**Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un ''Hasbahçe-Osmanlı Kültüründe Bahçe ve Çiçek'' adlı eseri Osmanlı arşiv belgelerinden, dünya kitaplıklarından, seyahatnamelerden ve gravürlerden geçerek sonsuz ayrıntılı bir döküm sunuyor.
ZEYNEP ORAL
Yeryüzünün, tırmanan şiddetle, savaş tehditleriyle, korku, sindirme, baskı politikalarıyla, açlıkla, yoklukla, yoksullukla inim inim inlediği bir dönemde yalnız kucağım değil, yüreğim de çiçekle doluverdi:
Güller, sümbüller, yaseminler, laleler, menekşeler, nergisler, karanfiller... Zerrin, ful, katmer, arı çiçeği... Zülf-i nigâr, susam, şakayık, şebboy, amberbuy, hüsnüyusuf, yonca ve de leylak... Daha neler neler... Çiçeklerin kokusundan ve güzelliğinden daha çok sarhoş olmadan önümdeki hayat kaynağına, coşku kaynağına, değer kaynağına, yani önümdeki kitaba daha da dikkatli eğiliyorum: Prof. Dr. Nurhan Atasoy 'un ''Hasbahçe-Osmanlı Kültüründe Bahçe ve Çiçek'' adlı eserine... Çiçeklerin en hası bence hiç böbürlenmeyenidir, ağırlığı olmayanıdır. Hani kimi insanlar vardır, yaşam boyu çalışırlar, didinirler, gönül verdikleri, inandıkları işlerini, tutkuyla, ödün vermeden, yakınmadan,
yorulmadan sürdürürler, şan şöhret, alkış beklemezler... İşte Nurhan Atasoy da böyle insanlardan. Ağırlığı değil, derinliği olan, emekçi karıncalardan biri. Uzun yıllar süren bir çalışmanın, sonsuz bir birikimin, eşsiz bir araştırmanın, çetin bir uğraşın ürünü bu kitap. Osmanlılarda bahçe kültürünü, çiçek kültürünü bir bütün olarak ele alıyor. Saraylardan bahçelere, tarihi kaynaklardan, Osmanlı arşiv belgelerinden, dünya kitaplıklarından, seyahatnamelerden ve gravürlerden geçerek bizlere sonsuz ayrıntılı bir döküm, bir yorum, bir
sentez sunuyor. ''Değişik iklim ve topraklara uyumda inanılmaz başarı gösteren Türklerin'' yarattıkları bahçelerin, bahçe ve çiçek kültürünün etkilerini dile getiriyor. Osmanlı kültüründe yalnız bahçelerle, doğayla sınırlı değil çiçek. Halıda ve kilimde, minyatürde ve mimaride, İznik ve Kütahya çinilerinde, taşta ve ahşapta, kumaşta ve kâğıtta, her şeye, her yere, hatta duygulara ve düşüncelere, yaşamın ve sanatın her alanına damgasını vuruyor çiçek.
Evliya Çelebi 'ye bakarsanız, Edirne Beyazıd Han Bimarhanesi'nin bahçesinde bahar gelince açan deveboynu, müş-ü Rumi, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler, akıl hastalarını tedavide bile kullanılıyor. Sunuş yazısında Talat Halman 'ın dediği gibi: ''Fatih Sultan Mehmet, bir minyatür için poz verdiğinde, elinde kılıç yoktu, iktidarın görkemini sergilemiyordu; çiçek kokluyordu.'' Büyük forma, bol fotoğraflı bu dev eser Aygaz'ın sponsorluğuyla gerçekleşmiş. Koç Kültür Sanat tarafından, Ersu Pekin 'in tasarımıyla, kusursuz basılmış. Nurhan Atasoy'un bu eşsiz eserinin ortaya çıkmasına olanak sağlayan, katkıda bulunan herkesi kutlamak gerek. Değerlerimizin, değerini bilmeye, öylesine ihtiyacımız var ki...
CUMHURİYET - 28.12.2002