Cerrahide bir tabu daha yıkıldı; cerrahlar dünyada yapılacak ilk yüz nakline hazırlanıyor.
Bu operasyonda risk çok yüksek. Dolayısıyla bazı cerrahların itirazına karşın, bir grup ABD'li cerrah, yüz naklinin sağlayacağı yararın, risklerinden daha fazla olduğu kanısında.
Harpal Kaur , kızının başına gelen o korkunç olayın şokunu hâlâ atlatabilmiş değil. O gün 9 yaşındaki kızı Sandeep , kuzey Hindistan'daki Chak Khurd'da bulunan evlerinin bahçesinde besledikleri hayvanları beslemek için otları biçiyordu. Sandeep birden saçlarını biçerdövene kaptırdı. Çocuk can havliyle saçlarının kurtarmaya çalışırken, boynundan yukarısındaki deri yırtıldı ve kızın yüzünün tümü ve kafa derisi sıyrılıp çıktı. ''Kızımı bu halde görünce aklım başımdan gitti'' diyerek yaşadığı şoku anlatan Harpal, ''Kızımın yüzü bir anda yok olmuştu; nereye gittiğini anlayamadım'' diyor.
Bütün bu panik ve şaşkınlığa karşın aile, Sandeep'i -yüzünü ve kafa derisini de yanlarına alarak- küçük moped'leriyle hastaneye yetiştirmek üzere yola koyuldular. Bu üç buçuk saat süren, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yolculuğun sonunda çocuğu Christian Medical College hastanesine yetiştirdiler. Yüz, naylon bir torbanın içindeydi.
Büyük bir şans eseri deneyimli bir mikrocerrahi uzmanı o gün nöbetçiydi. Abraham Thomas adındaki bu cerrah, Sandeep'in yüzünü vücudunun başka yerlerinden aldığı derilerle onarması durumunda kızın yüz şeklini büyük ölçüde deforme edeceğini biliyordu. Bu nedenle daha cesur bir adım atmaya karar verdi. Bu karar, naylon torbanın içindekileri kızın yüzüne yeniden dikmekti.
Bu, cesur olduğu kadar riskli bir karardı. Bir sonraki günün erken saatlerinde Thomas ilk atardamarı yerine diktiği zaman yüz pembeleşmeye başladı. Tüm risklerine karşın Thomas ve ekibi böylece dünyanın ilk yüz ve kafa derisi naklini başarmış oldular.
1994'deki bu olaydan sonra ABD ve Avustralya'da buna benzer iki cerrahi girişim daha yaşandı. Bunun üzerine cerrahla şu beklenen soruyu sordular:''Kaza sonucu yırtılmış bu yüzler yerine dikilebildiğine göre, yeni ölmüş birinin yüzünü kullanarak yüz nakli niye yapılmasın?''
FARKLI YAKLAŞIMLAR
Bu tüyler ürpetici ancak büyüleyici konu son yıllanda cerrahları, etikçileri ve yüzlerinde şekil bozukluğu olan hastaları ikiye bölmüş durumda. Aslında bu durum, yüz naklinın her an yapılabilme olasılığını gündeme getirirken, dünyadaki cerrahların bir kısmı, yüzleri had safhada deforme olmuş kişilerin yepyeni bir yaşama kavuşacaklarını ileri sürerek yüz naklinden yana bir tavır sergiliyorlar. Bu yaklaşıma karşı çıkanlar ise, yüz naklinin sağlayacağı yararların tıbbi risklerden fazla olduğunu iddia ediyor. Bir köşe yazarı esprili bir şekilde George Clooney' nin donör olarak George Bush 'tan daha avantajlı bir konumda olduğunu iddia ediyor.
