Yaşlanma ile ilgili olarak ileri sürülen teorilerin en çok itibar göreni serbest radikal teorisidir. Serbest radikaller aynı zamanda pek çok akut ve müzmin hastalığın nedenleri arasında yer alıyorlar. Bunların hücrelere verdikleri zarar ise çok büyük.
İnsan vücudunu oluşturan atomlar ve moleküllerin dış çeperlerinde bir çift ya da daha fazla sayıda elektron bulunur. 1950’li yılların başında Doktor Denham Harman iki elektron yerine bir elektrona sahip atom ve moleküllerin varlığını keşfetti. Bunlar eksik elektronlarını başka atom ya da moleküllerden sağlamaya çalışıyorlardı. Serbest radikaller adı verilen bu eksik atom ve moleküller yapısını tamamlamaya çalışan bir moleküller zinciri oluşturuyordu. Serbest radikaller bulundukları yerlerde ciddi hasarlara neden oluyorlardı. Dr. Harman, yaşlanmanın temelinde serbest radikallerin eksiksiz moleküllere verdikleri zararın yattığını ileri sürdü. Tıp dünyası tam yirmi yıl bu teoriyle ilgilenmek istemedi. Sonunda bilim adamları biyolojik yaşlanma sisteminde serbest radikallerin ne denli önemli rol oynadıklarını anlamaya başladılar.
Dr. Harman’ın çalışmaları sayesinde, serbest radikallerin insanın başına dert açtıklarını öğrenmiş olduk. İnsanın başına dert açan serbest radikallerin nereden geldiklerini de herhalde merak ediyorsunuz değil mi? Hemen açıklayalım: Serbest radikaller genellikle oksijen molekülleri arasında görülürler. Oksijen molekülü, bir elektronunu kaybedince dengesi bozulur. Yaşayabilmemiz için oksijene ihtiyacımız var. Ama bir elektronunu kaybetmiş oksijen, organizma için tehlikeli olur.
Serbest radikallerin rolü
Yediğimiz besinlerin vücutta enerjiye dönüşmesi sırasında oksijen hücrelerinde daha önce sözünü ettiğimiz serbest radikallerin oluşması gerçekleşirse, bundan vücut büyük zarar görür. Üstelik serbest radikaller hücrede zararlı bazı kimyasal maddeler yaratır bunlar da serbest radikal sayısını artırırlar. Serbest radikaller, hücrenin savunma sisteminin çalışmasını engeller. Bu arada kollagen adı verilen ve de derinin düzgün ve parlak olmasını sağlayan madde sindirilir. Kollagenin sindirilmesiyle deride de kırışıklar görülmeye başlar.
Sizlere yaşlılığı geciktirmek için neler yapmanız gerektiğinden çok yapmamanız gerekenleri sıralayacağım. Dilerseniz, seksenli yaşlarınıza kadar genç ve enerji dolu olabilirsiniz. Yetmiş yaşında yeni bir mesleğe atılabilirsiniz. Hayatınızın son dönemlerinde yeni meraklar edinebilirsiniz. Kısacası önünüzde yeni yol var. Bu yolu takip ederseniz, kırışıklarla, buruşuklarla uğraşmak zorunda kalmazsınız.
Kırışıklara karşı besin diyeti
Yaşlanmaya karşı savaş açarken, kullanmamız gereken en etkili silahların besinler olduğunu, yüzlerindeki kırışıkları görmemek için aynaya bakmaktan kaçınanlara anlatabilmek gerçekten çok zor. Besinlerle kırışıklar arasındaki ilişkiyi kabul edersek yaşlı görünmekten kolayca kurtulabiliriz. Beynin iyi çalışması için belli bazı besinlerden yararlanmalısınız. Vücudunuzun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı var. Buna karşılık da şeker, pirinç, makarna ve patates gibi maddelerden uzak durulmalı. Şeker ve kolayca şekere dönüşebilen besinler cildin en büyük düşmanlarıdır.
Yeterli miktarda protein almazsanız, bundan hücreleriniz zarar görür ve ne yazık ki onları onarma imkanından yoksun kalırsınız. Aslında böyle bir sorunla karşılaşmanız hiç de kaçınılmaz değil. Eğer doğru beslenmeyi başarırsanız, bu tür sorunları yüzde yüz önleyebilirsiniz.
