İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Modern çağın gerekliliği mi gıda terörünün yeni adı mı ?

Modern çağın gerekliliği mi gıda terörünün yeni adı mı ?
Yaşam
|

Türk halkının son birkaç yıldır bilmeden bol miktarda transgenik ürün tükettiğini belirten uzmanlar, yaşanmış örneklerden yola çıkarak tehlikenin çok büyük olabileceğini vurguluyor.

Türkiye'de 1996'dan beri genetiğiyle oynanmış transgenik ürünler tüketiliyor. Üstelik transgenik ürünler, beyaz ve kırmızı etten kraker ya da gofrete kadar pek çok üründe de kullanılıyor. Oysa üyesi olmayı hedefledğimiz Avrupa Birliği'nde gerek transgenik ürünün kendisi, gerekse bu ürün kullanılarak elde edilen ürünler özel ibareli etiketler taşıyor. Türkiye'de ise ne kontrol, ne yasa ne de etiketleme zorunluluğu var. Uzmanlara göre Türk halkı son birkaç yıldır bilmeden bol miktarda transgenik ürün tüketti. Yeterince araştırma yapılmadığı için genetiğiyle oynanmış ürünlerin gelecekte insanda ya da doğada ne gibi zararlara yol açabileceği henüz tam olarak bilinmese de, uzmanlar yaşanmış örneklerden yola çıkarak tehlikenin çok büyük olabileceğini vurguluyor. SOYAMIZI BIRAKTIK Transgenik ürünlerin Türkiye'ye uzun zamandır girdiğini kaydeden Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Mehmet Karaca, "Örneğin büyük oranda soya ve mısır girdi. Biz kendi soyamızı kullanmadık depolarda bekliyor. Yurtdışından soya getirdik dünyanın parasını verdik" diyor. Laboratuar ortamı dışında bu ürünleri tespit etmenin mümkün olmadığını dile getiren Karaca şöyle devam ediyor: "Çünkü üzerinde etiket falan yok. Avrupa Birliği bu konuda etiketleme zorunluluğu getirdi. Transgenik ürünlerin pek çoğu ABD'de üretildiği ve onlar tarafından satıldığı için ABD buna karşı çıktı. Bugün transgenik ürünler dünyadaki bütün ülkelere girmiş durumda. ABD'de markete gittiğinizde normal domatesin kilosu 5 dolar hemen yanında transgenik domates satarlar kilosu 5 cent." Türkiye'ye gelen transgenik soyanın daha çok hayvan yemi yapımında kullanıldığını ifade eden Karaca, bu yemlerin tavuk, koyun, inek besisinde kullanıldığını kaydediyor. DENETİM ŞART Bu konuda kendisinin bir çalışma yaptığını söyleyen Karaca en azından büyük şehirlerde bu konuda acilen bir denetim getirilmesi gerektiğini ifade ediyor. "Bu ürünlerin neler olduğunu bilmemiz gerekiyor" diyen Karaca şöyle devam ediyor: " Tehlikesi konusunda ise şunu söyleyebilirim. Transgenik ürün örneğin cep telefonundan daha az riskli. Ama transgenik ürünün çevreye olan etkisi cep telefonundan fazla olabilir." "O CİVCİVLER BİZLERİZ" Tarım Bakanlığı'nın "Biz transgenik ürün ithal etmiyoruz" dediğini belirten Yıldız Teknik Üniversitesi Biomühendislik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şeminur Topal, oysa sadece beyana tabi olduğu için transgenik ürünlerin yıllardır Türkiye'ye girdiğini ifade ediyor. "Mısır giriyor örneğin. Ama bu sadece mısırla kalmıyor. Nişastası, çorbası, yağı, unu, gofreti, krakeri derken çok sayıda ürüne yayılıyor. Örneğin transgenik soya 900 türev üründe tüketiliyor" diyen Prof. Topal kullanım yaygınlığını şu ilginç bir örnekle açıklıyor. "Hani Maliye Bakanı, oğlunun getirdiği mısırlar için 'onu civcivlere yedirecek' diyordu ya. İşte o civcivler bizleriz." Topal, Tarım Bakanlığı'nın AB'ye verilen taahhüt nedeniyle 2 yıl içinde bu ürünleri tespit edecek laboratuarı kurması gerektiğini hatırlatıyor. Prof. Topal Türkiye'nin bir yandan AB'ye söz verdiğini, ancak diğer yandan da bu ürünlerin asıl üreticisi olan ABD'ye taahhüt verildiğini belirterek, Tarım Bakanlığı'nın 2 yıldır bu nedenle yasa çıkarmadığını iddia ediyor. Tarım Bakanlığı: Yasa geliyor Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Şube