İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Tiyatroda terör

Yaşam
|

Rusya'daki trajik gaz zehirlenmesi olayından sonra uzmanlar öldürücü olmayan silahların kullanımı konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

Çünkü bu silahlar sanılanın aksine öldürücü olabiliyor. 26 Ekim tarihinde Rus Güvenlik Güçleri Çeçen teröristlerin rehin aldığı kişileri kurtarmak için tiyatro salonuna gaz sıktılar. Daha sonra bu gazın ağrı kesici olarak kullanılan Fentanil olduğu anlaşıldı. Ve bu kimyasal madde 700 rehineden en az 128'inin ölümüne yol açtı. Uzmanlar, morfinden yüzlerce kez daha kuvvetli olan Fentanil'in öldürücü olmayan silahlar sınıfına dahil edildiğini ve uluslararası kimyasal silahlar anlaşmasına göre yasaklanmadığını belirttiler. Şimdi şu sorular yanıt bekliyor: Uluslar tam anlamıyla yasal olan kimyasal maddeleri silah şekline mi dönüştürüyor? İnsanoğlu kimyasal silahların yol açtığı yaraların önemsenmediği bir döneme mi giriyor? ''Bulletin of Atomic Scientists'' isimli dergide, Bradford Üniversitesi'nden Malcolm Dando ve Kaliforniya Üniversitesi'nden Mark Wheelis'in kaleme aldığı bir yazıda, ABD'nin Fentanil benzeri öldürücü olmayan bir silah üzerinde çalıştığını belirtiyor. Bu iki bilim adamı ABD'yi, yasalardaki açıklardan yararlanarak, savunma adına öldürücü silahlar üretmekle suçluyor. Bu arada Amerikan Yönetimi, Rusya Başkanı Putin'i terörizme karşı benimsediği kararlı tutumundan dolayı desteklediğini duyurdu. Gen terapisi savaşları Bugüne kadar gen terapi yoluyla sürdürülen hastalık tedavilerinden henüz olumlu bir sonuç alınamadı. Hastanın, hastalıklı geninin yerine normal genleri yerleştirmek olarak tanımlanan gen terapi çalışmaları, üç yıl önce sağlıklı bir deneğin ölümünü engelleyemedi. Şimdi doktorlar bu teknikle tedavi edilen hastalardan birkaçının kansere yakalandığını duyurdular. Kanserin, gen terapinin yan etkisi olmasından kuşkulanılıyor. Nükleer serpinti Amerikan Federal hükümeti Nevada'daki Yuka Dağı'nın ülkenin nükleer atık çöplüğü olarak kullanılmasına izin verdi. Ancak uzmanlar nükleer atıkların çevredeki toprağa ve suya karışmasından kaygı duyuyor. Hükümet adına çalışan bilim adamları atıkların sızıntı yaratabileceğini ancak bunun onlarca bin yıl içinde gerçekleşeceğini ileri sürüyor. Kaldı ki o zaman da radyoaktivite zararsız bir hale gelebilir. Bölgenin volkanik kayalıklardan oluşması, kayalarda çatlakların bulunması ve yağmur sularının buralardan sızarak nikel-krom-molibden konteynırları çürütmesi olasılığı mevcut. Ancak hükümet görevlileri, şemsiye gibi konteynirlerı saran koruyucu titanyum kalkanların bu olasılığı ortadan kaldırdığını ileri sürüyor. Projeye şüpheyle yaklaşanlar bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve bölgenin jeolojik yapısının bu iş için uygun olmadığını belirtiyorlar. Uzayda kaybolanlar NASA'ya bilimsel destek sağlayan bir konsorsiyum, geçen temmuz ayında NASA'nın inşaası için 20 milyar dolar harcadığı Uluslararası Uzay İstasyonu'nun tümüyle yararsız olduğunu ileri sürdü. Oysa istasyonun kurulmasından yana olanlar, uzay aracının AIDS'e çözüm bulunmasından, kozmik kara maddenin gizinin ortaya çıkmasına dek pek çok konuda araştırma zemini oluşturacağına inanıyor. Gerçekte, istasyon kütleçekiminin sıfır olduğu bir ortamda böbrek taşlarını düşürücü ilaçların etkisini ölçmek gibi çok da önemli olmayan deneyler için kullanıldı. Bilim adamları hala istasyonun yararlı olacağına inanıyor. Bu görüşe göre, kütleçekiminin olmadığı ortamlarda organizma ve malzemelerin ağırlıksızlık olgusuna nasıl tepki vereceğini araştırmak veya radyasyonunu uzun vadeli etkilerini araştırmak gibi konularda istasyon ideal bir ortam oluşturabilir. Ancak finansal sıkıntılar istasyondaki görevli sayısının 7'den 3'e indirilmesini öngörüyor. Bu durumda istasyon laboratuvar olarak değil, heyecan peşindeki zenginlere yeni bir tatil mekânı olarak kullanılabilir. Kök hücresi çalışmaları Bush yönetiminin aldığı yeni kararlar, kök hücresi üzerine çalışmaların hızını kesti. Embriyonik kök hücreleri bu tartışmaların en hassas noktası, çünkü bunlar birkaç günlük embriyolardan elde ediliyor. 2001 yılında Başkan Bush, hem bilim adamlarını tatmin etmek, hem de kürtaj karşıtlarının sesini kesmek için kök hücresi çalışmalarına ayrılan fonlara kısıtlama getirdi. Bu bağlamda bilim adamları hâlihazırdaki bir düzine kadar kök hücresi merkezini kullanma kararına karşı çıkmadılar. Ne var ki bilim adamları bu durumdan hoşnut değil; çünkü bu hücreler ya kontrolü elinde tutmak isteyen özel sektörün elinde, ya da kullanılmayacak kadar ilkel durumda. CUMHURİYET BİLİM TEKNİK - 28.12.2002
AKRA