Çağrıcı, yaptığı açıklamada, kelime anlamıyla ''ibadet etmek'' anlamına gelen itikafın, Kur'an-ı Kerim'de de yer alan bir ibadet şekli olduğunu belirterek, Hazreti Muhammed (S.A.V)'in Medine'ye hicret ettikten sonra her yıl Ramazan ayının son 10 gününde itikafa girdiğini anlattı.
Hz. Muhammed'in uyguladığı ve sünnet olan bir ibadet
Bu ibadeti yerine getiren Hz. Muhammed(S.A.V)'in peygamber mescidinin belli bir bölümünde oturduğunu, olağan ihtiyaçları dışında dışarı çıkmadığını, o günleri, zikirle, tesbihle, dua ile geçirdiğini anlatan Çağrıcı, ''Peygamberimizin itikafının derinliğini anlayamayız. Kendi dünyası, ruhu ve rabbi ile baş başa kaldığında kim bilir hangi haller yaşardı?'' dedi. İtikafın, kulun Rabbi ile başbaşa kalmasını, nefsini, yapıp ettiklerini gözden geçirmesini, dış dünyaya kendisini kapatarak, içine yönelmesini sağlayan ve bu amaçla yapılan bir ibadet şekli olduğunu anlatan Çağrıcı, itikafın, Hz. Muhammed'in uyguladığı ve sünnet olan bir ibadet olduğunu, zorunlu olmadığını, isteyenlerin bu güzelliği de yaşayabileceklerini söyledi.
SABAH / 20 AĞUSTOS 2011