Derken, geçen kasım ayında İngiltere'nin Royal College of Surgeons isimli saygın tıp kurumu, deri nakli konusunda doku reddi ve psikolojik etki açısından daha fazla bilgi edinilinceye kadar doktorların beklemesi gerektiğine karar verdi. Ancak herkes bu karara uymaya yanaşmıyor. Ayrıca operasyona odaklanan cerrahların planlarını ertelemek gibi bir niyetlerinin olmadığı görülüyor.
SOMUT GİRİŞİMLER
Öte yandan Ketucky'deki Louisville Üniversitesi'nden bilim adamları ve cerrahlar, yüz naklini gerçekleştirmek için resmi onay talebinde bulundular. Bu kişiler planlarını 30 sayfalık bir belge halinde üniversitelerinin etik komitesine sunmuş bulunuyorlar. Royal College of Surgeon'ın önceki raporlarına karşın Amerikalı ekip, yeterli araştırmanın yapıldığını, aday hastaların taramasına başlayacaklarını ve Kurumsal İnceleme heyeti'nden (Institutional Review Board-IRB) onay alır almaz donör araştırmalarına başlayacaklarını bildirdiler.
Böyle hassas bir konuda, tüm eleştirilere karşın mücadeleye kararlı olan bu ekibin başını John Barker çekiyor.
Barker, Louisville Üniversitesi Plastik Cerrahi araştırma bölüm başkanı. 1998 yılında Fransa, Lyon'da dünyanın ilk başarılı el nakli gerçekleştirildiği zaman başta Barker olmak üzere Louisville'deki cerrahlar da bu amaca yönelik çalışmalar yapıyorlardı. Barker, el naklinden sonra sıranın yüz nakline geleceğine inanıyordu. Barker, bazı hastalarının yüzlerinin çok kötü durumda olduğunu, sayısız ameliyattan sonra, bırakın yüzlerine bakılacak hale gelmesini, normal işlevini bile yapamadığını belirtiyor.
Yüzdeki deformasyonlar, ağır yanıklar, kanser, kurşun yarası veya köpek ısırıkları gibi nedenlere bağlı olarak oluşuyor. Barker, Louisville cerrahlarının bu hastalara yüz nakli yapma olasılığını ciddi bir şekilde ele aldıklarını vurguluyor.
1999 yılının ocak ayında Barker ve ekibi ikinci başarılı el nakli operasyonunu gerçekleştirdiler. Bir yıl önce daha Fransız ekibi el naklini yapmadan önce de itirazlar vardı. Kaldı ki 1954 yılında ilk böbrek nakli yapılmadan önce, nakil ameliyatlarının riskli ve pahalı bir yöntem olduğu iddia ediliyordu ve ancak son çare olarak başrulması gereken bir çözüm olarak değerlendiriliyordu.
Bütün bu itirazlarda ortak nokta, hastaları organ reddi riskine maruz bırakmamaktı. Ayrıca ölüm tehlikesi yoksa, bu tür girişimlerin yarardan çok zarar vereceğine inanılıyordu.
El nakillerinde, daha önce kimsenin başaramadığı bir ilk gerçekleştirildi: Kişiden kişiye deri nakledildi. Deri, vücudu istilacı bakteri ve virüslere karşı korumasının yanısıra, çok sayıda bağışıklık hücresi ve protein içerir. Dolayısıyla bağışıklık açısından vücudun en faal organlarından biridir.
El nakli için riske girmeye gerek var mı? Louisville ekibine göre gerek var. Ekip, 1990'lı yılların ortalarında deri reddini önlemenin yollarını araştırmaya başladı. Domuzlar üzerinde yürüttükleri deneylerde reddi önlemenin en uygun yolunun nakil yapılan ele, doğrudan ilaç enjekte etmek olduğunu düşündüler. Çalışmalardan birinde derinin altına minyatür bir pompa yerleştirerek ilaç verdiler. Aynı anda kontrol grubunu oluşturan bir grup deney hayvanına ağız yoluyla ilaç kokteyli içindiler. Ne yazık ki bir süre sonra pompalar tıkandı ve domuzlar nakledilen deriyi reddettiler. Ancak kontrol grubundaki hayvanlar beklenmedik bir şekilde iyiye gitmeye başladı.
