Çocuğunuzla aile içindeki kuralları konuşun, onların anlayacağı bazı sorunları paylaşın, onların sıkıntılarını, isteklerini anlatmalarına zemin hazırlayın. Ama bunları yaparken disiplini tamamen de unutmayın. Aşırı disiplin ve aşırı mükemmeliyetçi olmaktan kaçının.
Anne-babaların çocuklarıyla arkadaşça ilişki içinde olmasının önemi her geçen gün toplumun bilinçlenmesiyle daha iyi anlaşılıyor. Bilhassa kültürlü anne babalar çocuklarıyla ilişkilerinde bu hususa büyük önem veriyorlar. Gerçekte çocuk yetiştirme tutumları içinde arkadaşlığın büyük önemi vardır. Arkadaşlık denilince çocukla eşit ilişki içinde olma, aile içindeki kuralların karşılıklı konuşma içinde çocuğun anlamasını sağlayarak yerine getirilmesi, çocuğa eşit haklar tanıma, fikirlerini açıkça belirtmesini destekleme, onunla arkadaşlık etme ve birçok şeyi paylaşma gibi konuları kapsar. Görüldüğü gibi çocuk yetiştirme tutumları içinde çocukla arkadaşça ilişki içinde olmak demek disiplinsiz davranmak demek değildir. Bununla beraber pek çok anne-baba bu konuda zorluk çektiklerini ifade etmektedirler. Arkadaşça bir ilişki içinde kesin emir vermekten çekinirler. Yanlış tutumlar karşısında ne şekilde davranacaklarını şaşırırlar.
Çocukla arkadaşça ilişki içinde olmak gerçekten dünyanın en doyulmaz güzel duygularındandır... Çocukların en çok değer verilmeye saygı ve sevgi görmeye ihtiyaçları vardır. Anne-babanın her şeyden önce çocuğuyla birlikte zaman geçirmekten zevk alması gerekir. Anne babalığın okulunun aile olup anne babalık özelliklerinin kuşaktan kuşağa aktarılan özellikler olduğu ve bunun okulda öğrenilen bilgilerle ilişkisinin sınırlı olduğu bilinmektedir. Sağlıklı bir anne-baba çocuk ilişkisi içinde arkadaşlık ilişkisi de doğal ve düzeylidir. Çocukla iletişimde güzel model olmak kadar çocukla yeterli vakit geçirmek de önemlidir. Bununla beraber her çocuğun yapısı, kişilik özellikleri ve yaşı farklı olduğuna göre arkadaşlığın da çocuğun bu özellikleri göz önüne alınarak yapılması gerekir.
Her şeyden önce çocuk anne-babasıyla vakit geçirdiği kadar yaşıtları ile de vakit geçirmelidir. Anne-baba arkadaş olabilmek için çocukla sürekli bir arada bulunmak gibi bir kaygı içinde olmamalıdır. Bazı anne-babalar çocukla arkadaşlık ilişkisi içinde ona emir vermekten çekinirler. Çocuğun duyguları konusunda aşırı duyarlı olup bir şey yapmasını isterken ona rica ederler. Bu rica esnasındaki ses tonu çok önemlidir. Çocuk ricayı müsaade veya tercih hakkı şeklinde anlayabilir ve anne babasını duygusal olarak etkilemek yoluna gidebilir. Bu durum henüz küçük yaşlarda başlar. Örnek olarak annesiyle otobüs veya minibüste seyahat eden küçük bir çocuk ayakta durmak için ısrar edebilir. “Lütfen oturur musun?” sözünü seçenek olarak algılayabilir. Anne bu durumda kararlı olup çocuğu hafifçe tutarak oturtabilir ve daha sonra bunun sebebi izah edilebilir. Böyle bir durumla karşılaşmadan çocuğa nasıl davranacağını anlatmak ise daha uygundur.
Tutarsızlığa düşmeyin
Bazı anne-babalar da disiplinle arkadaşlık arasındaki dengeyi sağlayamaz bir süre müsamahakar davranıp, daha sonra çocuğun hatalı davranışlarını görünce birden parlarlar. Bu daha çok anne veya babanın gergin olduğu zamana denk gelebilir. Bu tutarsız anne-baba tutumu çocuğun ikilem içinde olmasına yol açabilir. Yine anne babaların bazısı kendi çocukluklarında duydukları eksiklikleri çocuklarının duymasını istemezler. Arkadaşça ilişki içinde çocuklarını üzme endişesiyle kendilerini onun her istediğini yerine getirmek zorunda hissederler. Bu da ölçüsüz yapıldığından çocuğun daha doyumsuz olmasına yol açabilmektedir. En uygunu çocuğun maddi, duygusal, fiziksel, biyolojik her türlü ihtiyacına karşı duyarlı olmakla beraber sınırları iyi bilmek ve iyi anlatmaktır.
Onlara sorumluluk vermekten kaçınmayın
Bazı anne-babalar ise tam tersi davranır ve çocuklarıyla duygusal olarak son derece yakın olmakla beraber onların isteklerini yapmak konusunda kendilerini aşırı zorlarlar. Onların yapacakları işleri bile hep kendileri yapar, onlara sorumluluk verme gereği duymazlar. Mesela okulöncesi çağda çocuğun üstünü kendileri giydirir, yemeklerini kendileri yedirir, okul çağında yataklarını kendileri toplar, ödevlerini onların yerine kendileri yaparlar. Tabii yaşları ilerledikçe bu yükün altından kalkamazlar. Bunun için arkadaşlıkla disiplinin karıştırılmaması ve çocuğa yaşıyla uyumlu sorumluluklar verilmesi ve yerine getirmeye teşvik edilmesi gerekir. Yine çocuğun yaptığı hatalar karşısında duygusal davranmamak ve çocuğun yanlış davranışının sonucuna katlanmasını sağlamak gerekir. Çocuk, hayatta hataları tecrübeler olarak görmelidir. Mesela uygun çalışma ortamı sağlandığı ve ödevini bitirmesi konusunda hatırlatmada bulunulduğu halde ödevini yapmayan bir çocuğun ödevini anne baba kendileri yapmak yerine onun ödevsiz okula gitmesi ve sonuca katlanmasını sağlamalıdır. Bununla beraber anne-babanın çocuğa zor veya anlamadığı konularda yardımcı olması da gerekmektedir ki çocuk kendine güvenebilsin ve kendi kendine ödev yapma sorumluluğunu alabilsin. Sonuç olarak çocukla arkadaşlık her iki tarafa mutluluk ve güven verecek şekilde ve çocuğun gelişimi açısından çok önem-li olan disiplini engelleme-yecek bir düzeyde olmalıdır.
ZAMAN 14.04.2004