İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Tarihin akışını değiştiren zafer

Tarihin akışını değiştiren zafer
Türkiye
|

Çanakkale gibi büyük bir mânâyı oluşturan en büyük etken, Mehmetçiğin yıkılmaz azmi ve yenilmez imanıdır. Milletimizin haksızlığa karşı kararlı bir direnişidir. Tarihin benzerine şahit olmadığı bir olaydır.

Dünyada yaşanan olaylar hiçbir zaman tek düze bir seyir takip etmez. Savaşlar, göçler, depremler, felâketler olayların tabii seyrini değiştirir ve toplumda derin çalkantılar oluşturur. Bunlar içinde bir ölüm-kalım savaşı şekline dönüşen olaylar da vardır. İşte, Çanakkale Deniz Zaferi böylesine çetin imtihanların sonucunda kazanılmış ve dünya tarihinin akışını değiştiren olaylar içinde yer almıştır. Çanakkale gibi büyük bir mânâyı oluşturan en büyük etken, Mehmetçiğin yıkılmaz azmi ve yenilmez imanıdır. Milletimizin haksızlığa karşı kararlı bir direnişidir. Bu yüzden Çanakkale bir harikadır. Tarihin benzerine şahit olmadığı bir olaydır. Çanakkale harikasının kahramanı Mehmetçiktir. Mehmetçik Çanakkale'de ülkesini işgal etmek isteyenlere karşı ölümüne bir direniş örneği ortaya koymuştur. Her türlü yokluk ve imkânsızlıklara rağmen, sırf azim ve imanıyla, çağının gelişmiş silahlarına karşı et ve kemikten oluşan bir savunma ile karşılık vermiştir. Bu, ne büyük cesaret örneğidir. Savaşların yaşandığı Çanakkale'de, her metrekareye 6.000 mermi yağdırıldığını düşünürseniz, Çanakkale harikasını meydana getiren Mehmetçiğe karşı hayranlığınız kat kat artar. Ancak, bu harikanın oluşmasını sağlayan en büyük etkenin de manevî dinamiklerimiz olduğunu unutmamak gerekir. O kadar ki, Çanakkale Savaşlarını inceleyen her insan, bu olayda Allah'ın yardımı ve Yüce Resul (SAV)'ün himmetinin Mehmetçikle birlikte olduğunu görmekte gecikmez. Savaş niçin çıktı?.. Sanayi devrimini yapmış olan Avrupa ülkeleri, bilim ve teknolojide büyük bir atılım yaptılar. 18 ve 19. Yüzyıllarda gelişmemiş dünya ülkelerini sömürge haline getirmeye başladılar. Yeraltı zenginlikleri ve stratejik öneme sahip olan Osmanlı toprakları Avrupa ülkelerinin iştahını kabartıyordu. Osmanlı'nın zayıf durumundan da faydalanarak, bu emellerine ulaşmak istediler. Sömürgecilik yarışında Almanya ve İngiltere rekabet halindeydi. O yüzden bu iki ülkenin etrafında gruplaşmalar olmuştu. Fransa, İtalya ve Rusya, İngiltere'ye destek oluyor ve birlikte ittifak oluşturuyorlardı. Bu ittifak, İngiltere ve Fransa'nın sömürgeleri durumundaki Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerden gelen askerlerle desteklenmiştir. Osmanlı, savaş yanlısı olmadığı için, İngiltere ve Almanya'nın başını çektiği gruplar içinde yer almadı. Tarafsızlığını ilân etti. Fakat, savaş devam ederken, İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale önlerine geldiler. Rusya'ya yardım etmek bahanesiyle Çanakkale'yi geçmek istediler. Bu gelişmeler, Osmanlı'yı da savaşın içine çekti. Türkiye; İngiltere ve Fransa'ya karşı savaşan Almanya'nın yanında yer almak zorunda kaldı. Milletimiz, yokluk ve kıtlık içindeydi. Trablusgarp ve Balkan Savaşlarının yılgınlığını üzerinden atamamıştı. Ümitsizdi. Fakat, ülkemizin işgal edilmek istenmesi her şeyi unutturdu. Mehmetçik, istilâcı düşmana karşı herşeyi göze aldı. Kararlıydı. Şehit olacak, fakat düşmana geçit vermeyecekti. Mehmetçik direniyor... Düşmanın gözünü kan bürümüştü. Ellerindeki silâhlara güvenerek, kısa sürede emellerine ulaşacaklarına inanmışlardı. İngiliz Başkomutanı Ian Hamilton, savaşın gerekçesi ve sonucu konusunu şöyle değerlendiriyordu: "Çağımızın ekonomik zaferinin birinci şartı, Türklerden İstanbul'u almaktır. Her ne pahasına olursa olsun alacağız." İngiliz Amiral Carden ülkesine çektiği telgrafta da "Ondört güne kadar İstanbul'a ulaşacağız" diyordu. Fakat, Hamilton ve Carden'in hesaba koymadığı bir şey vardı:O da, Mehmetçiğin iman, azim ve kararlılığı... Mehmetçik Çanakkale'de öylesine büyük bir direniş gösterdi ki...Bu cesaret ve kahramanlığı, bütün dünya hayret ve ibretle izledi. BU VATAN KİMİN? Bu vatan, toprağın kara bağrında Sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyuncu onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir. Tutuşup kül olan ocaklarından, Şahlanıp köpüren ırmaklarından, Hudutlara gazâ bayraklarından, Alnına ışıklar vuranlarındır. Ardına bakmadan yollara düşen Huduttan hududa yol bulup koşan Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan Cepheden cepheyi soranlarındır. İleri atılıp sellercesine, Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir gül bahçesine girercesine Şu kara toprağa girenlerindir. Tarihin dilinden düşmez bu destan Nehirler gazidir, dağlar kahraman, Her taşı bir yakut olan bu vatan Can verme sırrına erenlerindir. Gökyay'ım ne desem ziyade değil Bu sevgi bir kuru ifade değil Sencileyin hasmı rüyada değil Topun namlusundan görenlerindir. Orhan Şaik GÖKYAY MİLLİ GAZETE 18.03.2004
AKRA