İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Dünyada 300 milyon insan 'obez'

Yaşam
|

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, sağlığı tehlikeye sokacak şekilde, vücudun aldığı kaloriyi harcayamayarak yağları depolaması sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi gerektiren bir hastalık.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) her yıl 300 bin kişinin obeziteye bağlı hastalıklar sonucu yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek 24 Ekim'i dünyada 'obezite günü' ilan etti. Paralar zayıflamaya Dünyada açlık çekenlerin oranı ile fazla şişman olanların sayısı aşağı yukarı eşit. 6 milyarlık dünyada yaklaşık 1 milyar kişi şişman, ki bunların 300 milyonu tedavi görmesi gereken 'klinik obez' denilen grupta yer alıyor. Avrupa'da her 100 erkekten 17'si, her 100 kadından da 21'i obez. ABD'de obez oranı yüzde 23, özellikle kadın ve azınlıklarda bu daha büyük bir sorun. 97 milyon kişinin fazla kilolarından şikâyet ettiği ABD'de zayıflamak uğruna bir yılda 33 milyon dolar harcanıyor. Sağlık harcamalarının yüzde 8'i obezite ve neden olduğu hastalıkların tedavisine gidiyor. 1960 yılından bu yana ise tedavi gerektiren şişmanların sayısında yüzde 23'lük bir artış saptanmış. Endüstrileşmiş toplumlarda daha çok rastlansa da endüstrileşmemiş ve yoksul ülke toplumları için de ciddi bir tehlike. Geri-kalmış ülkelerde şimdiye kadar önemli bir sorun sayılan yetersiz beslenme, salgın hastalık gibi problemlere şimdi bir de aşırı şişmanlık ekleniyor. Araştırmalar, açlıkla savaşan ülkelerde bile aşırı şişmanlıktan kaynaklanan sorunların arttığını gösteriyor. Çin'de önümüzdeki 10 yıl içerisinde 200 milyon obez insan olacağı tahmin ediliyor. Şişmanların ancak yüzde 5'i doktora başvururken geri kalanı, piyasada satılan ve hem yetersiz hem de sakıncalı olan zayıflama haplarından medet umuyor. Araştırmalar gösteriyor ki obezite son 20 yıldır olduğu gibi yayılmaya devam ederse 2236'ya gelindiğinde obez olmayan kimse kalmayacak! Obezitenin sosyal bir hastalık olduğunu söyleyen uzmanlar her yıl hastane, ilaç tedavisi, kayıp iş günü ve işsizlik sigortası için çok büyük paralar harcandığını belirtiyor. Gelecekte obezite kaynaklı ciddi sorunların yaşanacağına inanan uzmanlar, bunun önüne geçmek için şimdiden harekete geçmek gerektiğini vurguluyor. Türkiye için de bir tehdit Türk Obezite Vakfı tarafından 2001 yılında yapılan geniş bir araştırma, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından 'kronik hastalıklar' listesine alınan obeziteye ilişkin bir tablo sunuyor. İstanbul, Mersin, Diyarbakır, Aydın, Eskişehir ve Samsun'da 8 bin 674 erişkinin boyları, kalça ve bel çevresi ile vücut ağırlıkları ölçüldü, kandaki toplam yağ ve şeker miktarı saptandı. Araştırma sonuçlarına göre, Türklerin yüzde 19'u fazla kilolu, yüzde 15.6'sı obez. 30 yaşın üzerindekilerde kilo ve obezite sorunu daha sık, en çok da 55-64 yaş arası görülüyor. Kentli kadınların yüzde 27'si, kırsal alandaki kadınların yüzde 30'u, kentli erkeklerin yüzde 8'i, kırsal alandaki erkeklerin de yüzde 10.4'ü bu hastalıktan mustarip. Eğitim düzeyi yükseldikçe fazla kiloluluk ve obezite oranı azalırken, medeni durum da obeziteye yatkınlığı etkiliyor. Hiç evlenmemiş grupta fazla kiloluluk oranı yüzde 5.5 oranında görülürken, boşanmışlarda bu oran yüzde 19.1'e, eşini kaybetmiş olanlarda yüzde 22.4'e çıkıyor. Hiç evlenmemişlerin yüzde 2.5'i obez. Boşanmışların yüzde 13.2'sinin, dul kalanların ise yüzde 32.3'ünün obezite ile başı dertte. Özetle, Türkiye'de fazla kiloluluk ve obezitenin görülme sıklığı günümüzde, zaman kaybetmeden önlemler alınmasını gerektirecek düzeye ulaştı. Ruhsal sorunlar kilo aldırıyor Obezitenin nedenlerine gelince... Hızlı şehirleşme, teknolojinin gelişmesiyle fiziksel aktivitenin azalması, değişen beslenme alışkanlıkları, bedensel çalışmadan çok beyinsel çalışmanın ön plana çıkması... En önemli 