İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

İlaçlar ve karanlık noktalar

İlaçlar ve karanlık noktalar
Yaşam
|

İlaç şirketleri, klinik deneylerin tüm sonuçlarını yayımlamaya zorlanmalı. Aksi takdirde ürünleri hakkındaki gerçekleri nasıl bilebiliriz?

"Etkili, güvenli ve bağımlılık yapmaz". Yeni nesil antidepresanların, ilk piyasaya sürüldüklerinde işte bu özellikleri taşıdıkları söylenmişti. Şimdiyse bu ilaçlar, hararetli bir tartışmanın merkezinde duruyor. Bazı hasta ve doktorlar, antidepresanların etkinliğinin tartışılması gerektiğini belirtiyor ve bu ilaçların intihar düşüncesini tetiklediğine inanıyor. Üretici şirketlerin de içinde bulunduğu bir kesimse, ilaçların bugüne kadar milyonlarca insanı tedavi ettiğini örnek gösteriyor ve piyasadan çekmenin yarardan çok zarar getireceğini vurguluyor. VİETNAM'DAN FAZLA ÖLÜM Aslında, elimizde ilacın piyasaya sürülmesine ilişkin yeterince bilgi olsaydı, hangi tarafın haklı olduğuna karar verebilirdik. Ancak bu bilgiler yok. İnanılması güç ama, kanunlara göre şirketler, lisansı alınmış ilaçlarla ilgili araştırma bulgularını açıklamak zorunda değiller. Dahası bilim adamları, doktorlar ve sivil örgütlerin, bu ilaçlara lisans veren kurumları da sorgulamaya hakları yok. Sorun çok ciddi, çünkü bir klinik araştırmasının sonuçlarının gizlenmesi ölümcül olabilir ve aleyhte kullanımı körükleyebilir. Kalp krizi geçiren hastalara yıllarca, ritim bozukluğunu önleyici ilaçlar verildi. 1990'dan itibarense, satışlarından neredeyse 10 yıl sonra bu ilaçların, her yıl Vietnam'daki savaştan daha çok Amerikalıyı öldürdükleri görüldü. Eğer, ilaçların ölümcül olabileceğine dair kanıtlar daha önceden açıklanmış olsaydı facia önlenebilirdi. Klinik deneylerinin istenildiği gibi açıklanması uzun süredir büyük bir sorun. 1980'de Finli bir araştırmacı olan Elina Hemminki, lisans başvurusunda bulunan, ancak raporlarında yan etkiye sahip olduğu belirtilen ilaçların araştırmalarının, diğerleri gibi hemen açıklanmadığına dikkat çekmişti. 20 yıl sonraysa bu kez İsveçli Hans Melander, antidepresanlar hakkında hem yayımlanan hem de şirketin ilaç düzenleyici kurumlara sundukları raporları inceledi. Melander, şirketlerin ilacı olduğundan daha iyi göstermeye çalıştıklarını gördü. YÜZDE 6 ÖLÜM! Hemminki ve Oxford Üniversitesi'nden Klim McPherson ise geçen hafta, hormon replasman tedavisinin etkilerinin de aynı şekilde gösterildiğini duyurdu. Bunların arasında en çok kaygı verense, hükümetlerin ve sivil kuruluşların bu duruma razı olmaları. İnsana ait albümin çözeltisinin etkileriyle ilgili yapılan bir araştırmaya verilen resmi tepkileri hatırlayalım. Bu, insanı yeniden canlandıran sıvı 50 yıldan beri kullanılıyor olmuş olsa da ölümcül yanıyla ilgili güvenilir veriler sunan geniş çaplı hiçbir klinik deney yapılmamıştı. Yayımlanmış ve yayımlanmamış tüm deneyler ilk kez 1998'de gözden geçirildiğindeyse, albüminin, verildiği hastaların yüzde 6'sını öldürebileceği tespit edildi. Ayrıca, incelemeleri yapan ekip, "düzenleme kurulları sistemli bir şekilde verileri gözden geçirseydi bu ölüm riski 50 yıl önce saptanabilirdi" sonucuna vardı. Buradan 3 önemli ders alınması gerek. Birincisi, ilaçların, ölüm gibi yaratabileceği önemli sonuçları araştırmayan şirketlere yalnızca geçici lisans verilmeli. İkincisi, arka arkaya yapılan klinik deneylerinin sonuçları toplanarak düzenli bir şekilde incelenmeli. Sonuncusuysa, klinik deneylerin yanlı açıklandığı saptanırsa bunlar kanunen yasaklanmalıdır. Iain Chalmers'den özet: Bilge Eser Kaynak: New Scientist, 6 Mart 2004 Cumhuriyet 24.04.2004
AKRA