İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Diyanet İşleri Başkanı AB'yi uyardı

Diyanet İşleri Başkanı AB'yi uyardı
Yaşam
|

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "AB'nin, çok kültürlülüğün yönetiminde üstüne düşeni yapmaya devam etmesi gerektiğini" belirterek, "Birliğin, bu alandaki çaresizliğini sadece dine ve dini kurumlara atarak, çözümü tamamen onlardan bekleme kolaylığına yönelmemesi gerektiği" uyarısını yaptı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "AB'nin, çok kültürlülüğün yönetiminde üstüne düşeni yapmaya devam etmesi gerektiğini" belirterek, "Birliğin, bu alandaki çaresizliğini sadece dine ve dini kurumlara atarak, çözümü tamamen onlardan bekleme kolaylığına yönelmemesi gerektiği" uyarısını yaptı.

AKPM Genel Kurulu'nda "dinlerin kültürlerarası ilişkilere katkıları" konulu raporun tartışılmasından önce konuşan Görmez, AKPM'nin, farklı inanç temsilcilerinin katılımıyla düzenlediği bu oturumu, hem Avrupa'nın hem de yerkürenin geleceği için ümit verici bir gelişme olarak gördüğünü ifade etti.

AVRUPALI SİYASETÇİLERE UYARI

Görmez, "Bu raporun Avrupalı kimi politikacıların ve fikir önderlerinin Avrupa'da çok kültürlülüğün başarısızlığa uğradığını açıklamakta birbirleriyle yarıştıkları bir süreçte kaleme alınmış olmasını da oldukça manidar buluyorum" diye konuştu.

Raporda da vurgulanan AB'nin karşı karşıya olduğunu sandığı karmaşıklık, kültürel çeşitliliğin toplumsal birliği zorlayan bir faktöre dönüşmüş olması ve bunun zaman zaman yükselen tansiyonun kaynağı olarak gösterilmesinin dinlere mal edilemeyeceği uyarısını yapan Görmez, "Bizatihi siyasetin kendi ufkunun ve işleyiş sınırlarını aşamamasının rolü görmezden gelinmemelidir. Siyasetçiler, sorunları görmeye ve aşmaya hazır oldukları sürece, dinlerle ve sivil bilgi ve inisiyatife dayalı dini kurumlarla girecekleri diyalog hem kendilerine hem de toplumlara önemli katkılar sağlayacaktır. Bu anlamda dinlerde ve dini tecrübelerde var olan zengin tecrübe birikimi, siyaset kurumuna önemli bir bakış açısı getirecektir" dedi.

KRİZ SADECE SİYASAL VE EKONOMİK DEĞİL

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuşmasına şöyle devam etti: "İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu kriz sadece siyasal, sadece ekonomik, sadece sosyal ve kültürel bir kriz değildir. Bu krizin temelinde kuşatıcı metafizik ve manevi bir boşluk da yatmaktadır.

Dinler hakkında cehalete varan bilgi eksikliği, din konusunda yönlendirilmiş, çarpıtılmış, saptırılmış bilgi, daha da vahimi dinlerin dar dünyevi çıkarlara alet edilmesi, bu manevi krizin fark edilmesine ve aşılmasına engel olmaktadır. Unutmamak gerekir ki din, insanların bizzat vicdanlarına hitap edebilen ve bu yönüyle bireyi hem cinsine karşı samimi, adil, şefkatli, merhametli ve diğerkam olmaya hazırlayan bir fenomendir. Doğru anlaşıldığı zaman dinlerin her bireyi ayrı ayrı inşa eden bu güçlü yönü, onları çoğulcu ve çok kültürlü hayata hazır hale getirmektedir."

DİNLER VE ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK

İnsanların vicdanlarına hitap eden dinlerin çok kültürlülüğe cevap verme biçimleri farklılık arz etse de her birinin bireysel ve toplumsal hayatımız için sunacağı örneklerin son derece önemli olduğunu vurgulayan Görmez, "İslam dininin ibadet ve öğretilerinde, çok dinli ve çok kültürlü yaşamı, hukuk ve ahlak eksenine yerleştirmek istediğini ifade etmek isterim.

İslam geleneği sadece çoğulculuğu gözeten bir içerik ve öğreti üretmekle kalmamış, aynı zamanda çoğulcu ve çoğulculuk inşa eden bir toplumsal bünyeyi-varoluşu da mümkün kılmıştır. İslamiyet'in, hem dini otoriteyi şahıslara ve kurumlara özgü kılmaması, hem de normatif değerleri ilme ve toplumun hür tercihine bırakması ve böylece tarih içinde inşa ettiği çok seslilik ve açıklık sanırım günümüz için de yol göstericidir" dedi.

