Bilim adamları, diş eti dokusu içinde doğal olarak üretilen bir proteinin iltihap önleyici bir etkisi olduğunu ortaya çıkarttı. Bu protein insan vücudundaki bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.
Birmingham Üniversitesi Periodontoloji Bölümü'nden Profesör Iain Chapple (resimde, maskeli) başkanlığında bir ekibin yürüttüğü araştırma sonucunda bulunan koruyucu anti-oksidan madde, diş eti hastalıklarının tedavisinde veya iltihapların giderilmesinde çok büyük yarar sağlayabilir. Dişlerin dökülmesine yol açan diş eti hastalıklarının incelenmesi sırasında ortaya çıkan ''glutathione'' adı verilen anti-oksidan, diş etlerinde oldukça yüksek miktarda salgılanıyor. ''Vücudun doğal yollardan ürettiği bu küçük protein iltihaplanma ve bağışıklık fonksiyonları konusunda çok önemli etkilere sahip'' diye konuşan Prof.Chapple, ''Diş eti hastalığı olanlarda bu proteinin seviyesinin çok düşük olduğunu saptadık. Dolayısıyla kuramsal olarak bu proteinin insanları diş eti hastalıklarına ve benzer hastalıklara karşı koruduğu sonucunu çıkarttık. Bu alanda yapılacak ileri araştırmalardan elde edilecek bilgilerle, romatoid artrit ve iltihaplı akciğer hastalıkları gibi rahatsızlıklarda hastanın savunma gücünü artırabiliriz'' diyor.
Kirliliğe karşı moleküler çözüm
Yeni geliştirilen bir malzeme, sıkıştırıldığı zaman çevreyi radyoaktif atık ve kimyasal kirleticilerden temizliyor. Birmingham Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Kimya Bölümü'nden Dr. Joseph Hriljac 'ın başkanlığında yürütülen çalışmada, zeolid maddesinin sudaki kimyevi maddeleri moleküler bir sünger gibi emdiği görüldü.
Üç boyutlu bir yapıya sahip, katı bir madde olan zeolid, alüminyum, silikon ve oksijen içerir; ayrıca sünger gibi düzenli aralıklı gözenekli bir yapısı vardır. Bilim adamlarının geliştirdiği sistemde zeolid, diğer katı maddeler gibi basınç altında parçalanmıyor veya küçülmüyor. Tam tersi, hacmi artıyor. Bu özelliği nedeniyle çevreyi kirleten maddeleri yakalamak için iyi bir malzeme olabileceği düşünülüyor.
A.B.D. Enerji Bakanlığı'nın Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'nin işbirliği ile yürütülen çalışmalardan birinde zeolid, normal su miktarının iki mislini emerek gözenekleri içinde hapsetti. Bu arada üzerindeki basınç arttıkça, zeolidin gözenek hacmini artırdığı ve sonuçta büyük ölçüde genişlediği ortaya çıktı. Dr.Hriljac bu konuda şunları söylüyor:''Bu araştırmaya dayanarak, çevreyi kirleten maddeleri gözenekleri içine hapsedilebilecek bir malzeme geliştirebileceğimizi umuyorum.
Mikroskopik
nesneleri tutan cımbız
İskoçya'da St Andrews Üniversitesi Fizik ve Astronomi Fakültesi'nden bilim adamları tarafından geliştirilen optik cımbızlar, mikroskopik nesnelerin tutulması ve manipülasyonunda büyük yarar sağlıyor. Kullanılması son derece kolay olan cımbızlar, küçük nesnelerin hassasiyetle hareket ettirilmesi için lazerlerden yararlanıyor.
Çalışmayı yürüten Dr. Kishan Dholakia (resim) bu konuda şunları söylüyor:''En deneyimsiz kişi bile bir mikron (milimetrenin binde biri) çapında cam bir küreyi bu cımbızların yardımı ile hareket ettirebilir. Kullanılması çok kolay olmasına karşın cımbızlar yalnızca çok küçük nesneleri tutmaya yarar.''
Dr. Dholakia ve ekibince''Optik Gereçler Çantası'' adı altında geliştirilen bir dizi buluşun içinde -cımbızın yanı sıra- ''Optik Makas'' da bulunuyor. Bu makas DNA maddesi gibi molekülleri de kesebiliyor. Biyoloji laboratuvarlarında kullanılmak üzere geliştirilen optik gereçler, DNA'nın nasıl zarar gördüğünü ortaya çıkartıyor. Dr. Dholakia bu konuda şöyle konuşuyor:''Kromozumu tutup, genetik kusur veya hasar görmüş olduğunu sandığımız bölümü kesiyoruz. Bu şekilde hasarın nedenini daha rahat inceleyebiliyoruz. Bu çalışmalardan elde ettiğimiz sonuçlar yardımıyla hasarlı bir DNA'nın kanser gibi hastalıklara nasıl yol açtığını anlayabiliriz. Böylece lazerlerin yalnızca fizikçilerin değil, tüm bilim adamlarının kullanım alanına girdiği görülüyor.''
Pilotlara daha fazla hava
Uçak kokpitlerinin duman ve gaz ile dolması veya hava basıncının ani olarak düşmesi durumunda pilotlar oksijen maskesi takmaya vakit bulamayabilir. Florida, BE Intellectual Property adındaki araştırma şirketi, bu gibi durumlarda pilotların ve dolayısıyla uçaktaki tüm yolcuların yaşamını kurtaracak bir çözüm geliştirdi. Bu çözüm şöyle: Pilotlar alınlarına, güneş gözlüğü şeklinde radyo ve vizörden oluşan bir cihaz takacak. Eğer sensor duman, gaz veya basınçta bir azalma tespit ederse, vizör pilotun gözünü, burnunu ve ağzını kapayacak şekilde kapanacak. Ağız ve burnun çevresindeki tamponlar kısmi bir geçirmezlik sağlarken, vizörden pompalanan hava pilotun soluması için hava perdesi oluşturacak.
CUMHURİYET - BİLİM TEKNİK- 22.03.2003