Suriye, İran ve Türkiye, Kuzey Irak'taki İsrail varlığına karşı ortak hareket etmeli. Ankrara'nın Washington nezdindeki nüfuzundan da yararlanmak gerek
Irak'ın kuzeyindeki İsrail parmağı, artık varsayım veya şüphe konumunu aşıp bildik bir gerçek halini aldı. Özellikle de Türkiye'nin durumu incelemek üzere bölgeye heyet gönderme kararı ve İran'ın, durumun komşu ülkelerin (İran, Suriye ve Türkiye) güvenliğine yönelttiği tehdit ve tehlikenin boyutuna ilişkin uyarısının ardından...
İsrail'in Irak'taki Amerikan işgalinden istifade ettmeye çalıştığı ortada. İsrail, ABD'nin, Irak'ın kuzeyinde bağımsız siyasi bir oluşum kurma çabasına sırt çevirmesiyle derin hayal kırıklığına uğrayan Kürtlerle ilişkilerini pekiştirdikten sonra gözetleme ve casusluk birimlerini Kuzey Irak'a taşıdığını vurgulamaya da gerek yok. Kürtlerle Amerikan yönetimi arasındaki gergin ilişkiler İsrail'e Irak'taki siyasi, ekonomik ve güvenlik varlığını derinleştirme gayesiyle bölgeye müdahil olma ve Kürtlerle yeni stratejik işbirliği sürecini tesis etme imkânı verdi. Görünen o ki Irak'ın kuzeyinde Talabani ve Barzani'nin yalanlamalarına rağmen bir 'İsrail varlığı' söz konusu.
Ortada Irak'ın kuzeyindeki Kürtler ile İsrail arasında güvenlik işbirliğinin ötesinde bir ilişki olduğunu ve Mossad'ın Kuzey Irak'ın Suriye, İran ve Türkiye sınırında gözetleme ve casusluk merkezi kurma başarısı gösterdiğini yineleyen birçok gösterge ve veri bulunmakta. Bu üç ülkenin Irak'ın kuzeyindeki 'İsrail varlığı'nın bütün yönlerini, ayrıntılarını ve boyutlarını masaya yatırmaları için aralarında yüksek düzeyde temaslar gerçekleştirmeleri gerekmekte. İsrail'in oradaki varlığı bu üç ülke için tehlike oluşturmakta olup Irak'ın kuzeyindeki Siyonist müdahaleye karşı sessiz kalmanın felaket sonuçlara götürmesi kaçınılmaz. Zira Suriye, İran ve Türkiye'nin gözü önünde kurulabilecek bir gelecek,
İsrail'le koalisyon kuracak olması kesin bir 'Kürt devleti' sorunu. Bu durum bölgeye felaketten başka bir şey getirmez.
Bugüne kadar birçok haksızlığa ve baskıya maruz kalmış olmaları Kürtlerin, ayrılıkçılığa ve Irak'ın kuzeyinde bağımsız siyasi bir oluşum kurmaya yeltenmelerinin gerekçesi olamaz. Çünkü böyle bir 'devletçik', İsrail gibi
bir dış güçle koalisyon kurmadıkça hayat bulamaz ve varlığını sürdüremez kesinlikle.
Dolayısıyla şimdi önerilen şu: Irak'ın geneli ve özellikle de kuzeyindeki
İsrail varlığının boyutu ve türünü belirlemek ve bir sonraki adım olarak ABD'ye güçlü mesaj gönderebilecek araçları bulmak. Ardından da Kürt-İsrail koalisyonuna karşı ortak tutumuzun net biçimde aktarılması için Washington nezdindeki Türk nüfuzunu devreye sokmak.
(Katar'da yayımlanan Vatan gazetesi, 14 Temmuz 2004)
Radikal 17.07.2004