Bu arada doğru yağlarla beslenmenizi önerirken bir hata yaptığımı düşünebilirsiniz. Siz vücudunuzdaki yağlardan kurtulmayı düşlerken, beslenme listesinde yağların yer almasını yadırgayabilirsiniz. Haklısınız. Çünkü yıllar yılı yağların kilo almayı kolaylaştırdığı iddia edildi. Birdenbire bu iddianın tam tersinin ileri sürülmesi şaşırtıcı olabilir. Oysa zararlı yağlar ile uzun ve sağlıklı yaşamanın anahtarı sayılan yağlar birbirlerinden çok farklı. Şu kadarını söyleyeyim: Eğer hücrelerinizi gerekli yağ asitlerinden yoksun bırakırsanız, vücut aldığı yağları yakıp metabolizmayı hızlandıramaz. Sonuç olarak da yakılmayan yağlar vücudun belirli bazı bölgelerinde depolanır.
Şeker yaşlılığı hızlandırır
Şeker ve de glisemik karbonhidratlar, kısa sürede şekere dönüşen meyve ve sebzeler, vücuttaki hücrelerin tümünde yangın yaratır: (iltihapsız şişkinlik) Kandaki şeker miktarı yükseldikçe, yaşlanma hızı da artar. Yapılan araştırmalara göre, diyabetli kişiler, kan şekeri normal düzeyde olanlardan çok daha erken ve çabuk yaşlanıyorlar. Kan şekeri yükselince vücutta serbest radikallerin sayısı artıyor. Şeker, vücuttaki ensülin miktarını artırınca, yağlar da depolanıyor.
Şekerden zarar görenler, sadece diyabet hastaları değil. Sağlıklı bir vücudun da şekerden zarar görmesi beklenebilir. Yiyecekler, hızla kanda şekere dönüşünce, dokulardaki proteinleri etkiler. Deride gerçekleşen değişimler, kırışıkların ortaya çıkmasına neden olur. Yıllar yılı karbonhidratlı ve şekerli besinlerle beslenen kişilerde kolagen dediğimiz ve derinin elastikiyetini ve de gerginliğini sağlayan madde olumsuz yönde etkilenir. Deri elastikiyetini kaybeder, şeker moleküllerinin kolagene bağlandığı bölgelerde kırışıklar meydana gelir. Karbonhidratlar ve şeker, zamansız yaşlılığın başlıca nedenleridir.
Karbonhidratlar: İyi, kötü ve çirkin
Çay şekeri, bal ve pekmez gibi ürünleri artık tatlı birer anı saymanın zamanı geldi. Bu besin maddeleri hücrelerde hemen şişme yaratırlar. Genç görünüşünüzü sürdürmek, kaslarınızın eklemlerinizin tam kapasitede olmalarını istiyorsanız, bu maddelerden uzak durmalısınız.
Mısır, makarna, pirinç ve ekmek, demir, kalsiyum, posa ve B vitaminlerini içermelerine karşın bir kaç istisna dışında bunların verdikleri zarar, yararlarından çok fazladır. Karbonhidratlar, grup halinde tüketildiği zaman kan şekerinde ani bir yükselme olur ve vücutta yağ depolanır. Üstelik bu yağı yakmamız ya da enerjiye dönştürmemize de imkan verilmez.Yaşlılığı önlemek amacıyla hazırladığım beslenme reçetesinde karbonhidratlı besin olarak sadece taneli tahıl ürünlerini, bezelye ve fasulye gibi sebzeleri önerdim. Bunlar yavaş yavaş emilir ve de birden kan şekerini yükseltmezler. Genç kalabilmek için ensülinin kana ağır ağır ve düzenli bir şekilde karışması sağlanmalı.
Bir oturuşta karnınızı tıka basa doyurmaktan kaçınmalısınız. Özellikle de karbonhidratlı besinler için, özellikle belli bir ölçü uygulanmalı. Ben bu tür yiyeceklerin miktarını bir öğünde yarım çay fincanı olarak belirledim. Damak zevkinizi hiçe sayıp, tabağınıza konulan yiyecekleri ilaç niyetine tüketmeye kendinizi zorlayacaksınız. Ama ben size sevdiğiniz yiyecekleri size bir yaşam boyu yasaklamıyorum.
Herşey yoluna girdikten sonra haftada bir kez özlediğiniz bir yiyeceği yiyebilirsiniz.Ama bu arada bazı kuralları da dikkate almalısınız. Örneğin İtalyan usulü makarna yiyecekseniz, proteinli bir yiyecekle yemek faslına başlamalısınız.
HÜRRİYET - KELEBEK 30.03.2004