"Lider olunmaz. Doğulur" görüşü yıllardır tartışılır. Ama ben bu görüş sahiplerine şu iki soruyu soruyorum:
1. "Siz bir lidersiniz de; bu yaradılıştan olan zor ve emsali az bulunur farklılığınızı mı vurguluyorsunuz?"
2. "Yoksa sizin liderlik etmekte var olan sıkıntılarınız için, ne yapayım, yaratan vermemiş ki; benim elimden ne gelir" diyerek, sıyrılmaya, deyim yerindeyse topu taca atmaya mı çalışıyorsunuz?
Çağımız, çok açık ve kesin olarak, yaratıcılığımızı, tüm benliğimizi ve özellikle de kafamızı kullanarak çalışmayı gerektiren bir çağdır. Doğal olarak, çalışanlarımızdan da bu şekilde çalışmalarını beklemek durumundayız.
Bedeni yeteneklerini seferber etmek ve insan gücünden sadece "kas gücü" olarak yararlanmak çok daha kolay ve "zorlamayla" dahi başarılabilen bir iştir. Kas gücünün arandığı ve asıl olduğu işlerde "askeri kumanda" ve emir yeterli olabilir...
"Kırbaçla çok iyi taş kırdırabilirsiniz. Ama kırbaçla insanları daha iyi düşündüremez ve daha yaratıcı işler yapmasını sağlayamazsınız."
Gene günümüzün vazgeçilmez bir yönetim şekli olan ve gerek kalitenin, gerek verimliliğin gelişerek devamını temin eden, çok doğru bir yöntem olarak "çalışanın yönetime katılmasını" sağlamak için her yöneticinin liderliği öğrenmesi ve geliştirmesi gereklidir. En son olarak yukarıda bahsettiğim "katılımcı yönetim" için de gerekli olan altyapının, yani takım bilincinin yerleşmesi için "liderlik" vazgeçilmez bir ön şarttır.
Eğer bir işletmede yöneticiler liderlik konusundaki bilgi ve becerilerini geliştiremezlerse, o işletmede takım olmak, iletişimi artırmak, daha iyi projeler geliştirmek, yeni ve farklı yöntemlerle işi büyütmek kabil olmayacaktır. Bu durumun sonucuysa, sert rekabet koşulları altında ezilmek, küçülmek ve hatta bazen yok olmaktır.
Bu gerçeklerin ışığında, liderliğin öğrenilip geliştirilebilir bazı becerilerden oluştuğunu hiç unutmamak ve yöneticiler olarak bu becerilerimizi geliştirmek gerekmektedir. Bu becerilerin ilki ve en genel olanı empatik iletişim becerisidir.
Öte yandan, dünyanın hemen her yerinde, seminerleri verilerek pratik yaptırılan liderlik becerilerinden üçü ise;
1. "Astların gelişim düzeyini anlayıp, teşhis etmek."
2. "Astların yetkinlik durumuna (gelişim düzeyine ve şartlara göre farklı ve fakat doğru liderlik tarzlarını uygulayabilmek" ve nihayet,
3. "Astlar ile preformans sürdürecek sürekli iletişimi doğru kurabilmektir."
Liderliğin, bu üç önemli becerisini işleyen seminerler, katılanları daha da iyi birer "yönetici-lider" olarak işletmelerine kazandırabilmektedir.
Bu üç becerinin hangi konuları kapsayıp, incelediğini merak edenlere gene kısaca şunları söyleyebiliriz:
Astlarımızın, mevcut gelişim düzeyini anlamak, yani teşhis edebilmek için, insanlarımıza daha yakın ve ilgili olmamız gerekir. İnsanların hiçbir zaman ve her bir konuda sürekli olarak tam yetkin olması söz konusu değildir. Biz hepimiz, gelişen teknoloji ile değişen işler karşısında her zaman tipik bir "hevesli, yeni öğrenen" durumunda olabiliriz. Gene her birimiz, çok istekle başladığımız bir işte veya kendi arzumuz ile değiştirip geliştirdiğimiz üretim prosesimizde, kendimizi "işe karşı hevesi kaçmış" ve "gerçeklerle karşılaşınca, morali bozulmuş" bir durumda bulabiliriz.
Bizden de çok iyi bildiğimiz bir işi yaparken veya çok iyi bildiğimiz bir işe yakın bularak elimize aldığımız bir işi yaparken, bir yerlerde zorlanarak, "moral ve motivasyon konusunda yetersiz bir duruma düşerek, daralabiliriz..."
Belli bir konuda hem çok bilgili ve becerili, hem de son derece de verimli olduğumuz durumlarda ise, "memnun, mutlu ve en önemlisi çok başarılı yani verimli" bir durumdayızdır.
Bir lider, tüm bu durumları çok iyi takip edebilmeli ve anlamalıdır ki, uygun davranışı seçerek, astını en verimli kılacak olan en etkili liderliği uygulayabilsin...
Teşhis becerileri konusunu öğrenen ve bu becerilerini geliştiren lider adayları daha sonra ikinci önemli beceri olan, "değişik liderlik stillerini yerinde uygulamak" konusunda şu başlıklardaki konuları inceler ve öğrenirler.
- Bir işi anlatıp, öğretebilmek,
- Bir işin önceliklerini saptayıp, aktarabilmek,
- İşi doğru yapmanın ve iyi sonuç almanın, yani performansın kriterlerini belirlemek ve limitlerini koyarak anlatabilmek,
- Kontrolün boyutlarını ve sıklığını ayarlayabilmek ve yerinde etkin kontrol yapabilmek,
- Amaç saptamak ve hedef belirleyebilmek,
- Vizyon sağlayabilmek ve paylaşmak,
- Astlarının neden ve niçin sorularına doyurucu cevap verebilmek,
- İnsanları dinlemek,
- İnsanlara örnek olabilmek,
- Astlarını kendisi ile görüşmek konusunda istekli hale getirmek,
- İnsanlara ilham verebilmek ve tüm bunları yerli yerinde yapabilmek.
Nihayet liderlik konusunda gelişmek isteyenler, liderlik seminerlerinde; "performansı sağlamak ve sürdürmek için astları ile nasıl sürekli iletişim içinde olacakları" konusunda beceri geliştirmektedirler. Bahsettiğimiz tüm beceriler, video canlandırmaları, uygulamalar, oyunlar ve rol oyunları ile pekiştirilerek, pratik hayat ile bağdaştırılmaktadır.
Son olarak altını çizmemiz gereken bir durum ise, her beceri gibi, "liderlik becerileri"nin de gelişmesi için potansiyel liderin öncelikle "lider olma, lider gibi davranabilme" arzusu ile dolu olması şarttır. İkinci önemli husus ise, öğrenilenlerin mutlaka pratiğe geçmesi yani egzersiz yapmak gereğidir.
Hepiniz biliriz ki; müziğe çok daha fazla yatkın fakat daha az piyano çalışan bir piyaniste göre, başlangıçta müziğe daha az yatkın olan, fakat çok fazla piyano çalışan bir başka piyanist, daima önde olmuştur. Yaradılıştan gelenler ve deha; yüzde üçler beşler düzeyinde işimize yarar. Ama başarılarda yüzde doksan beşten çok çalışma geçerlidir. Yani gayret ve ter vardır...
Kaldı ki; yönetim geliştirme merkezimizin yirmi yıllık ve bizzat benim de otuz yılı aşkın deneyimlerim de; liderliğin arzu edilirse kazanılabilen bir beceri olduğunu, sonuçlarının da hızlı bir şekilde işletmelere geri döndüğünü defalarca kanıtlamıştır.
DÜNYA - 14.03.2003