ABD'nin Irak operasyonundaki ısrarı, Birleşmiş Milletler 21. yüzyılda gerekli mi, değil mi tartışması Avrupa Birliği'nin bölünmüşlüğü, dünya konjonktüründe yakın gelecekte var olandan çok farklı bir yapılanma yaşanacağının sinyallerini veriyor. Dış politika yeni arayışını sürdürürken küreselleşme de ikinci dalga boyutunda seyrediyor. İkinci dalga, küresel işgücünde yaşanıyor. Ancak bu kez mağdur olan kesim gelişmiş olan ülkelerin eğitimli işgücü.
ABD'de ve Avrupa'da uzun bir süreden beri kitlesel işten çıkarmalar yaşandığı biliniyor. İlginç olan bunun talep daralmasından ya da şirketlerin iflaslarından kaynaklanmaması. Uluslararası rekabet karşısında maliyetlerini düşürmek isteyen şirketlerin üretim üslerini, bürolarını hatta kimi zaman merkezlerini gelişmekte olan ülkelere kaydırmaları.
Birkaç örnek verelim. Biri uçak mühendisliğinden. ABD'li Boeing firması uçaklarını kanat ve bagaj bölümlerinin dizaynlarını Rusya'daki uzmanlara yaptırıyor. Rusya'da matematik ya da uçak mühendisliğinde master yapmış bir kişinin aylık ücreti 650 dolar. ABD'li meslektaşının ise bunun yaklaşık 10 katı.
Hintli ve Çinli mühendisler daha önce ABD tarafından dizayn edilen çipler için kodlar yazıyorlardı. Şimdi ise Texas Instruments, Intel ve diğerleri için kendileri geliştiriyorlar. ABD'li meslektaşı ayda 7 bin dolar kazanırken 5 yıl deneyimli bir Hintlinin ücreti bin dolar.
Fabrikalardan, konutlara kadar bilgisayarda yapılan mimari çizimlerin yeni rotası Macaristan, Filipinler ve Şili. Filipinlerde bir mimarın aylık kazancı 250 dolar iken ABD'de aynı işe ödenen ücret 3 bin dolar.
Bu gelişmeler küreselleşmenin ikinci dalgası ve global ekonomiyi yeniden şekillendiren yeni en büyük akımlardan biri. İlk dalga bundan 20 yıl önce özellikle ayakkabı, tekstil, elektronik ve oyuncakta emek yoğun ve ucuz işgücü için gelişmekte olan ülkelerin tercih edilmesiyle başlamıştı. Şimdi ise yalnız bilişim ve iletişim sektörü değil, finans, bankacılık, mühendislik hizmetleri, sigortacılık, mimarlık gibi iş kollarında da gelişmekte olan ülkelere doğru cidi bir akın var. Zengin kuzeyin yüksek ücretlileri işlerini zorunlu olarak yoksul güneyin eğitimli, akıcı bir yabancı dile sahip bireylerine devrediyorlar. Araştırmalar 2015 yılına kadar ABD'de 3.3 milyon beyaz yakalının işsiz kalacağını ve 136 milyar dolarlık bir ücret portföyünün Uzakdoğu, Doğu Avrupa ve Güney Afrika'ya kayacağını gösteriyor.
Batılı şirketler maliyetleri düşürerek paralarına para kattıkça, Batılı işsizlerin sayısı artıyor. HSCB gibi İngiliz bankalarının arka bahçeleri Çin ve Hindistan. Fransız firmalar çağrı merkezlerini Mauritius'a kaydırırken başta Siemens olmak üzere Alman şirketleri Rusya ve Doğu Avrupa'ya yöneliyor.
Peki bu arada ABD ve Avrupa'nın beyaz yakalılarına ne oluyor? Var olan ücretler şimdiden yaklaşık yüzde 20 oranında düşürülmüş. Ancak bu yine de iş kaybını önleyemiyor. Şüphesiz kimi stratejik öneme sahip Ar-Ge'lerin ve müşteri ile yüz yüze olmanın gerekli olduğu iş kolları bu ülkelerde durmak zorunda. Ayrıca, ABD bu kez de genetik ve nanoteknoloji başta olmak üzere yeni alanlara doğru kayıyor.
Sonuçta küresel bilgi ekonomisi gelişmekte olan ülkeler açısından büyük bir şans. Tabii bu yeni akımın önemini önceden kavrama becerisine sahip olan ülkeler için. Bilgi toplumu olma yolunda ulusal politikalar oluşturan, eğitim sistemlerini küresel ekonominin talepleri doğrultusunda yeniden düzenleyen ülkeler globalleşmenin kaymağını yemeye başladılar. Türkiye ve Türkiye gibiler ise ne yazık ki hâlâ avuçlarını yalıyor...
CUMHURİYET - 26.02.2003