İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Güneydoğuda sorun iki kat

Türkiye
|

Doktorların sorunları, güneydoğuda ikiye katlanıyor. OHAL döneminde çok sayıda doktor, hastası terör örgütü üyesi çıktığı için 'yardım-yataklık'la suçlandı. Zor koşulların tazminatı, 5-7 milyon lira.

OHAL'de doktor olmak, hemoroidli bir hastanın muayene ve ameliyatını yapma nedeniyle örgüt üyesi olduğunu anlamadığı için gözaltına alınmak, muayene ettiği hasta örgüt üyesi çıktığında yardım ve yataklık suçlamasıyla üç yıl hapis yatıp kamu hizmetinden men edilmek demekti. Bir güvenlik görevlisinin çocuğuna acil serviste enjeksiyon yapmadığı için hakarete uğramak, dayak yemek; adli raporu kurallar çerçevesinde düzenlediği için tehdit edilmekti. OHAL'de doktor olmak din, dil, ırk, siyasi düşünce farkı gözetmeksizin hizmet verdiği için sürgün edilmek, on binlerce insanın yaşadığı yerleri terk edip göçmen durumuna düşerek karşılaştıkları sağlık sorunlarına çözüm gücü olmak; sıtma, tifo, tüberküloz vakalarının bölgemizdeki sıklığını belirttiğinde bölücülükle suçlanmak, bu insanlarla bu sorunları, dramları birlikte yaşamak demekti. Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Necdet İpekyüz'ün sıraladığı cümleler, 'ora'da hekimlik yapmayı da özetliyor aslında. Türkiye genelinde hangi sorun olursa olsun, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayanlara daha katmerli bir şekilde yansıyor. Bölgenin hem 'kendine özgü' koşulları, hem de uzun yıllar süren çatışma ortamından halkın yanı sıra doktorlar da nasibini aldı. Düzeltilmeyen, kısa ve orta vadede çözülemeyecek gibi duran sorunlar hâlâ hekimleri etkiliyor. Var olan yoksulluk, kötü beslenme, barınma, pis sular, kalabalık aile yapısı ve çevre kirliliği gibi faktörler, sağlığı olumsuz etkiliyor. Gözaltı, hapis, sürgün Bölgede Türkiye ortalamasına göre daha fazla anne ve çocuk ölüyor; altyapı sorunları daha kötü ve hastalıklar daha fazla. Birinci basamak görevi gören ve koruyucu hekimliği kapsayan sağlık ocaklarının pek çoğunun kapalı olması doktorların işlerini zorlaştırıyor. Ama bölgedeki sürgünler ve yargılanmalar da 'diğer' yerlerde çalışan hekimlerden farkı ortaya koyuyor. Hipokrat yeminine bağlı kalarak çalışan hekimler örgüt üyeliği, yardım ve yataklık gibi suçlamalara maruz kalıp yargılandı, kimi cezaevine girdi. Diyarbakır Tabip Odası verilerine göre 1991-2001 yıllarında bölgede görev yapan 116 hekim ve sağlık çalışanı gözaltına alındı, kimisi tutuklandı, kimisi de hüküm giydi. 20'ye yakın hekim ve sağlık çalışanı faili meçhul cinayete kurban gitti, 58 doktor ve sağlık çalışanı ise çeşitli illere sürgün edildi. Zor koşulları olan bölgede çalışan hekimlere verilen anlamlı bir tazminat da yok. Güvenlik için bazı meslek gruplarına verilen OHAL tazminatı, insanların yaşamı ve sağlıklı olması için uğraşan hekim ve sağlık çalışanlarına yansımıyor. OHAL döneminde başlanan ve hâlâ ödemeleri devam eden tazminat rakamları komik denebilecek kadar düşük. Merkezde 1. ve 4. derecede çalışan uzman ve pratisyen hekimler 5 milyon 400 bin lira, ilçelerde ise en fazla 7 milyon tazminat alıyor. Yemine sadakatin bedeli Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet İpekyüz, bölgedeki durumu, "OHAL bölgesinde her şey olağanüstü yaşandı, ama sağlık hep olağan verilmek istendi. Aslında en büyük can güvenliği sağlıklı yaşamaktır. OHAL kalktıktan sonra da aynı tarzda sağlık hizmeti verilmeye çalışılıyor, özel projeler yok. Buna bağlı olarak sağlıkta bölgelerarası eşitsizlik düzelmiyor" diye açıklıyor. OHAL'de hekimlik yapmak, aynı zamanda bölgenin koşullarından da direkt etkilenmek anlamına geliyor. Diyarbakır Tabip Odası'nın son iki dönem başkanları olan Dr. Seyfettin Kızılkan ve Dr. Emin Uluğ'un istemleri dışında, OHAL yasası sonucu sürgün edildiğini, bu tür uygulamaların yasa gereği yargı yolunun kapalı olduğunu anımsatıyor İpekyüz. Dil bilmeyen ne yapsın? Bölgede çatışma nedeniyle yaşanan göçler, sağlık ocaklarının kapalı olması nedeniyle kırda yaşayan halkın sağlık hizmetlerinden yoksun olması, yoksulluk gibi sorunlardan doktorlar da fazlasıyla etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor. İpekyüz, "Burada yaşanan şiddetin ve boğuşmaların, sivil halk üzerinde yıkıcı etkisi olduğu gibi, sağlık çalışanlarını da önemli derecede etkiledi. Bölgede sağlık çalışanlarına ihtiyaç giderek artmasına karşın hem çalışma koşullarının güçlüğü, hem de can güvenliğinin olmayışı, sağlık personelinin bölgeye, özellikle de kırsal kesime gitmesini engelledi, bu nedenle il merkezlerinde birikmelere neden oldu" diyor. Bölgedeki dil sorununa da değinen Tabip Odası Başkanı İpekyüz, hastaların Türkçe bilmemeleri nedeniyle sorunlarını ifade edemediğini, yapılan araştırmalarda Kürtçe bilen sağlık çalışanlarının tedavide daha başarılı olduğunu belirtiyor. Doktorların sıkıntı listesi Bölgede hekim-hasta ilişkisini olumsuz etkileyen koşullar şöyle: Hizmet verilen yerlerin fiziksel yetersizliği Hizmet dağılımındaki eşitsizlikler Koruyucu sağlık hizmetlerinin yeteri kadar gelişmemiş olması Sosyal güvenlik sisteminin yetersizliği ve sorunları Sevk sorunu RPT sorunu (reçetelerin, muayene olmadan resmi karnelere yazılması) Başkasının karnesini kullanma Hekim-hasta-eczacı zincirindeki olumsuzluklar Hastanın temel yaşam koşullarının bozukluğu (Beslenme, barınma, kentsel-kırsal sorunlar vs.) Dil ve ifade eksikliği (iletişim) sorunu Sağlık sisteminin özendirici ve gelişmeyi teşvik edici olmaması Hekimlerin özlük haklarının yetersizliği Hekim özerkliği üzerindeki baskılar (adli hekimlik uygulamaları) Hekim-hasta ilişkisinde mesleki yetkinlik Hekim-hasta ilişkisinin etikdışı davranışlar açısından denetlenmemesi Yönetici sorunu (sağlık müdürlüğü, baştabiplik vs.) RADİKAL - 08.01.2003
AKRA