Bilim adamları dilde yaşanan kirliliğin nedenini toplumsal yozlaşmaya bağlıyor.
Toplumsal yozlaşma en büyük yansımasını dilde bularak büyük bir kirlenmeye neden oluyor. Tarihi bir süreç içinde gelişen dildeki kirlenme ilk olarak 1950'den sonra Türk-İslam sentezi şeklinde örgütlenip eğitim kurumlarına girdi. Cumhuriyet değerlerine ve ulusallığa karşı oluş, 1950'den sonra örgütlü direnişe dönüştü.
Türk dili, 2000'li yıllara gelindiğinde ise tabelaları, yemek adları ve değişen değerlerin yeni sözcükleri ile anlaşılmaz bir hale geldi. Yabancı dil hayranlığına yönelik soruları yanıtlayan Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel , Türkçe'nin bilim ve sanat dili olduğunu ve bunu kanıtladığını belirterek, ''Dilimiz, gençlere ve çocuklara özendirilmeli. Kitle örgütleri, halkı bilinçlendirmeli, toplum da sesini çıkarmalı'' dedi.
DİLE SAYGI GEREK
Kendi diline topluiğne kadar saygı göstermeyen hükümetlerin, başkalarının diline balıklama atlayınca tablonun görünümünün iyice kötüleştiğine dikkat çeken Özel, özetle şunları söyledi:
''Görsel çirkinliğin önüne belediyelerce önlem alınarak çok kolay geçilir. Ama asıl korkunç olan Türkçe'nin sözdizimi bozulması. AKP iktidarının bakanları dilimizi kullanmayı bile bilmiyor. Kendi ürününe Türkçe isim koyamayan şirketler var. Biz niye Turka olarak tanımlanalım? Devletin televizyonunda çift ''v'' ile yazılan Show Gecesi adlı bir program var.''
Dilde yaşanan kirliliğin nedenini toplumsal yozlaşmaya bağlayan Prof. Dr. Tahsin Yücel de İstanbul'un ya da Ankara'nın caddelerinde gezerken yabancı ülkedeymiş gibi bir izlenime kapıldığını belirterek, ''Yabancı olanın bizden üstün olduğu kanısı dilimizin de yozlaşmasına neden oluyor. Aşağılık kompleksine girerek her şeye yabancı bir ad vermenin anlamı yok'' diye konuştu.
Yazar Mustafa Şerif Onaran ise hiçbir şeyin dil kadar önemli olmadığını vurguladı.
Onaran, ''Bütün devrimlerin temeli dil devrimi olarak tasarlandı. Ama Batı'dan gelen kavramlar dilimizin içine iyice yerleşti ve karmakarışık bir durum ortaya çıktı. Dilin yozlaşması toplumun yozlaşması ile eşdeğerdir'' dedi. Fransa'da dilin korunması için özel bir kanun çıkarıldığını anımsatan Onaran, şöyle devam etti:
KÜÇÜK ÖNLEMLER..
''Bütün ülkeler önlemler alırken bizde yabancı sözcükler her geçen gün artıyor. Yabancı sözcükler karşımıza en çok levhalarda çıkıyor. Bu durumun önüne belediyelerce alınacak küçük önlemlerle geçilebilir.''
Eğitimci Faik Yılmaz da dildeki kirlenmenin ulusal değerlerin yok edilmesinin ilk adımı olduğunu belirtti.
Cumhuriyet, 13.03.2004