İLAÇ KOKTEYLİ
Böylece insana deri nakli -ve dolayısıyla el/ayak- düş olmaktan çıktı. Göründüğü kadarıyla reddetme riski ilaç kokteyli ile -diğer nakillerde olduğu gibi- önlebilirdi.
Bu gelişmeden sonra Louisville ekibi el nakilleri yapma kararı aldılar. O tarihten bu yana aralarında ABD, Avusturya ve Çin'in de olduğu pek çok ülkede bu türde 20 operasyon yapıldı. Hepsinde Louisville domuzlarına verilen üçlü ilaç kokteyli uygulandı. Ve bilindiği kadarıyla bunların içinde yalnızca tek bir vaka başarısızlıkla sonuçlandı. Ne yazık ki bu da ilk hastaydı. Clint Hallam isimli Yeni zelandalı hasta, ilaçlarını almayı kestiği için nakledilen el ampute edildi. Diğer hastalar ilk başlarda reddetme belirtileri gösterdiyse de, doktorlar ilaçların dozunu ayarlayarak red olayını bastırmayı başardılar.
Bu olumlu sonuçlar, yaşam kurtarma amacı gütmeyen benzer operasyonlar için de yeşil ışık yakmış oldu. Son yıllarda 8 uyluk ve diz nakli, 4 çift el nakli ve bir aylık bir bebeğe kol ve el nakli yapıldı. Bu arada bir gırtlak, dil ve karın duvarı nakledildi. Göğüs, boyun ve penis nakli konusunda da spekülatif tartışmalar devam ediyor.
YARAR VE RİSK DENGESİ
Ne var ki yaşam kurtarma amacı gütmeyen bu operasyonlarda bazı uzmanlar, sonuçta elde edilen yararların girişilen riske değdiğine inanmıyor. Bu tür operasyonlara karşı çıkanlar, en son ilaçların kullanılması durumunda dahi, nakil yapılmış bir böbreğin ömrünün ortalama 10 yıldan az olduğunu söylüyor. Dolayısıyla el ve yüz naklinin bundan daha uzun bir süre dayanması beklenmiyor. Ayrıca nakil yapılmış bir yüzün kontrolü mümkün olmayan bir reddi tetiklemesi durumunda ne yapılabilir? Seçenekler şöyle sıralanabilir: Yüz dikildiği yerden çıkartılabilir; hastaya kendi derisinden graft yapılabilir veya ikinci bir yüz nakli için gerekli girişimler başlatılabilir. Kaldı ki nakledilen yüz sağlıklı durumda olsa dahi, bağışıklık tepkisini baskılayan ilaçlar çok pahalıdır; uzun vadede enfeksiyon, kanser ve diyabet riski taşırlar.
Bu risklerin ışığı altında, yüz naklinden yana olan uzmanlar dahi, reddetme olasılığını önleyecek daha iyi tekniklerin ortaya çıkmasını beklemenin daha doğru olacağını düşünüyor. Ancak Louisville ekibi bu konuda daha iyimser. Söz konusu riskleri ciddiye almakla birlikte, ekip, yüzü çok kötü durumda olan hastaların bugünkü dayanılmaz durumlarına devam etmeleri yerine, bir ömür boyu ilaçlara bağımlı yaşamalarının daha iyi olacağına inanıyor.
Vücudun başka bir yerinden alınmış deri dokusu yüzdekinden farklıdır ve burun ve dudağın doğal görüntüsüne dönüşmesi zordur. Yüzü ciddi bir şekilde yanan hastaların, ''insan içine çıkabilecek düzeye'' gelmeleri için 50'den fazla operasyon geçirmesi gerekebilir. Louisville cerrahlarından Joseph Banis, ''Ağır yanık vakalarında hastaların yüzü normal hareket yetisini kaybeder, dokunun normal görünümü ve rengi değişir'' diyor.
