Artçı depremler gibi 2-3 yıl sürüyor. İstanbul günübirlik yaşıyor. Bu işin şakası yok. 2008'de ciddi bir kriz bizi bekliyor" dedi. Melen'den Ömerli'ye su getirilmesini eleştiren Avcı, "Melen'den günde 300 bin metreküp su gelecek. Kişi başına 1 kova su düşüyor" diye konuştu. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Selahattin İncecik de su sıkıntısının sorumlusunun yöneticiler olduğunu vurgulayarak yapılaşma ve nüfusun yoğun olduğu bölgelerde 50 yıllık planlar yapılmasının şart olduğunu söyledi.
İTÜ İnşaat Fakültesi Hidrolik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Avcı, İstanbul'un bütün su stokunun tüketildiğine, 2008 yılına yedeksiz girdiğimize dikkat çekerek, "Asıl tehlike önümüzdeki yıl. Bulunan kaynaklar kurumuş dereler... Önümüzdeki yıl Melen'den gelecek suyu toplasanız 500 bin metreküp su bulamazsınız" dedi.
'SINIRA DAYANDIK'
Avcı, İstanbul için bölgenin tüm su kaynaklarının toplandığını, Trakya'nın hakkı olan Istrancalar'ın suyunun da kente verildiğini anlatarak, "O da yetmedi 180 km. uzağa gidip Düzce'den Melen suyunu İstanbul'a getirmeye çalışıyoruz. O yöredeki insanların hakkına da el konuldu. Tapulu araziler su toplama havzasında kaldığından orada tarım yapılması artık yasak. Bolu Dağı'nın ötesine geçemiyoruz. Burada da sınıra dayandık, artık gidecek yerimiz yok" diye konuştu. İstanbul için 500 kişilik bir ekibin 2 yıl boyunca çalışarak Çevre Düzeni Planı hazırladığını anımsatan Avcı, sanayi, tarım, konut alanlarının tespit edildiğini bu planda su öğesine hiç yer verilmemesini eleştirdi.
'EGE KRİTİK DURUMDA'
Prof. Avcı, Ege bölgesinin vazgeçemeyeceğimiz tarım alanımız ve turizm bölgemiz olduğu için daha kritik durumda olduğuna vurgu yaparak, "Kaynaklar tamamen sıfırlandı. Ege'yi nereye götüreceksiniz. İç Anadolu zaten kurak. Planlamayı; ulusal boyutta yapmazsanız bu işin sonu gelmez. Aski halde Fırat'ın Çoruh'un suyunu İstanbul'a, Ege'ye getireceğiz. Teknolojik olarak bu mümkün ama işletim ve yatırım bedeli çok ağır. Öyle bir faturası varki yurttaşın bedelini ödemesi mümkün değil. Melen'den suyu buraya getirirken 300 milyar kilowattsaat enerji harcıyoruz" dedi.
İstanbul'un suyu olmayan bir bölgede bulunduğunu belli aralıklarla kuraklık dönemleri yaşandığını dile getiren Avcı, şöyle devam etti: "İstanbul'da 10-15 yılda bir kuraklık yaşanır. Kuraklık döneminde yarattığımız stoklar bizi bir yıl zor götürüyor. Yedeğimiz o kadar. Geçen kış yağışın azalması ciddi bir mesaj verdi aslında. Ama barajlarımız dolu dendi. Mayıs ve haziran aylarında barajlardaki su oranı düştü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oran yüzde 50'nin altına inince bakarız dedi. Bugün barajlardaki doluluk oranı yüzde 20'lerde. Elle tutulur birkaç afiş dışında bir önlem yok. Haftalık gelişmelere göre plan yapılıyor. Şimdi Melen'den Ömerli'ye su by-pass edecekler. Melen'den gelecek olan 8.5 metreküp saniye su. Hat kapasitesi bu. 2 milyon metreküp İstanbul'un bir günlük su ihtiyacı. Melen'den günde 300 bin metreküp su gelecek. Nüfusa bölerseniz 1 kova su düşüyor bir kişiye. Belediye başkanına, yetkililere bu bilgiler sunulmuyor sanırım. Kapasite 8.5 metkerüp diyorlar ama kuraklığı hesaba katmıyorlar. Bulgaristan sınırı Rezve'den su getirmek istiyorlar. Yanı başında Balaban Deresi var. Boru döşeyip Pabuçdere Barajı'na su verecekler. Kapasitesi 6.5 metreküp saniye. Yani günde 400-450 bin metreküp su. Dereyi gidip gördüm getirilecek su 900-1000 metreküp kadar. 2008'de bütün stoklarımız bitiyor. Asıl tehlike önümüzdeki yıl. Bulunan kaynaklar kurumuş dereler... Melen'den gelecek suyu toplasanız 500 bin metreküp su bulamazsınız. Gelecek yıla yedeksiz giriyoruz."
CUMHURİYET -27 AĞUSTOS 2007 PAZARTESİ






