Sarıkamış muharebesi, tarihlere tek bir kurşun atılmadan kaybedilen savaş olarak geçti. Mehmetçiklerimiz, Rus ordusunu kıstırmak üzere plan yaparken, kar ve soğuk tarafından esir alınmıştı, Allahüekber Dağları'nda...
Torunları Sarıkamış şehitlerine sahip çıkıyor
Tarih 22 Aralık 1914’ü gösterirken Enver Paşa’nın emriyle 125 bin civarındaki Osmanlı askeri, dondurucu soğuğa rağmen yollara düştü. Sıfırın altında 40 dereceye düşen soğuk, düşmandan daha düşmandı. Çok sonraları facianın adı tarih sayfalarına ‘bir kurşun bile atmadan 70 bin şehit verdiğimiz Sarıkamış Muharebesi’ olarak geçecekti. Yıllar geçse de içindeki acıları dindiremeyen Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK), Kafkas cephesinde yaşananları günyüzüne çıkarmayı planlıyor.
Aradan geçen 88 yıl boyunca bir kere bile anılmayan Sarıkamış şehitlerini, Çanakkale şehitleri gibi her yıl anmaya başlayacak olan ERVAK, Allahüekber Dağları’na yine Çanakkale Şehitleri Anıtı gibi bir anıt dikilmesi için girişimlere başladı.
Çanakkale Şehitleri'nin anıldığı bugünlerde, Erzurum Kalkınma Vakfı'nın (ERVAK), Sarıkamış'ta şehit olanların yakınlarını arama çabası hayli anlamlı duruyor. Yıllardır unutulmuş bir başka destan, yeniden ve layıkınca hatırlanıyor. ERVAK, Birinci Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa komutasında Allahüekber Dağları’nda düşmandan önce soğuk ve tipiyle mücadele etmek zorunda kalan Mehmetçiklerin yakınlarını radyo, televizyon ve gazete ilanlarıyla arayacak.
Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK), 1914 yılında gerçekleşen ve tarihe tek kurşun atılmadan kaybedilen savaş olarak geçen Kafkas cephesinde yaşananları gün yüzüne çıkarmayı planlıyor. Aradan geçen 88 yıl boyunca bir kere bile anılmayan Sarıkamış şehitlerini, Çanakkale şehitleri gibi her yıl anmaya başlayacak olan ERVAK, Allahüekber Dağları’na yine Çanakkale Şehitleri Anıtı gibi bir anıt dikilmesi için girişimlere başladı.
Amaçlarını, “vatan için kendini sıkıntı, meşakkat ve sonuçta ölüme atan Sarıkamış gazi ve şehitlerine vefa göstermek” olarak açıklayan ERVAK Başkanı Necati Bölükbaşı, “Gücümüz yeterse 28 bin kişilik 3 ayrı toplu mezarı ayrı ayrı mezar haline getirerek unutulan bu vatan evlatlarını Türk milletine hatırlatmak istiyoruz.” diye konuştu.
Sarıkamış şehitleri ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı ile temasa geçen ERVAK, yeterli doküman bularak kamuoyuna sunacak. Sarıkamış şehitleri anısına yaklaşık 70 bin kişinin donarak öldüğü 26 Aralık’ta Allahüekber Dağları’na tırmanış gerçekleştirilecek.
Neler yapılacak?
“Tarihin tozlu raflarında kalmış Sarıkamış olayını gün yüzüne çıkarmanın zamanıdır.” diyen Necati Bölükbaşı, çalışmalarını şöyle anlattı: “Genelkurmay’dan savaşa katılan ve şehit olanların yakınlarına ait bilgileri istedik. Erzurum Valiliği ile temasa geçilerek destek alınacak. Bu konuda yazılmış bütün eserler toplanacak. Tespit edilen adreslerin dışında radyo, gazete ve televizyon kanalıyla verilecek ilanlarla Sarıkamış şehitlerinin yakınları bulunacak. Temmuzun ilk haftasında ulaştığımız yakınlarla Erzurum’da yapılacak Sultan Sekisi toplantısında buluşacağız. Projemizin ikinci safhasında anıt var. Bu konuda yapılacak iyi bir kampanya ile Çanakkale şehitlerine yapılan anıt gibi büyük bir anıtı Sarıkamış şehitleri için Allahüekber Dağları’na dikeceğiz. Bu konuda zengin işadamı ve kuruluşların sponsorluğunu bekliyoruz.”
ERVAK anıtın nasıl olacağı konusunda bir yarışma düzenleyecek. Oluşturulacak bir komisyon projeleri değerlendirecek ve Sarıkamış olayını en iyi şekilde anlatan anıtın inşasına başlanacak.
Sarıkamış şehitlerinin yakınları www.ervak.com adresli siteye adreslerini bildireceği gibi 0442 – 233 38 20 nolu telefon veya Cumhuriyet Caddesi, Kızılay İş Merkezi Kat: 3 ERVAK, adresi ile de irtibat kurabilir.
Tarihçiler ne diyor?
