İnsanların "inançlarını yaşamaları" ve "dine yönelik saldırılar" konusunda ağzını açmayan Diyanet'in, devlete yönelik ithamlarda aslan kesilmesinin, Diyanet'e olan güveni azalttığı belirtiliyor
HALKIN YÜZDE 56’SI DİYANET’E GÜVENMİYOR
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, “Halkın yüzde 56’sı Diyanet İşleri Başkanlığı’na güvenmiyor. Kurumun bugünkü hali ile devam etmesi mümkün değil” diye konuştu. Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunun mevcut yapısının bir an önce değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
KİMSEYE YARANAMADILAR
“Diyanet ne İsa’ya ne Musa’ya yarandı. Ne devletin ne de halkın güvenini sağladı. Türkçe ibadet günlerce tartışıldığı halde, Diyanet Kurumu’nun sesi çıkmadı. Sanki bu konuda açıklamayı rasathane yapacak gibi sessiz kaldı. Ne zaman ki Kürtçe eğitim denildi, Diyanet hemen ortaya çıktı. İbadetin anadilde yapılacağını söyledi.”
DİYANET ÖZERK OLSUN
Başörtüsü meselesinde de Diyanet’in sesinin çıkmadığını ifade eden Yıldız, “İmam-Hatipler Kur’an kursları kapatılırken, Diyanet İşleri sessiz kalmıştır. Nasıl ki YÖK, RTÜK, TRT özerk ise Diyanet de özerk bir kurum olmalıdır” dedi.
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, “Halkın yüzde 56’sı Diyanet İşleri Başkanlığı’na güvenmiyor. Kurumun bugünkü hali ile devam etmesi mümkün değil” diye konuştu.
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunun mevcut yapısının bir an önce değiştirilmesi gerektiğini ve yapılan araştırmalardan halkın yüzde 56’sının Diyanet’e güvenmediğini söyledi. Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası Konya Şubesi Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’na katılan Yıldız, Alaaddin Keykubat Salonu’nda bir konuşma yaptı.
Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunun mevcut yapısının acilen değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, “Diyanet İşleri’nde yeni bir yasal düzenleme yapılmalı. Toplumun yüzde 56’sı bu kuruma güvenmiyor. Diyanet başlattığı din hizmeti toplumun güvenini sağlayamıyor. Diyanet ne İsa’ya ne Musa’ya yarandı. Ne devletin ne de halkın güvenini sağladı. Türkçe ibadet günlerce tartışıldığı halde, Diyanet Kurumu’nun sesi çıkmadı. Sanki bu konuda açıklamayı rasathane yapacak gibi sessiz kaldı. Ne zaman ki Kürtçe eğitim denildi, Diyanet hemen ortaya çıktı. “Efendim ibadet anadilde yapılır dedi” dedi. Başörtüsü meselesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sesinin çıkmadığını ifade eden Yıldız, “İmam-Hatipler Kur’an kursları kapatılırken, Diyanet İşleri sessiz kalmıştır. Diyanet’in resmi bir kurum kalması gerektiğini ancak bugünkü yapıyla devam edemeyeceğini anladık. Nasıl ki YÖK, RTÜK, TRT özerk bir kurumlar ise Diyanet İşleri de özerk olmalıdır. Halk laik olamaz. Devlet laik olabilir ancak halk olamaz. Halk Müslümandır ve laik değildir” şeklinde konuştu.
Yıldız son olarak şunları kaydetti: “Camilerde uygulanan merkezi vaaz sistemi de haksızlıktır. Konya’da yaşanan Zümrüt Apartmanı faciasında kurum sessiz kaldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görevli hiçbir kişi bölgeye gelmedi.”
Yapılan seçim sonrası Diyanet-Sen Konya Şube Başkanlığı görevine Mehmet Yaman seçildi.
