İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Manhattan'ın Türk imamı

Yaşam
|

Namaz kılmaya gittiği camide sesi beğenilince, imam olarak atandı.

New York'taki İslam Kültür Merkezi'nin imamı Trabzonlu İsmet Akçin, mesleğe 11 Eylül'den birkaç ay önce başlamış. Eskişehir'de, Samsun'da, hadi bilemediniz İstanbul'da imamlığı anladık da, New York'un göbeğinde imam olmak nasıl bir şey? Yumuşak bir kahkahayla, "Çok güzel. Ben hayatımdan çok memnunum," diyor Trabzonlu İsmet Akçin. New York'un en zengin mahallelerinin hemen kuzeyindeki İslam Kültür Merkezi, modern mimarisi ve renkli cemaatiyle Manhattan'in tek camisi. Kuveyt Emiri tarafından inşa edilen bina, modern İslam mimarisinin önemli örneklerinden. "Ben aslında mimari olarak bizim İstanbul'daki camiler kadar sevmiyorum" diye söze başlıyor Akçin. 36 yaşındakı güleryüzlü ve esprili imam, New York'lular için televizyonda gördükleri Bin Laden portrelerinin tam tersi, İslam'ın ılımlı yüzünü temsil ediyor. Genç bir muhabirin İslam, cami adabı ve kadınların yeriyle ilgili bitmek tükenmek bilmeyen soru (ve itirazlarını) saatlerce sabırla dinleyip, İslam hukukundan örneklerle cevaplamaya çalışırken, modern yorumlar ortaya koyuyor. Taliban ve Bin Laden'le ilgili ısrarlı sorulara ise sonunda "Ama onlar bizim ölçümüz olamaz" diye isyan ediyor. "İslam'da zorlama kesinlikle yok. Cihat ise, her şeyden önemlisi insanın kendiyle mücadelesi anlamına geliyor." ŞARKICI OLACAKTI İMAM OLDU Trabzonlu muhafazakar bir ailenin oğlu olan Akçin, gençlik yıllarını doğum yeri Of, Samsun ve babasının imamlık yaptığı Belçika'da geçirmiş. Türkçe ve Arapça'nın yanında Flamanca ve İngilizce de konuşuyor. Çocukluğundan beri güzel sesiyle kah türkü, kah Kuran okuyan Akçin, gençlik yıllarının şarkıcı olma hayallerini, babası gizlice aldığı sazı kafasında kırınca bir kenara bırakmış. Gizlice müzik dinlemeye devam etse de, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay yerine, hafızlığa yönelmiş. "Gençliğimde belki bir dönem biraz zorlanmıştım ama bugün işimi çok seviyorum. Her gün babama dua ediyorum beni bu yöne teşvik ettiği için" diyor. Baba mesleği imamlığa devam etmek için liseden sonra İslam dünyasının en önemli dini merkezi sayılan Mısır'daki El Ezher Üniversitesi'nde İslam hukuku öğrenimi görmüş. Mezun olunca Diyanet İşleri'ne girmek hevesiyle Türkiye'ye geldiğinde ise, YÖK'un çıkardığı sürpriz bir kararla El-Ezher diplomasinin denkliği kaldırılınca, o donem El-Ezher'den mezun olan 3000 Türk gibi kendini işsiz ve diplomasız bulmuş. Bir süre fahri imamlık yaptıktan sonra, "İstanbul'un en güzel kızı" dediği eşi ve iki çocuğunu geride bırakıp, iş bulmak için önce Malezya sonra ABD yoluna koyulmuş. Bir süre New Jersey'de göçmen mahallelerindeki mescitlerde çalışan Akçin, bir gün namaz icin Manhattan'ın en büyük camisine geldiğinde, talih kuşu başına konmuş. Arkadaşlarının ısrarıyla Kuran okumaya başlayan hafız, caminin baş imamı tarafından anında keşfedilip ertesi gün işe alınmış. İŞİNİ SEVEN İMAM Akçin, aynı zamanda caminin baş müezzin ve Kuran okuyucusu. Türk çinileriyle bezenmiş mekanda baba mesleğini sürdürmekten büyük bir keyif aldığını söylüyor. Namaz kıldırmanın yanında, göçmen ailelerinden gelen küçük çocuklara Kuran dersleri veriyor ve zaman zaman sohbet toplantılarını da yönetiyor. "Günüm çok dolu geçiyor. Buradaki işlerin yanında günde yüz sayfa Kuran okuyorum. Akşam eve gelince belki en fazla biraz televizyon seyrediyorum. O kadar" diye anlatıyor gününü. Peki eskiden çok sevdiği müzik? "Vaktim olmuyor" diyor. "Bazen New Jersey'de arkadaşları ziyaret ettiğimde bir şeyler çalıyorsa dinliyorum. Ama evde müzik dinlemiyorum artık." İki yıldır ABD'de olmasına karşın, New York ve çevresindeki eyaletlerdeki Müslümanlar arasında güzel sesiyle ün yapmış. 11 Eylül'den bir kaç ay önce Manhattan'da imamlığa başlayan Akçin, 11 Eylül olaylarından sonra New York'lular İslam'a merak duyunca, kentin en önemli kilise ve sinagoglarına Kuran okumak için davet edilmiş. Caminin bulundugu 96. Sokak, aslında dünyanın en varlıklı insanlarının oturduğu New York'un "Upper East Side" mahallesiyle, kentin yoksul semtlerini bıçak gibi kesen bir sınır. Cemaat, bir kaç blok ötedeki dünyanın en zengin kilise ve sinagoglarından çok farklı. Çoğunluğu, Amerikalıların "Gemiden yeni inmiş" dediği cins taze göçmen. "Bazı günlerde buraya gelenlerin neredeyse yüzde yetmişi taksi şoförü oluyor" diyor Akçin. Gerçekten de namaz vakti, caminin önü çift sıra park etmiş sarı New York taksileriyle doluyor. İçerisi ise, Birleşmiş Milletler gibi; belki de dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş derecede "uluslararası." Geçen hafta soğuk bir Manhattan günü camiyi ziyaret ettiğimizde, içerisi Pakistanlı, Bosnalı, Arap, Afgan taksi şöforleri, Brooklyn'den gelen Mısırlı dükkan sahipleri, Cezayir ve Filistinli öğrenciler, Bangladeşli işadamları, İslam'ı benimsemiş siyah Amerikalılar, rap'çi gibi giyimiş gençler, kadın, erkek ve etrafta koşuşan çocuklardan oluşan bir cümbüştü. "Manhattan dünya şehri olduğu için, burası da böyle" diyor Akçin. Öğle namazını takiben sırasıyla İslam'ın esaslarıyla ilgili bir konferans, klonlamayla konulu tartışma ve Amerikalı zenci bir kadının alkışlarla şahadet getirerek İslam'ı seçtiği "Şahadet Töreni" gerçekleşti. Akçin'e göre, İslam Amerika'da gittikçe yayılıyor "Şu ana kadar ben bizzat 70 kişinin İslam'ı seçip şahadet getirmesine aracılık ettim. Diğer arkadaşlara gelen de çok var." SABAH - 12.01.2003
AKRA