Tarih 22 Aralık 1914... Enver Paşa’nın emriyle 125 bin civarındaki Osmanlı askeri, dondurucu soğuğa rağmen yollara düşmüştü. Bölge karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde 1 metreyi geçiyordu. Zemheri diye bilinen en soğuk günlerdi. Sıfırın altında 40 dereceye düşen soğuk, düşmandan daha düşmandı. Yapılan harekât plânına göre; 9. Kolordu Sarıkamış Dağları’nı, 10. Kolordu ise, Allahüekber Dağları’nı aşarak Rusları Sarıkamış’ta kuşatıp imha edecekti. Gündüz başlayan yürüyüşte çarıkları yumuşayan askerlerin çarıkları gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarını sıkmaya başladı. Adım atmak neredeyse imkansızdı. Askerler donmamak için olduğu yerde zıplar, atlar, kendini karların içine vurur ama, soğuk ve don alabildiğine insafsızdır. Nihayet ayaktan başlayan donma yavaş yavaş tüm vücuda yayılır. Düşeni kaldırmamak için emir vardır. Zaten kimsede de kimseyi kaldıracak güç kalmamıştır. Yere düşen buz kesilmiş şehitler, ordunun işaret taşları gibi bembeyaz karlarla kaplı dağlara dizilirler. Kimi çömelmiş, kimi oturmuş, kimi yuvarlanmış, kimi bir ağacın gövdesine dayanmış kardan heykellere dönüşürler.”
Tarihçi Muzaffer Taşyürek:
‘O yıl kurtlar insan etine doyar’ diyerek olayı anlatmaya çalışan Taşyürek, o günkü manzarayı şöyle tasvir ediyor: “Birçok cesedin gözlerini kuşlar oymuştur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karşısında moralman yıkılmaktadır. Ayrıca açlık da son haddine ulaşmıştır. Onbeş saatlik yürüyüşün sonunda, 16 bin 300 kişilik 30. Tümen’den geriye yalnızca bin 400 asker kalır. Ölenler, düşmana karşı tek bir mermi atamamışlardır. Diğer birliklerin de bunlardan farkı yoktur. Kayıpların sayısı, en iyimser rakamla 70 bin kişidir. Bazı kaynaklarda bu sayı 90 bin kişiye kadar ulaşır. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karların üzerine cansız serpilmiştir. Kalanlar ise açlıkla, bitlerle, tifüsle, soğukalgınlığı ve kangrenle uğraşıyorlardı.”
Muzaffer Taşyürek, Sarıkamış muharebesindeki son hamleyi de şöyle aktarıyor: “Enver Paşa’nın dediği dedikti. Son bir gayretle Sarıkamış’a yüklenmek istiyordu. Ve emri verdi: “Saldırı sırasında her üst, bir adım geri atanı derhal tabancası ile öldürecektir.” Askerler, bu durum karşısında dillerinde kelime–i şehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye başladı. Sonuçta Sarıkamış’a ancak bir avuç kahraman ulaşabildi. O da geçici bir süre için...”
Araştırmacı Ali Ayrım:
Ali Ayrım, 'Dadaşım' isimli kitabında Sarıkamış ile ilgili daha farklı bilgiler veriyor: “Birinci Dünya Savaşı’na düşünmeden, eksiklikleri tamamlamadan, gözü kapalı, talana koşar, yağmaya gider gibi katılmıştık. Savaş gücünü toplayamamış askerimizle buzlu, boranlı, geçilmez, yüce, karlı dağları aşarak, Sarıkamış’ı arkadan çevirerek, saracak, kabarık yığınakları gelir kaynağı bol, güçlü, üstünde kışlık giysisi, yiyecekleri çok, karınları tok, Çar ordusunu ezecek, yok edecek, 1877– 1878’de onlara bıraktığımız Kars’ı, Ardahan’ı, Batum’u geri alacak, kurtaracaktık. Olmadı. Tarihte tek kurşun atmadan kaybettiğimiz bir savaştı Sarıkamış muharebesi. Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Allahüekber Dağları’nda bir gecede donmuştu. Rus ordusu hiç bu kadar kolay bir zafer kazanmamıştı.”
Rus Kurmay Başkanı Pietroviç'in anıları:
Muzaffer Taşyürek, Moskova'daki askerî müzede sergilenen Pietroviç'in anılarından şu satırları alıntılıyor: “İlk sırada diz çökmüş beş kahraman. Omuz çukurlarına yasladıkları mavzerleri ile nişan almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Ama asılamamışlar. Kaput yakaları semaya dikilmiş, kaskatı... Hele bıyıkları, hele hele bıyıkları ve sakalları! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmiş olmasına rağmen şu kahredici tipinin bile örtüp kapatamadığı gözleri!.. Apaçık!.. Tabiata da, başkumandana da, karşısındaki düşmana da isyan eden ama inancına teslimiyetle bakan gözler... Açık, vallahi apaçık!..
İkinci sırada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltıraş benzerini yapmayı başaramamıştır... Öylesine kaskatı kesilmişler." Mehmetçiğin buzdan inanç abidesine dönüşümünü, hayretle anlatıyor ilerleyen satırlarda Pietroviç. Ve satırlar şöyle sonlanıyor: “Allahüekber Dağları’ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel Allah’larına teslim olmuşlardı... 24.12.1914 Perşembe.”
Taşyürek, Sarıkamış'la ilgili son olarak şunları naklediyor: "Hafız Hakkı Paşa, başkumandan vekiline şu sözlerle özetler: ‘Bitti paşam, ordumuzun kısm–ı küllisi mahvoldu.’
ZAMAN - 16.03.2003