‘Türkiye’de dinî hayata baskı var’
Raporun Dinî Özgürlükler kısmının girişinde başörtüsü yasağına yer verilerek, “Devlet dairelerinde ve diğer devlet birimlerinde, üniversitelerde başörtüsü yasaklanıyor. Devlet, ifade ve basın özgürlüğüne sınırlamalar getirse de, bu özgürlük alanını tamamen kısıtlamıyor. Yasalarla kabul edilmiş birçok özgürlükler, özellikle polis güçleri ve yargı organları tarafından uygulamada sınırlandırılıyor. Prosedürler, yazarları, gazetecileri ve politikacıları medya özgürlüğüne yönelik katı uygulamalardan dolayı yüzlerce dava ile karşı karşıya getiriyor” denilmişti.
Raporda şöyle deniliyordu: “Din özgürlüğüne devletin saygı göstereceği hususu Anayasa’da belirtilmiş olmasına rağmen, devlet dairelerinde, orta dereceli okullarda ve üniversitelerde dinsel içerik taşıyan tutum ve davranışlar ile giyim kuşam özgürlükleri kısıtlanıyor. Anayasa devletin laik bir sistem olduğunu ve inanç hürriyeti, ibadet hürriyetini tanıdığını deklare etmesine rağmen, bu alandaki ihlaller artarak sürüyor. Anayasa ile sağlanmış bu haklar, laik kurumlarca kısıtlandırılabiliyor. Orduda, yargı organlarında ve diğer devlet birimlerinde görevli laikçiler, akademik alan başta olmak üzere birçok alanda İslâm’a karşı mücadele yürütüyorlar. Bu mücadeleyi ‘İslâm fundamentalizmine’ karşı yaptıklarını söyleyen laikçiler, bu kavramı tanımlamış da değiller.”
Raporun eğitimle ilgili kısmında ise İmam Hatip Liseleri ve Kur’an kurslarına yönelik baskılara dikkat çekilerek, şöyle denilmişti: “8 yıllık ilköğretim zorunluluğu getirilmesinden sonra İmam Hatip Okulları tasfiye sürecine girdi. İmam Hatip Okulu mezunlarının üniversite sınavında diğer okullarla eşit puanlama sistemine tabi tutulmaması sonucu, bu okul mezunlarına üniversite kapıları kapatılmak isteniyor. Kur’an kurslarına yönelik büyük baskılar yapılıyor. Sadece 12 yaş üzerindeki çocuklar Kur’an kurslarına başvurabiliyorlar. Böylece dinî öğrenim büyük ölçüde engelleniyor. Devlet otoriteleri, memurların devlet dairelerinde ve öğrencilerin de üniversitelerde başörtüsü giymesini uzun dönemden beri yasaklamaya devam ediyor. Bu da bir başka öğrenim özgürlüğü ihlali olarak beliriyor. Ekim ayında başörtülü yabancı bir profesör, İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa davetli olduğu halde alınmadı. Hemşireler, öğretmenler, hastane ve devlet dairelerindeki çalışan kişiler, başörtüsü takıyorlarsa ya ihtar cezası alıyorlar, ya da meslekten men ediliyorlar. Başörtülü öğrenciler derslere dahi katılamıyorlar. Birçok laikçi kadın, Müslüman dindarları başörtüsünü politik bir sembol olarak kullanmakla suçluyor. Kasım ayında Ankara’da bir kadın başörtülü olduğu için mahkeme salonundan çıkarıldı.”
CUMHURBAŞKANI DAHİ YASAKÇI
Raporda, Cumhurbaşkanı Sezer’in sebep olduğu ve kısa süre içinde devletin tepesinde krize neden olan resepsiyon rezaletine de dikkat çekilerek, şöyle denilmişti: “Başörtüsüne yönelik baskılar, bakan, milletvekili ve hatta parlamento başkanı eşlerine kadar vardırılabiliyor. Geleneksel Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’nda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, başörtüsü takan bakan ve milletvekilleri eşlerinin yanı sıra Parlamento Başkanı’nın başörtülü eşini dahi davetiye listesinden çıkarttı.”
VAKİT 01.03.2004