RİSKLER NASIL ALGILANIYOR?
Louisville ekibi son birkaç yıllarını, nakillerde ortaya çıkan risklere karşı nasıl bir tutum benimsendiğini incelemeye ayırdı. Hazırladıkları anketlerde nakil yapılan bir organ için kaç yıllarını feda etmeye hazır oldukları soruldu.
Sonuçlar şu anda değerlendirilme aşamasında olmasına karşın, ilk elde edilen sonuçlar oldukça şaşırtıcı bulgular içeriyor. İnsanlar bir el için, ayak için feda edeceklerinden daha fazla yıl feda etmeye hazırlar. Ancak insanların yüz için feda edecekleri yıl sayısı tüm organlardan fazla. Bir yüz için böbrek naklinde kaşılaşacaklarından daha fazla riske girmeye hazırlar. Böbrek nakilleri önemli bir kriter, çünkü insanlar böbrek için her türlü riske girmeye razılar.
NAKİL SIRASINDA ZORLUKLAR
Louisville ekibinin yüz nakli için gerekli izinleri aldığı varsayımından hareketle, ne türlü zorluklarla karşılaşacaklarına bir göz atalım. Yüz naklinin, uzmanlık alanı plastik cerrahi olan Banis'in liderliğinde götürülmesi çok büyük bir olasılık. Banis, öncelikle vericinin yüzünü, altındaki yağlarla birlikte keseceğini söylüyor. Sınırları saç diplerinde son bulacak olan parçanın üzerinde kaşlar, göz kapakları, burun, ağız ve dudaklar bulunacak.
Bu başlangıç için gerekli olan koşullar. Cerrahların ayrıca yüzün kan ihtiyacının karşılayan atar damar ve damarlara da ihtiyacı var. Hastanın yüzündeki yaraların konumuna bağlı olarak cerrahların daha derinlere inmesi gerekebilir. Bu durumda vericiden burun kıkırdağı, yüz sinirleri ve hatta kasları da çıkartılabilir. Ekipte yer alan cerrahlardan Serge Martinez işlemin süresi hakkında şunları söylüyor:''Graftı çıkartmak 10 ile 12 saatimizi alabilir. Daha sonra nakil için de 24 saate ihtiyaç duyabiliriz''
Bandajlar ne zaman çıkartılabilir? Yüz nakillerinde insanları en fazla ürküten konu, alıcının ölü vericiye benzemesi korkusu. Uzmanlar böyle bir korkunun yersiz olduğunu söylüyor, çünkü insanların görüntüsünü büyük bir ölçüde alttaki kemik yapısı ve kas hareketleri belirler. Nakli yapılan yalnızca üstteki yumuşak dokudur.
Yine de Louisville ekibi, vericinin görüntüsünün ne kadarının nakledildiği konusunu inceliyor.''Bize yöneltilen soruların başında, vericinin ailesinin alıcının yüzünde vericiyi tanıyıp tanımayacakları geliyor'' diye konuşan Barker, ''Ve birgün sokakta sevdikleri insanın yüzüyle karşılaşmak olasılığı söz konusu ise verici olmaya onay verirler mi?'' diye soruyor.
Buna kesin bir yanıt verebilmek için Louisville ekibi ölülerden aldıkları yüzleri yine ölüler üzerinde deniyor. Şu anda inceleme daha devam ettiği için kesin bir sonuç söz konusu değil, ancak ilk alınan sonuçlara göre nakledilen yüz ne alıcıya ne de vericiye benziyor. Barker'a göre işlemin sonucunda ''üçüncü'' bir yüz oluşuyor.
Reyhan Oksay
New Scientist, 29 Mayıs 2004
Cumhuriyet Bilim Teknik 12.06.2004