtığı tanıları ülkemizde çok sık konuluyor. 9 Eylül Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre ilk bel fıtığı tanısı konan hastaların daha sonra spondilit (iltihabi romatizma) tanısını çok daha geç aldığı ortaya çıkmıştır. Hekimlerin özellikle iltihabi ağrıyı iltihapsız ağrıdan ayırt etmesi çok önemlidir.”

Romatoid artrit

İkinci büyük iltihabi romatizma grubunda yer alan romatoid artritle hasta sayısının ülkemizde 70 bine yakın olduğu, hastalığın görülme sıklığının kentleşme ile birlikte arttığı anımsatıldı. “Virüs ve bakteriler gibi çevresel kökenli tetikleyiciler, kadınlık hormonu, eklem içi hasar yaratan iltihabi hücre üretimi” gibi risk faktörlerinin olduğu belirtilerek, söz konusu hastalıkta hastaların sabahları çok fazla sıkıntı çektikleri, iştahsızlık, el ve ayağın küçük eklemlerinin, dizin ve boyun omurlarının tutulabildiği, kansızlığın ortaya çıktığı, ağız ve ve gözde kuruluk meydana gelebileceği kaydedildi. Daha ziyade uç eklemleri tutan romatoid artrit olduğunu, bunların da 25-50 yaş arası menopoz öncesi kadınların yüzde 80’inde görülürken, hastalıkla ilgili Direskeneli şu bilgileri verdi:

“İltihabi romatizmalar gençlerde daha sık görülüyor. Romatizmanın yaşlı hastalığı olduğuna dair genel bir yargı var. Evet yaşlılıkta kireçlenmeye bağlı sorunlar, ağrılar genel anlamda vücutta romatizmal ağrılar daha sık olabiliyor ama asıl kısıtlayıcı romatizmaların hemen hepsi genç yaşlarda başlar ve kadınlar için bu anlamda en önemli hastalık romatoid artrittir. Bu elin küçük parmaklarında ağrı ve şişlik yapıyor, hastalar tipik olarak sabah ilk kalktıklarında bir bardağı tutmakta, çocuklarına kahvaltı hazırlamakta çok zorluk çekiyorlar. Gün içinde hareketleri normale dönüyor ama hastalık ağırsa uzun dönemde eklemlerde harabiyete yol açarak kalıcı şekil bozukluklarına, kısıtlılığa yol açabiliyor.

Cerrahi tedavi

Romatizmal hastalıklarda cerrahinin rolü eklemlerde, kaslarda ve tendomlarda geri dönüşümsüz hasar söz konusuysa devreye giriyor. Örneğin genç hastada omuzda kılıf yırtılması, dizin içindeki bağ kopması gibi sorunlar söz konusu ise cerrahi yöntemle tedavi ediliyor.

Ancak iltihabi sorunlarda asıl hedefin cerrahiye gerek olmayacak şekilde hastalığın tedavi edilmesi ve geri dönüşümsüz hasarın önlenmesi olarak belirtiliyor.

Tanısı konulmamış ya da geciktirilmiş olan kalça eklemindeki romatizmada geri dönüşümsüz hasar olmuşsa protez dışında seçenek kalmayabiliyor.

Kalbi de etkileyebilir

Toplumda romatizmal hastalıkların kalbi tuttuğu şeklinde yaygın bir kanı bulunuyor. Lupus, romatoid artrit gibi hastalıkların kalbi tutabildiği ama çok nadir görüldüğü de ifade edildi. Prof. Dr. Direskeli, asıl önemli olanın az görülen ateşli eklem romatizmasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Romatizmal hastalıkların çoğunun nedenini bilmiyoruz ama ateşli eklem romatizmasının nedeni bütün dünyada bir mikrobik romatizmadan kaynaklandığı kabul ediliyor. Boğazla ilgili mikroplar eklemlerde yarattığı ağrı ve hareket kısıtlılığının yanında kalbi etkileyebiliyor. Kalp kapakçığı sorunlarına yol açıp kalp hastalığına yol açabiliyor” değerlendirmesini yaptı.

Yağmur ve romatizma

Zaman zaman bazı hastaların “bugün romatizma ağrılarım arttı, yağmur yağacak” gibi söylemlerinin bilimsel gerçekliğinin olup olmadığı uzun yıllardır tartışma konusu oldu. Uzmanlar, bilimsel olarak bunun henüz kanıtlanmadığını söyleseler de, ısı ve nem değişikliklerinin ağrı eşiği üzerinde etkisinin olabileceğini belirtiyorlar. Prof. Dr. Haner Direskeneli, “Bilimsel olarak bunu kanıtlamak çok zor. Ancak ısı ve nem değişikliği bizim ağrı eşiğimizi etkiliyor ve vücudumuzun ağrıyı daha az ya da çok duymasına neden oluyor” derken, aynı durumun ruh sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olduğunu anlattı. Direskeneli, “Genellikle sonbaharda mevsimsel değişiklik ile birlikte ruhsal durumumuz da değişiyor. Depresyon genellikle bu ayda artıyor. Örneğin stres gibi bazı faktörlerin de yumuşak doku romatizmalarında etkili olduğunu biliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

CUMHURİYET / 10 ŞUBAT 2011

AKRA