'suçlu' ise hadi haksızlık etmeyelim, 'suçlular'dan biri televizyon. Hareketsiz şekilde televizyonun önünde geçirilen saatler insanlara her şeyden çok kilo aldırıyor. Üzüntü de kilo yapar! Ve tabii yanlış beslenme. Kadınlarda yaş ilerledikçe ve çocuk sayısı arttıkça obeziteye yakalanma riski de artıyor (dünyada da böyle). Sosyo ekonomik düzey düştükçe, obezite yükseliyor. Ancak çocuklar için durum biraz farklı. Çoğunlukla sosyo ekonomik düzeyi yüksek ailelerin çocuklarında obeziteye daha sık rastlanıyor. Bunun nedenlerini ise başka bir bölümde açıklayacağız. Psikolojik etkenler de insana kilo aldırabilir. Eskilerin deyimiyle 'gam eti basabilir', yani insan üzüntüden kilo alabilir. Nedeni basit: Üzüntü, korku gibi psikolojik etmenler, beden metabolizmasının bozulmasına neden oluyor, sonuçta da insanlar daha kolay kilo alıyor. Yanlış beslenme WHO'ya göre her yıl 12 milyon kişi, kalp krizi ve ataklar nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Her yıl 3.9 milyon kişi, yüksek tansiyon ve diğer kalp sorunları nedeniyle ölüyor. Kalp ve damar hastalıklarınn yüzde 75'i, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, az meyve ve sebze tüketimi, hareketsiz-pasif hayat stili ve tütün gibi belli bazı temel risklerin sonucunda gerçekleşiyor. Dünya nüfusunun yaklaşık 120 milyonu, çoğunluğu 40 yaş üstünde görülen 2. tip şeker hastalığından etkileniyor. Bu insanların üçte ikisi gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Ağır vücudun riski çok Kalp ve damar hastalıkları, şeker, obezite, kanser, solunum yolu hastalıkları gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar, her yıl gerçekleşen 56.5 milyon ölümün yüzde 59'una neden oluyor. Obez kişilerin kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski, normal kilolu kişilere göre yüzde 4 daha yüksek. Vücut ağırlığı yüzde 20 arttığında, diyabet yani şeker hastalığına yakanlanma riski de iki kat artıyor. Düşük, orta ve yüksek gelirli ülkeleri etkisi altına alan kronik hastalıklar, artık fakir ülkelerde de yaygın. Bu durum, yokluk ve enfeksiyon hastalıkları ile savaşan bu ülkelerde ikinci bir yük. WHO'nun sağlıklı yaşam önerileri Daha fazla meyve, sebze, fındık ve tahıl tüketin. Fiziksel aktivitelerde bulunun. Doymuş hayvansal yağlardan, doymamış sebze yağlarına geçiş yapın. Şişmanlığa neden olan tuzlu ve şekerli gıdaları azaltın. Kilonuzu düzenli aralıklarla kontrol edin, gerekirse diyet ve egzersiz yapın. Yağsız yiyecekler şişmanlatır mı? Amerikalıları asıl şişmanlatanın yağsız ve az yağlı yiyecekler olduğu iddia ediliyor. ABD'de son 10 yılda yağ içermeyen ya da az yağlı gıdaların piyasaya sürülmesinin, obezitenin yaygınlaşmasına katkıda bulunduğu ileri sürüldü. Amerikan Kalp Derneği'nin web sitesinde yayımlanan araştırmada, sorunun, insanların yağı azaltılmış ya da alınmış bisküvi, yoğurt ve diğer gıdaları sınırsız yiyebileceklerini sanmalarından kaynaklandığı belirtildi. Araştırmada, bu gıdaların, az yağ içerse de şeker oranlarının daha yüksek olduğu, kalorilerinin de yüksek olabileceği belirlendi. Dr. Judith Wylie- Rosett, "Bir ürün az yağlı olarak reklam edildiğinde, bunu tüketme miktarımızı sınırlamayı unutuyoruz" dedi. Brooklyn'deki Maimonides Tıp Merkezi'den Dr. Henry Anhalt, insanlara yağsız ya da az yağlı gıdalara, tam yağlı gıdalarla aynı muameleyi yapmaları tavsiyesinde bulundu. Araştırmalar, ABD'de obezite oranının son 20 yılda iki katına çıktığını, aşırı kilodan kaynaklanan tip 2 diyabetlilerin sayısının da 1990'larda üçte bir oranında arttığını gösteriyor. Neden olduğu hastalıklar Diyabet (şeker hastalığı) Kalp rahatsızlıkları Damar sertliği Yüksek kolesterol Gut hastalığı Yüksek tansiyon Solunum rahatsızlıkları Eklem hastalıkları Âdet düzensizlikleri Kısırlık İktidarsızlık Safrakesesi rahatsızlıkları Kadınlarda meme ve rahim kanseri Erkeklerde prostat kanseri Bağırsak kanseri Psikolojik şikâyetler RADİKAL - 23.02.2003
AKRA