İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Şehid kanıyla yazılan destan

Türkiye
|

Mehmetçik Çanakkale'de yalnız düşmanla çarpışmadı. Nice yokluk ve sıkıntılarla da mücadele etti. Peki, bu kadar büyük fedakârlığın amacı neydi? Akif'in ifadesiyle, "Bir hilâl uğruna..." ülkeye düşman ayak basmasın, namuslar kirlenmesin, diye...

Amiral Carden ise, aniden hastalandı. Akli dengesini kaybetti. Yemek yiyemez ve uyuyamaz duruma geldi. Geçirdiği ruh buhranı sonucu acılar içinde kıvrandı. Görevini bırakmak zorunda kaldı. Vatanını savunmaktan başka gayesi olmayan Mehmetçiğe, Allah-û Teâlâ yardımını esirgemedi. Yağmur misali yağan bomba ve mermiler onu yıldıramadı. Azmini kıramadı. İnsanî duygularını köreltemedi. Düşmanına bile merhamet etmeyi unutturmadı. Böylesine temiz topluluğa Allah zafer nasip etti. Bir Hilâl uğruna!.. Çanakkale bir destan... Hem de kanla yazılan destan... Milletimizin oluşturduğu Çanakkale harikasını inceleyenler, orada nice insanlık ve kahramanlık olayına şahit olurlar. Kalbi rikkate getiren, gözleri yaşartan, insanı duygulandıran pek çok olaya... Mehmetçik Çanakkale'de yalnız düşmanla çarpışmadı. Nice yokluk ve sıkıntılarla da mücadele etti. Peki, bu kadar büyük fedakârlığın amacı neydi? Akif'in ifadesiyle, "Bir hilâl uğruna..." ülkeye düşman ayak basmasın, namuslar kirlenmesin, diye... Bu iman ve cesaret "Bir haftada İstanbul'u alıp Türkiye'yi haritadan sileriz." diyen düşmanların emellerini kursaklarında bırakıyordu. Hem de düşmanın elindeki gelişmiş teknolojiye meydan okuyarak... Çünkü onlar, şehitlik gibi büyük bir makama ulaşmayı en büyük meziyet ve Allah'ın en büyük lütfu kabul ediyorlardı: "Allah yolunda öldürülmüş olanlara (şehitlere) "ölüler" demeyiniz. Gerçekte onlar diridirler. Fakat, siz anlayamazsınız." (Bakara: 154) Çanakkale’den dersler... Tarihinde Çanakkale'ye benzer bir büyük kahramanlık ve fedakârlık örneğini yaşayan bir başka millet var mı? Kanıyla destanlar yazan bir millet, bu harikulâde başarısından ne ölçüde hız ve cesaret alıyor? Genç nesiller bu yaşananlardan ne kadar haberdar? Tarihimize saygı ve bağlılığımız yeterli mi? Bu konuları yeteri kadar tahlil ettiğimizi söyleyebilir miyiz? Geçtiğimiz senelerde basın, Nusret Mayın Gemisi'nin terkedilmiş ve acıklı halini kamuoyuna duyurmuştu. Bir döneme damgasını vuran ve koskoca bir savaşın kazanılmasına şahitlik eden bir geminin sonu böyle mi olmalıydı? O geminin "koskoca bir ülke" olduğunu ne zaman anlayacağız? Yine, Çanakkale'nin efsaneleşen kahramanlarından Koca Seyyid'in savaş sonrası durumunu biliyor musunuz? Köyüne döndükten sonra, bir süre odun kesip satarak geçimini sağlıyor.Sonra Havran'da, bir zeytin fabrikasında hamallığa başlıyor. Hamallık yaparken üşütüyor, verem oluyor. Fakirlik ve bakımsızlık yüzünden vefat ediyor. (1939) Bu güzel ülke için canlarını ortaya koyarak büyük fedakarlık yapanların kıymetini bilmek ve vefakarlık göstermek insan olmamızın bir gereği değil mi? Başka ülkelerde böyle bir vefasızlık görüyor musunuz? 2000 yılının 25 Nisanı'nı hatırlayın... Anzak ismi verilen Avustralyalı ve Yeni Zelandalı 5.000 kişilik bir grup Çanakkale'ye gelmişti. Anzak koyunda, gecenin üçünde, Çanakkale'de ölen ataları için "Şafak ayini" yapmışlar ve dua etmişlerdi. Halbuki bu ölenler işgalcilerle birlikte hareket eden askerlerdi. Gördünüz mü başka ülkelerin, ataları ve geçmişine nasıl sahip çıktıklarını? 