Yazar Attila İlhan ile, Türkiye’nin nasıl sömürüldüğünü, ülkemize yönelik asıl tehditleri, sömürüden kurtuluş çarelerini, solcu ve islamcı aydınların halini, konuştuk. Zevkle okuyacağınızı umarız.
* Sayın İlhan, Türkiye nereye gidiyor?
-Merak etmeyin, Türkiye kötü bir yere gitmez. Bu memleket ayakta. Ayakta ve uyanık olan bir memleketi yıkamazlar. Bu olayı Kuva-i Milliye Kurtuluş Savaşı’nda kanıtlamıştır.. O zaman Türkiye’de on senedir savaşan aç ve sefil bir millet vardı. Buna rağmen başardık. Halbuki biz şimdi 70 milyonun üzerinde, gayet güçlü, kuvvetli, ekonomisi dünyanın ilk 20’si içinde, Silahlı Kuvvetleri ilk 10’un içinde olan güçlü bir devletiz. Böyle bir devletin ve halkın esir olması, bölünmesi, parçalanması mümkün değildir. Bunu başaramazlar. Amerikalılar filmlerde her yeri zabt ederler. Halbuki gerçek hayat öyle değil. Girdikleri her yerde dayak yiyorlar. Vietnam’da dayak yediler. Kore’de biz kurtardık. Afganistan’da, Irak’ta hala dayak yiyorlar.
* Bu ülkelerde henüz iş bitmedi mi?
-Ne Afganistan’da ne de Irak’ta iş kolay kolay bitmez. Çünkü bir kere Afganistan Avrasya ülkesi. Bir de Amerika’nın her yere aynı anda müdahale gücü yok. İşte görüyorsunuz, İspanya’da üç tane treni bombaladılar, İspanya kaçıyor. Şimdi Polonya kaçacak. Amerika’nın Irak’ta şansı yok.
* Avrupa Birliği Türkiye’yi içine alacak mı, almayacak mı?
-Keşke almasa. AB meselesinde es geçilen bir nokta var. O da ABile ABD müttefik, ama rakip. Çünkü Kıbrıs meselesini şu anda fişekleyen ABD değil, AB.
* ABniye Kıbrıs meselesini fişekliyor?
-Çünkü ABDve İngiltere’nin Kıbrıs’ta askeri üssü var. Almanya ve Fransa’nın üssü yok. Onlar da üs sahibi olmak istiyorlar. Kıbrıs’ta askeri üs sahibi olmanın çok önemi var. Kıbrıs adası; Akdeniz’de sabit bir uçak gemisi. Oradan ulaşamayacağın yer yok. Bir kere Süveyş’i kapatırsın, ikincisi İsrail’e ve Ortadoğu’ya hakim olursun. Üçüncüsü Anadolu’ya hakim olursun. İnanılmaz stratejik bir yer orası. Onun için ABkafayı oraya taktı. Aslında ABDile İngiltere, Almanya ve Fransa’nın Kıbrıs’a gelmesinden o kadar da memnun değil.
* Halkımız, AB’ye girersek, İmam-Hatiplerin önündeki engellerin giderileceğini, türban yasağının kalkacağını, insanların refah içinde yaşayacağını, işsiz insan kalmayacağını, kısaca bütün sorunların çözüleceğini zannediyor. Siz ne diyorsunuz?
-Rusya Devlet Başkanı Putin’in Başdanışmanı Albert Çernişev, bizimkilere dedi ki; “AB’ye güvenmeyin. Kapısını çalmayın. Gelin aramızda anlaşalım. Bu işi Asya’da halledelim. O zaman onlar gelecek bize” Adam haklı. O zaman öyle büyük bir güç olacaksın ki, koskoca bir Avrasya pazarı düşünün. Bütün mallarımızı tek başına Rusya ya da Çin satın alabilir. Şimdi sen bu kadarını bırakıyorsun, ordan bir ekmek atacaklar diye Batı’nın kıçında dolaşıyorsun. Onlar da seni inim inim inletiyorlar. Bu bir kere haysiyetine dokunuyor Türkiye’nin. Şimdi bugün aynen Tanzimat döneminin mandacıları gibi bir devletin kıçına takılıyoruz.
AB,Hıristiyan birliği
* Tanzimat mandacıları mı?
-Evet, aynen mandacı zihniyeti bu. “Aman, o bizi korur”. Ulan sen kendini korursun. Sen güçlü bir devletsin. Kısaca bizi AB’ye almazlar. Çünkü Avrupa Birliği’nin kuruluş amacı Sovyet Rusya’ya karşıydı. Amerika da onları destekledi. ABbayrağına 12 yıldız koydular. O 12 yıldız Hz. İsa’nın 12 havarisini temsil ediyor. Bu bir tesadüf değil. Hıristiyan Birliği. Üye devletlerin sayısı artıyor., yıldızlar hala 12’de duruyor. Gizli-saklı değil, ortada olan bir olay bu. İngiliz Başbakanı çok net olarak diyor ki: “Türkleri Avrupa’ya ancak Hıristiyan olduklarında alabiliriz” Hıristiyanlar, dinlerini çok ciddiye alırlar. Onunla dünyayı kurtaracaklarını sanırlar. Şunu hiç unutma, 20. yüzyıl onların “Kara yüzyılı”dır..
