Benin, Eritre, Myanmar. Adını belki bugüne kadar duymadığımız 50 en az gelişmiş ülkenin dışişleri bakanları, "küreselleşmenin dezavantajlarını nasıl avantaja çeviririz" sorusuna cevap için İstanbul'da buluştu.
Dünya nüfusunun yüzde 10'u bu ülkelerde yaşıyor.
Gıda sıkıntısı çekenlerin oranı yüzde 40, bu ülkelerdeki nüfusun yaklaşık yüzde 50'si günde 1 dolardan daha az gelire sahip, en yüksek nüfus artışı oranı yüzde 5'le bu ülkelerde.
"Az gelişmiş ülkelerin sesi olacağız"
Konferansın açılışını yapan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Medeniyetler İttifakı projesi ile doğu ve batı arasında köprü olma iddiasındaki Türkiye'nin bu kez az gelişmiş ülkelerin de sesi olacağını söyledi.
Gül, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı aracılığıyla bu ülkelerde1 5 milyon dolar yatırım yapıldığını, 5 milyon dolarlık kredinin de yolda olduğunu söyledi.
Ancak çok daha fazla desteğe ihtiyaç var. BM Genel Kurul Başkanı Haya Raşid El Halife, "2000 yılında 330 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyordu. Bu rakama 2010 yılında 500 milyon kişi daha eklenmiş olacak. Dolayısıyla daha fazla desteğe ihtiyacımız var" dedi.
1994 yılında yaklaşık 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği iç savaşla gündeme gelen yoksul Afrika ülkesi Ruanda'nın BM'deki temsilcisi de “Küreselleşme zengin ülkelere yaradı, bizi ezdi” yorumunu yaptı.
Türkiye söz sahibi olmak istiyor
Ruanda’nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Joseph Nsengimana "Pek çok az gelişmiş ülke sadece doğal kaynakları yüzünden yabancı yatırımcıları çekiyor. Bu da işe yaramıyor çünkü sadece ham madde ihracatçısı konumundayız. Bunları işleyip kar edenler gelişmiş ülkeler" dedi.
En az gelişmiş ülkeler, gelişmiş ülkelere bağımlılıklarını kırmaya çalışıyor.
Amaçları, özellikle gelişmekte olan ülkelerle yeni ortaklıklar kurmak. Türkiye, bu açılımda söz sahibi ülkelerden biri olmak istiyor.






