İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği katliamların ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün çıkışlarından sonra kamuoyu şimdi hükümetten somut adım bekliyor.
Gül’ün ‘şüphesiz bu olanlar ilişkileri etkileyecektir’ ifadesi ve Erdoğan’ın saldırıları devlet terörü olarak değerlendirmesi Türkiye-İsrail Stratejik İşbirliği’nin ne zaman sona erdirileceği sorusunu da beraberinde getirdi. Çünkü İsrail’in bölgede yalnızlığını önleyen bu ilişkiden güç aldığı belirtiliyor.
Türkiye-İsrail arasında ilişkilerin en sıcak yaşandığı bu dönemde Filistin’de gerçekleştirilen katliamların ardından AKP Hükümeti’nin ilişki konusunda geri atması kamuoyunda beklentileri arttırdı. Kınama ve devlet terörü nitelendirmesinden sonra şimdi Başbakan Erdoğan’ın savunma sanayii ihaleleri ve serbest ticaret anlaşmaları konularında da somut tavır belirlemesi yönünde adım atıp atmayacağı merak konusu oldu.
Özellikle Ortadoğu’da ABD-İsrail-Türkiye Stratejik müttefikliğinin askıya alınıp alınmayacağı hususunda şu ana kadar herhangi bir açıklama olmadı. Ancak İsrail’in bütün dünyanın gözünün içine baka baka tüm uluslararası hukuku çiğneyerek gerçekleştirdiği katliamların sürmesi halinde Türkiye’nin daha net bir tavır koyması isteniyor. İslam alemi Türkiye’den ilişkilerin tamamen askıya alınması yönünde Türkiye’yi yakından takip ediyor.
İsrail bu ilişkiden güç alıyor
Türkiye İsrail arasındaki stratejik ilişkiden, daha çok İsrail istifade ediyor. Zaten dünya üzerinde en büyük desteği ABD’den alan İsrail, Türkiye ile olan ilişkisine de önem veriyor. Bu ilişkiden güç alan İsrail bölge barışının sağlanmasına yönelik bütün adımları rahatlıkla bertaraf edip, çoluk çocuk demeden bütün dünyanın tepkisine rağmen katliamlarını sürdürüyor.
İsrail açısından Türkiye ile olan stratejik ittifak, Ortadoğu Barış sürecinde bölgesel yalnızlığını giderecek ve konumunu güçlendirecek ciddi bir kazanç. İsrail, Türkiye ile geliştirdiği savunma sanayii işbirliği sayesinde yüksek kazançlı bir pazar bulmuş oluyor. Türkiye ile imzalanan Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması ile İsrail, bölge ülkelerinden yana kendisi için tehdit olarak gördüğü balistik füzelere karşı, stratejik bir ittifak sağlıyor.
Türkiye ise İsrail’le kurduğu stratejik ittifakla, soğuk savaş sonrasında kendisini yalnız hissetmesine yol açan stratejik boşluktan kurtularak, ABD’nin destek ve himayesine yeniden kavuşmuş oldu.
Öte yandan madalyonun diğer tarafında bu ilişki ile Türkiye’nin daha çok risk ve tehlikeyi üstlendiği görülüyor. Türkiye, Ortadoğu’da bulunan ülkelerden soyutlanma ve yabancılaşma sürecini başlatmış oluyor. Böylelikle Türkiye, İsrail’in düşmanlarına benzer düşmanlar ediniyor.
Türkiye-İsrail ilişkileri, milli çıkarlara uygun politika analizi yapılmadan soğuk savaş dönemi kolaycılığıyla Amerika’yla paralel olmak adına alelacele ortaya konmuş bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Milli Gazete 22.05.2004