* Yani onun rövanşını mı alıyorlar bizden?
-Evet, onun rövanşını almaya çalışıyorlar. Çünkü Sovyet ihtilali ile Anadolu İhtilali, 83 bloklu üçüncü dünyayı ortaya çıkardı. Bu 2 büyük kitle onları Batı Avrupa’ya ve Kuzey Amerika’ya sıkıştırdı. Oraya sıkışınca, korktular. Şimdi onun öcü bu. Dağıtmaya çalışıyorlar.
* Bunları bazı güç odakları bilmiyorlar mı? Biliyorlarsa neden engel omuyorlar?
-Hepsi biliyor, ancak işte asıl sorun buradan kaynaklanıyor. Bence çekiniyorlar. Aslında çekinecekleri bir şey yok. Çünkü emperyalizmi savunan medya çöküyor. Kontrolü kaybetmeye başladılar. Bunun ilk belirtileri özel televizyonlarda görülmeye başlandı. Sürekli adam çıkarıyorlar. Şu anda hepsi kötü durumdalar. Birçoğu devlete borcunu ödeyemiyor. Gazetelerin de durumu kötü. Onlar belli bir partiyi sevdiklerinden değil, para koparabilmek için o partiyi destekliyorlar.
Onlar sömürge aydınları
* KKTC’de yapılacak referanduma ABD ve AB’nin müdahale edeceği, oyların dolarla satın alınacağı söyleniyor. O zaman Kıbrıs davamız bitti mi sayılır?
-Ben KKTC dahil, hiçbir olayın bitmeyeceğini düşünen bir insanım. Türkiye’de her zaman 2 X 2 = 4 değil, 5 edebilir. Irak fotoğrafına iyi bakın. Emperyalistler Irak’a sonunda girebildiler, ancak olay henüz bitti mi? Bitmez. “Rusya’yı ele geçirdik” sanıyorlardı. Şu anda Rusya’dan korkuyorlar. Çünkü Rusya nükleer, dev güç.
* Anti emperyalist düşünceleri savunanları istiskal edercesine “Üçüncü dünyacılar” diyenlere bir sözünüz yok mu?
-Onlar sömürge aydınları. Bunlar her şeye ihanet eden hain. Bunların üstünde durmaya bile gerek yok. Çünkü halkımız doğruyu yanlıştan çok iyi ayırıyor.
* Gerçekten ayırabiliyor mu?
-İnanılmaz bir şey. Ben bunu şahsımdan biliyorum. Beraber başladığımız yazarların büyük bir kısmı yolda kaldılar. Ben niye devam ediyorum? Çünkü halk biliyor ki, Attila İlhan, kendi aleyhine de olsa doğruları yazar. Yalan söylemez. Gerçek Atatürkçüler ortaya çıktıkça sahte Atatürkçüler dehşete kapılıyor. Zaten Atatürk yaşasa bu sahtekarları duman eder. Biz Kurtuluş Savaşı’nı Yunanlılara karşı yapmadık. Biz Kurtuluş Savaşı’nı emperyalistlere karşı yaptık. Yani Batılılarla savaştık. Lozan anlaşmasında karşımızda kim var? İyi bakın., Lozan’da karşımızda İngiltere ve Fransa var, İran yok. Yanımızda bize destek olan ise Rusya. Daha geçenlerde Rusya DevletBaşkanı Putin’in Danışmanı Albert Çernişev Türkiye’ye geldi ve: “Avrasya’nın sınırları Türk Kıbrıs’tan başlar” dedi. Ancak bunu sömürge medyası görmedi. Adam İstanbul’dan Ankara’ya, oradan Kıbrıs’a gidip aynı şeyleri söyleyecekti. Ama bizimkiler onlara yüz vermiyorlar.
Batı’dan kazık yiyoruz
* Türkiye’yi yönetenler deli mi, yoksa akıllı da bilerek mi böyle yapıyorlar?
-Hayır, hayır, Türkiye’yi şu anda yönetenlerin öncekilerden farkı, emperyalizme daha angaje ve daha cesur olmaları. Yani açık açık söylüyorlar. 1950’den beri Batı’dan kazık yiyoruz. Bu kazıkları yöneticilerimiz sineye çekiyorlar. Her şeyimiz baltalanmış. Ekonomi, savunma ve eğitim Batı’nın kontrolünde.
* Mesela 1940’ta bir dolar kaç liraydı?
-Ne doları, ne Euro’su. O zaman dövizin esamisi okunmuyordu. 100 Türk lirası ile Fransa’ya gidiyorum. Napoli limanında parayı bozdurmak istedim. Kambiyonun önü çok kalabalık. Veznedarlardan birine elimdeki parayı gösterdim. Adam yerinden kalktı, o kalabalığı yararak beni aldı, bir odaya götürdü. 100 Türk lirasına karşılık tam 120 bin Frank para verdi. Ben o parayla Paris’te 2 ay geçindim. Çünkü o M. Kemal’in 100 lirasıydı.
MİLLİ GAZETE 31.03.2004