2003’ün ‘Türk Yılı’ olarak ilan edilmesinden sonra Türkiye ile ülkesinin arasındaki ilişkilerin gelişmesi için çaba harcayan Japonya Başkonsolosu....
Akio Wada, İstanbul’u halktan biri gibi akbil (elektronik bilet) kullanarak gezmekten büyük zevk alıyor. 3 yıldır İstanbul’da yaşayan Wada için akbil olmazsa olmazlardan.
Wada, lüks makam aracı yerine kamuya ait otobüs ve tramvayları tercih etmesinin sebebini ise ‘halkla iç içe olmayı sevmesine’ bağlıyor. Hafta sonları Gümüşsuyu’ndaki konsolosluğa arabayla gelen Wada ve eşi, yürüyerek önce Taksim’e, buradan tramvaya binip Beyoğlu, Karaköy ve Eminönü’ne geçerek halkın arasına karışıp geziyor. Wada en çok Üsküdar ve Beyoğlu’ndan hoşlanırken, eşi Sachiko Wada, Mısır Çarşısı’nı seviyor.
Daha önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya ve Yeni Zelanda’da bulunan Wada, İstanbul’da kendisini yabancı hissetmediğini söylüyor. İki toplum arasındaki ilişkilerin 130 yıllık bir geçmişi bulunduğuna dikkat çeken Wada, bu dostluğun iki dünya savaşında karşı cephelerde yaralanmasına rağmen etkilenmediğini belirtiyor.
1880’li yıllara kadar dünyaya kapalı bir yönetim tarzı benimseyen Japonya, diğer ülkelere açılma kararı aldığında Osmanlı Devleti’ne de bir heyet gönderdi. 2. Abdülhamit döneminde başlayan ilişkilerde iki elim olay, dost halkların birbirine daha da yakınlaşmasını sağladı. İlki 1890’da 2. Abdülhamit’in Japonya’ya gönderdiği Ertuğrul adlı savaş gemisinin dönüşte batması. İkincisi ise 1999 yılındaki Marmara Depremi. Özellikle sivil toplum kuruluşları arasında depremden sonra yoğun bir ilişki başladı. 130 yıllık süreçte hem Japonya’dan hem de Türkiye’den üst düzeyde karşılıklı ziyaretler yapıldı. Her iki devletin de meclislerinden dostluk komisyonları kuruldu. Wada, Türkiye ile Japonların hem Asya toplumu hem de Batı kültüründen farklı bağımsız kültüre sahip olmalarının bu yakınlaşmada önemli olduğunu vurguluyor. Wada, “Giyimde, kıyafette ve görünüş olarak Batı kültürünü yansıtsa da eve girerken ayakkabıların çıkarılması, düşünce ve algılamada geleneklere bağlılığın bir göstergesi. İki ülke arasındaki ortak noktalar birbirlerine yakınlık hissetmelerini sağlıyor.” değerlendirmesi yapıyor.
Wada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kasımda düzenleyeceği etkinliklere 2 ile 4 bin arasında Japon’un geleceğini belirterek, nisan, mayıs, haziran aylarında da çeşitli organizasyonlar yapılacağını ifade etti. Wada, Türkiye’den 5 şehrin Japonya’da kardeş şehir ilan edilmesinin ilişkilerin artırılmasında önemli bir etken olduğunun altını çizdi.
Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem'in Japonya hükümeti nezdindeki girişimleri ile 2003 yılı ‘Türk Yılı’ ilan edildi. Ancak bu Türkiye’de, Japon hükümetinin bir etkinliği gibi algılanıyor. Wada bu algılamadan üzüntü duyduğunu belirterek, “2003’ün amacı, Türkiye’nin tanıtılması. Türk vatandaşların gidip tanıtması gerekiyor. Bunun konseptini Türk hükümeti belirleyecek.” şeklinde konuşuyor. Wada, bir ülkeyi ancak o ülkenin insanlarının daha iyi tanıtacağı görüşünde. 2003 yılı kapsamında sivil toplum kuruluşları Japonya’da çeşitli organizasyonlar düzenleyecek.
Ekonomik bakımdan Japonya’nın Türkiye’ye mutlak bir üstünlüğü var. Japonya’da 50 firma 1,5 milyar dolarlık bir yatırım yapıyor. Almanya, Hollanda, İngiltere ve ABD’den sonra Japonya 5. sırada. Türkiye’nin Japonya’ya ihracatı ise 100 milyon dolar. Bu yatırımlar ise yiyecek, metal hammadde, tekstil, deri ve cam ürünlerinde. Türkiye, Japonya ile barajların inşası, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yapımı gibi konularda hem ekonomik hem de teknik konularda işbirliği yapıyor.
3 yıldır Türkiye’de yaşayan Wada, Türk halkının yardımseverliğinden çok memnun. Kendi ülkesindeki ‘Lamen’ isimli yemeğe benzediği için döneri çok seviyor. Türk tatlılarını çok şekerli bulan Wada, tavukgöğsü yemekten hoşlanıyor. Başkonsolos Akio Wada İstanbul hakkındaki düşüncelerini şöyle özetliyor: “2 bin 600 yıllık tarihi ve kültürel birikime sahip İstanbul’a denk şehir olduğunu düşünmüyorum.”
ZAMAN - 27.01.2003