Konuşmasında insanlığın eşit düzeyde, haysiyetlice birlikte yaşaması çağrısının İslamın da temel çağrısı olduğunu ve bunun Müslüman toplumlar tarafından yüzlerce yıl yaşatıldığını hatırlatan Görmez, bu konuda şunları söyledi:

"Bunun sonucunda Müslüman medeniyetinin oluşturduğu toplumlar, yüzyıllar boyunca başka hiçbir toplum ve ülkeye nasip olmayacak kadar çok dinli, çok kültürlü, çok etnisiteli toplumlar olagelmişlerdir. Ancak ne yazık ki Müslüman toplumlar da bugün modernitenin anaforundan kurtularak, farklı din ve kültürlerle birlikte yaşama kültürlerine ait tarihlerini hatırlamak ve geçmişteki yüksek ve zengin pratiklerini yeniden tekrarlamak durumundadırlar."

AVRUPA KURUMLARI

Görmez, "Avrupa Konseyi'nin ve Avrupa Birliği'nin birçok belgesinde açıkça vurgulandığı gibi, Avrupa'nın bir ortak kültürel mirasından söz edilebiliyorsa, bu mirasta İslam'ın hatırı sayılır bir payının olduğunu teslim etmekte cimri ve çekingen davranılmaması gerektiğini" söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, şöyle devam etti:

"Avrupa ilim ve medeniyet tarihinden söz ederken birçok asırlık bir boşluk bırakmak, antik Yunan'dan karanlık diye nitelenen Ortaçağ'ın sonuna ve oradan aydınlanmacı Yeni Çağ'a atlayıvermek ve böylece İslam'ın Avrupa tarihini yok addetmek, izahı mümkün olmayan Avro-merkezci bir tarih ve dünya görüşüdür. Bu her şeyden önce İslamdan daha çok Avrupa'nın bizzat kendi tarihine karşı bir haksızlıktır.

Dinlerle ilişki kurarken, onların zengin tecrübesinden yararlanırken şu hususa özenle dikkat edilmelidir: Unutmayalım ki öteki addedilen manevi sistem ve dinleri dışarıdan müdahaleler ile yeniden biçimlendirmeye ve tanımlamaya yönelik stratejiler, çok kültürlü bir toplum vizyonu ortaya koyamazlar. Bilakis, ötekileştirilen bireylerin ve grupların kendilerini geliştirme, ifade etme ve lüzumu halinde iç dinamikleri ile kendi kendilerini biçimlendirme imkanlarının, sınırlandırılmaması gerekir. Toplumsal süreçlere aktif katılım ve ortak geleceği birlikte belirlemenin başka yolu yoktur.

Son birkaç yüzyılda neredeyse tüm dinlerin ve özellikle İslam'ın gündeme getiriliş vesilelerine ve biçimlerine bir bakalım. İncinmeden, kalbi burkulmadan, rencide olmadan samimi inanan hangi insan, dininden böyle söz edilmesine ve inancının böyle karikatürize edilmesine razı olabilir. Dinlerin böyle korkuyla, şiddetle, istihfafla gündeme getirilmesinde sadece ötekini kınayarak, başka dinlerle mücadele için her aracı mubah gören din gayretkeşlerini suçlu ilan ederek kurtulabilir miyiz? Dinlerin istismar, ayrımcılık ve çatışma aracı olarak kullanılmasına en azından seyirci kalan din mensupları daha mı az vebal altındadır?"

AVRUPA'NIN KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİ

Avrupa'nın medeni ve kültürel zenginliğini hegemonik bir söyleme kurban vermemenin bilim insanlarının, dini liderlerin, fikir önderlerinin ve karar vericilerin vicdani ve entelektüel bir görevi olması gerektiğini vurgulayan Görmez, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

"Alışılagelmiş milli siyasi ekonomik, sosyal ve kültürel sınırların olabildiğince saydamlaştığı adeta global bir köye dönüşen dünyamızda, ortak insanlığımızı ve ortak kaderimizi kabul eden, ayrımcılığa yer vermeyen, hepimize hizmet eden, insan haklarına ve inançlara saygı çerçevesinde tüm insanları kucaklayan canlı, açık ve adil bir toplum ülküsünde kültürel çeşitliliği yönetmeyi başarmak... Uygar dünya bu görevden kaçamaz. En önemli insani ve tarihi görevimizdir.

AB çok kültürlülüğün yönetiminde üstüne düşeni yapmaya devam etmelidir. Bu alandaki çaresizliğini, sadece dine ve dini kurumlara atarak çözümü tamamen onlardan bekleme kolaylığına yönelmemelidir. Birey ve toplumları derinden sarsan sayısız sorunun yaşandığı şu günlerde, Avrupa'yı ve bütünüyle dünyamızı Allah'ın iradesine ve insanlık onuruna yakışır aydınlık bir geleceğe taşımak için hepimize ama hepimize büyük görevler düşmektedir."

DÜNYA BÜLTENİ / 13 NİSAN 2011

AKRA