Müdürü Dr. Servet Kese ise bakanlıkta transgenik ürünlerle ilgili çalışmaların son aşamaya geldiğini kaydetti. Bir yandan Ankara İl Kontrol Laboratuarı'nda bu tür ürünleri tespit edecek bir donanım kurulduğunu söyleyen Dr. Kese, laboratuarın aynı zamanda bu konuda yetişmiş personele de sahip olduğunu dile getirdi. Bu konuda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için 'Ulusal Biogüvenlik Kanunu Taslağı'nın hazırlandığını ifade eden Servet Kese, şu anda ilgili kuruluşlardan taslağa ilişkin görüşlerin sorulduğunu açıkladı. Dr. Kese, bu taslak içinde transgenik ürünler ve bu ürünlerin kullanımıyla üretilmiş her türlü ürünün tespitinden izlenmesine, kontrolünden etiketlenmesine kadar her konuya ilişkin yasal düzenleme olduğunu söyledi. İşte Türkiye'deki transgenik ürünler * GELECEKTE PAZARA SUNULACAKLAR Vitamin A destekli domates, tuzluluğa tolerant domates. Beta karoten, vitamin A, içeriği yüksek çeltik. Vitamin E içeriği yüksek Kanola. Kolera, hepatit B ve ishal hastalıklarına karşı koruyucu aşı taşıyan muz ve patates. Kafein içeriği düşük kahve. Hastalıklara dayanıklılık genleri taşıyan asma. Nikotin oranı düşük tütün. Herbisit dayanıklılığı olan kavak ve okaliptus. Kuraklığa, tuzluluğa ve herbisite dayanıklı çim bitkileri. * DENEYSEL OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER Atropin içeriği yüksek güzelavrat out. Domuz tüyünde bulunan geni taşıyan pamuk bitkisi. Bakteri, memeli, balık genlerini taşıyan bitkiler. (Balık geni taşıyan domates, domuz geni taşıyan pamuk, vitamin A içeriği yüksek çeltik, herbisit'e dayanıklı soya, yüksek şeker veren mısır, toprak yüzeyinde büyüyen şeker pancarı, kızamık aşısı taşıyan patates, rafta bozulmayan domates, sütünden ipek üretilen inek, atık suları temizleyen balık, kuzey kutupta yetiştirilen kolza, üzerinde fiyatı yazılı karpuz.) * ŞU AN PAZARDA BULUNAN ÜRÜNLER Kanola: Böceklere, yabancı ot ilaçlarına dayanıklılık ve yağ kalitesini arttıran genler. Mısır: Yabani ot ilaçlarına dayanıklılık geni, erkısırlık. Pamuk: Yabani ot ilaçlarına dayanıklılık geni Patates: Zararlı böceklere ve virüse dayanıklılık geni. Soya: Yabani ot ilaçlarına dayanıklılık geni ve yağ kalitesini arttıran genler. Yazlık kabak: Virüse dayanıklılık geni Şeker pancarı: Yabani ot ilaçlarına dayanıklılık geni. Domates: Yabani ot ilaçlarına dayanıklılık geni, raf ömrü uzunluğunu arttırıcı gen ve tuzluluğa dayanıklılık geni. Papaya: Virüse dayanıklılık. Transgenik ürün tehlikeli mi? JAPONYA'DA ÖLÜMLERE YOL AÇTI Transgenik ürünlerin tehlikeleri konusunda yaşanmış en büyük olay Japonya'da meydana geldi. Japonya'da GD bakteri tarafından üretildiği anlaşılan 'tryptophana' (insan vücudu için gerekli olan bir tür amino asit) bağlı olduğu anlaşılan bir sendrom nedeniyle 37 kişi öldü, bin 500 kişi kısmi felç geçirdi, 5 bin kişi de geçici olarak iş göremez hale geldi. Genetiği değiştirilmiş organizma nedir? Türkiye'de genetiği değiştirilmiş organizma ya da genetiği değiştirilmiş ürün olarak adlandırılan transgenik ürünlerin bugün dünyada 60 milyon hektarlık alanda ekimi yapılıyor. ABD, 40 milyon hektar ekim alanı ile ilk sırada yer alırken, onu 13.5 milyon hektar ile Arjantin, 3.5 milyon hektar ile Kanada izliyor. En çok üretilen transgenik ürünler arasında 36.5 milyon hektar ile soya birinci, 12.4 milyon hektar ile mısır ikinci, 6.8 milyon hektar ile de pamuk üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye'ye 2003 yılında toplam 1.818.131 ton mısır girdi. Bu miktarın 1.113.483 tonu ABD, 356.753 tonu ise Arjantin'den geldi. Türkiye 2003 yılında toplam 813.635 ton soya ithal edildi. Bu miktarın 382.824 tonu ABD, 336.990 tonu ise Arjantin'den geldi. SABAH 05.07.2004
AKRA