Türkiye'de sosyal refah düzeyi geriliyor, halkın yüzde 85'i yoksulluk sınırı ve altında yaşıyor
CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla'nın yaptığı araştırma, kriz, açlık, yolsuzluk, işsizlik ve statüko kayıplarının Türkiye'nin ekonomik gelişmişliğini vurduğunu ortaya çıkardı. Türkiye ekonomik gelişmişlik açısından Peru, Azerbaycan, Gürcistan, Sri Lanka ve Paraguay ile aynı düzeyde yer aldı.
İstanbul Haber Servisi - Halkın yüzde 85'nin yoksulluk sınırı ve altında yaşadığı Türkiye'de sosyal refah düzeyi sürekli geriliyor.
Türkiye nüfusunun yüzde 10'u hiçbir gelir olmadan yalnızca yardımlarla yaşarken yurttaşlar sosyal güvenlik kuruluşlarından maaş alıp geleceğini garantiye almak için ''anlaşmalı evlilik'' , ''anlaşmalı boşanma'' , yabancılarla evlenme ve cinsiyet değiştirip pembe nüfus kâğıdı almaya yöneliyor.
CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla' nın çeşitli kuruluşların verilerinden derlediği araştırmaya göre, son yıllardaki ekonomik daralma ve küçülmeler daha çok orta ve üst gelir gruplarını olumsuz etkiliyor.
Ailelerin yüzde 54.4'ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Kriz açlık, yoksulluk, işsizlik, statü kayıpları, tüketim-talep azalmasına ve Türkiye'nin ekonomik gelişmişlik açısından Gürcistan, Peru, Azerbaycan, Sri Lanka, Paraguay ile aynı düzeyde olmasına neden oldu.
Araştırmada, yoksullar ''derin'' ve ''normal'' olarak ikiye ayrılıyor. Toplumun yüzde 10'unu oluşturan ''derin yoksullar'' yalnızca yardımla yaşayabiliyor. Alışveriş yapamayan bu aileler, pazar yerlerindeki çürükleri topluyor. Giyecek kıyafetleri olmadığı için çocukların okula gidemediği bu evlerde, yalnızca makarna, bulgur, patates ve ekmek yeniliyor.
Toplumun yüzde 10 ila 30'unu oluşturan normal yoksulların ise düşük de olsa düzenli bir gelirleri var. Süt ve et tüketiminin olmadığı bu ailelerde ara sıra tavuk yeniyor. Bakkallara borcu bulunan bu grup ailelerin tamamı yarı yarıya ucuz olduğu için bayat ekmek tüketiyor. En büyük mali sorunu ev kirasının oluşturduğu bu ailelerin hemen hemen tamamında aile içi gerilim ve geçimsizlik çok yüksek.
Ailelerin yüzde 30.8'i de yoksulluk sınırında yaşıyor. Aylık gelirleri ortalama 729 milyon lira olan bu ailelerin üçte birinin borcu var.
Ailelerin yaklaşık yüzde 15'i yoksulluk sınırının üstünde yaşıyor. Aylık gelirleri 2 milyar 76 milyon ve daha üstü olan bu ailelerin yüzde 4.5'nin ise yaşam standardı çok yüksek. En yüksek gelir grubuyla en düşük gelir grubu arasında yaklaşık 20 kat fark bulunuyor. Nüfusun yüzde 15'i İngiliz ve İtalyanlar gibi, geriye kalan yüzde 85'i Peru, Bangladeş ve Uganda standartlarında yaşıyor.
2000 yılında büyük miktarlarda taşıt, konut ve diğer mallar için kullanılan tüketici kredilerinden sonraki yıllarda hızla vazgeçildi. 2000 yılında 58 bin 615 kişi konut kredisi kullanırken bu rakam 2002 yılında 3 bin 252'ye geriledi. Halkın yaklaşık yüzde 85'i yaşamı için gerekli olan ihtiyaçları dışında herhangi bir şey satın alamamakta.
İlaç üretimi azaldı
Son yıllarda ilaç üretimi de azaldı. 2000 yılında 1 milyar 94 milyon kutu ilaç üretilirken bu rakam 2001 yılında 952 milyona, 2002 yılının ilk 9 ayında ise 532 milyon 368 bin 730'a geriledi.
Otomobil satışında düşüş
Yurttaşlar 1999 yılında otomobil ve hafif araçlar olmak üzere toplam 378 bin 9 araç satın aldı. Bu rakam 2000 yılında 601 bin 811'e yükseldi. Ancak krizin patlak verdiği 2001'de 188 bin 603'e, 2002 yılında ise 152 bine geriledi.
Reklam harcamaları
1999 yılında 924 milyon dolar olan televizyon, basın, radyo ve sinema reklam harcamaları 2000 yılında 1058 milyon dolara ulaştı. Ancak, bu rakam 2001 yılında 540, 2002 yılının ilk 6 ayında 369 milyon dolara kadar düştü.
Bu arada, ekonomik krize bağlı olarak icra davaları ve boşanmalar da arttı. 2000 yılında 7 milyon 39 bin 288 olan icra dava dosyası, 2001 yılında 9 milyon 404 bin 9'a yükseldi. 2000 yılında 40 bin 108 olan boşanma davası sayısı da 2001 yılında 96 bin 78 oldu.
Yurttaşlar krizden daha az etkilenmek için anlaşmalı evlilik ve boşanmalara, yabancılarla evlenmeye ve cinsiyet değiştirip pembe nüfus kâğıdı almaya yöneldi.
Bu yollarla devletin sosyal güvenlik kuruluşlarından maaş bağlatıp geleceklerini garanti almaya çalıştılar.
Olumlu değişiklik
Ekonomik tablolardaki olumlu değişiklik kısmi düzelmelere yol açtı. Enflasyondaki düşüşün yurttaşlara yansıması refah seviyesinde bir yükselmeye işaret etti. Yurttaşlar, bu sayede ihtiyaçlarını kısmen telafiye çalıştı.
Bu ihtiyaçlardan önceliği ise gıda aldı. Ancak, bu telafi tüketimi, ekonomiyi düzeltecek düzeyde değil. Yeni istihdam yaratılmadığı için de işsizliğe çare bulunamadı.
CUMHURİYET - 07.01.2003