1990 yılını hatırlayın... İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher Türkiye'ye gelmiş, Çanakkale'deki İngiliz askerlerinin mezarları başında bir tören yaptırmıştı. Kendisi de mezarların başına çelenk bırakmıştı. Bu olaylar, bize çok şey düşündürüyor ve vazifelerimizin neler olduğunu hatırlatıyor olsa gerektir. Ülkesi için fedakârlık yapan insanlara karşı vefasızlık gösteren bir toplumun akibeti hiç de iyi olmaz. Bugün de kendisini ülkesinin gelişmesine, huzur ve barış içinde yaşamasına adamış nice insana karşı vefasızlığımızı bir görebilsek... Çanakkale'nin Alman başkomutanı Liman von Sanders anlatıyor: Mehmetçik nasıl başardı?.. Gelibolu Yarımadasında Türkler, dünyanın en kudretli donanma ve ordularını dövmüşlerdir. Çanakkale'yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelikten, manevî güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, işte şu gösterişten uzak, mütevekkil ve sakin Anadolu çocuğunun tâ kendisi idi!.. Tarih kitaplarında Türkler hakkında yazılı olanlar, hatta onlarla savaşanların anlattıkları, gerçekleri ifadeden acizdir. Mutluluk, Türklerle aynı safta savaşmaktır. Bu şerefi, ömrümün sonuna kadar taşıyacağım... Çoğu yarı çıplak, çoğu yarı açtılar. Haftada bir öğün, kemikli bir parça et verilebiliyordu. Bitkisel yağda haşlanmış buğday kırığı yiyorlar, sıhhî vasıflardan mahrum su içiyorlar... Taş üzerinde yatıyor, güneşe, fırtınalara, soğuğa, yağmura karşı korunmasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla aslanlar gibi dövüşüyorlardı. Bu ne sessiz, gösterişsiz bir yurt sevgisi idi!.. Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar, savaş boyunca birer kahramandılar...Ölüme kadar gülerek giden bir başka millet yoktur. Bu özellikleri sebebiyledir ki, hürriyetlerini en ağır bedelle ödüyorlar, esirlik nedir bilmiyorlar. Allah adını, yürekten tekrarlayarak saldırganın üzerine atılıyorlardı. Düşmanları da onlara hayrandı. Cesur bir asker Hakikaten ben, hayatımda bu derece cesur asker görmedim.Bazıları ideal vasıftalar...Hücuma kalkıp ilerlemeye başladık mı, üzerlerine yağdırdığımız mermi sağanağına aldırmadan, soğukkanlılıkla ayağa kalkıyor, siperlerden fırlıyor ve başlıyorlar ateş etmeye, el bombası atmaya... Ian Hamilton (Bir Destandır Çanakkale, Vehbi Vakkasoğlu) Çanakkale savaşlarının sonuçları Çanakkale Savaşları sonucunda 253.000 şehit verilmiş, fakat milletimizin vatan ve bağımsızlık mücadelesindeki kararlılığı bütün dünyaya ilan edilmiştir. Zafer, milletimiz için büyük bir moral kaynağı olmuştur. Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı'nın süresini uzatmış, fakat işgal kuvvetlerince, Mehmetçik büyük bir ders vermiştir. İngiltere'den destek alamayan Rusya'da Çarlık rejimi çökmüş, komünizm yönetimi kurulmuştur. Avrupa'nın reklâm edildiği oranda güçlü olmadığı ortaya çıkmıştır. Çanakkale'de mağlup olan Batılı İslâm düşmanları, Mehmetçiği savaş meydanında yenemeyeceklerini anlamışlar, sinsî planlar uygulama yoluna yönelmişlerdir. Çanakkale Zaferi İslâm dünyasını sevince boğmuş, sömürge ülkelerde özgürlük kıvılcımları çakmaya başlamıştır. 89.Yıldönümünde, milletimizin Çanakkale Deniz Zaferi'ni tebrik eder, millî uyanışa vesile olmasını dilerim. HARİKULADE BİR OLAY Çanakkale Savaşları'nın seyrini değiştiren ve zaferin kazanılmasında büyük payı olan olaylardan biri de Nusret Mayın Gemisi'ndeki mürettebatın harikulâde başarısıdır. Mayın Kumandanı Nazmi Bey, mürettebatı ile birlikte, 8 Mart gecesi, düşman gemilerinin manevra yerlerine 26 adet mayın yerleştirmeyi başardı. Düşmanın her türlü aydınlatma çalışmalarına rağmen, gerçekleştirilen bu başarıda büyük sır ve ibretler vardır. Bazı araştırıcılar, Allah Rasulü'nü (s.a.v.) rüyasında gören, mürettebattan müstahkem mevki kumandanı Cevat Bey'in tarifi sonucu bu mayınların döşendiğine yer verir. Gerçekten, ertesi gün hareket emri olan düşman gemileri, mayınlara çarparak bir bir infilâk ettiler. Çanakkale Zaferi'nin en büyük etkenlerinden biri olan bu olayı Churchill, 1930'da Revue de Paris adlı dergi ile yaptığı konuşmada şöyle anlatır: "Birinci Dünya Savaşı'nda bu kadar insanın ölmesi, savaşın ağır masraflara mâl olması, denizlerde 5 bin adet ticaret ve savaş gemisinin batmasının başlıca sebebi, Çanakkale'nin karanlık sularına bir gece önce atılan ve incecik bir çelik halat üzerinde sallanan 26 adet mayındır." MİLLİ GAZETE 19.03.2004
AKRA