IDC tarafından gerçekleştirilen küresel araştırmaya göre yazılım korsanlığıyla mücadelede meyveler toplanıyor ancak yeterli değil. Diğer alanlardaysa durum endişe verici boyutlarda
IDC araştırma firması tarafından BSA için yaptırılan araştırmanın sonucuna göre korsan yazılım hâlâ bilişim dünyasının ciddi sorunlarından biri
olarak varlığını sürdürüyor. Bu yılın rakamlarına göre bilgisayar kullanıcılarının korsan yazılım kullanım oranında dünya ortalaması yüzde 36. Avrupa ortalamasıysa yüzde 37 olarak kayıtlara geçti. Bölgenin nispeten daha düşük gelirli ülkelerinin bulunduğu Doğu Avrupa'daki kullanım oranıysa yüzde 71'lere çıkmış durumda. Yazılım endüstrisinin yüzünü güldüren tek bölgeyse aynı zamanda bu dünyanın en büyük tüketicilerinin yer aldığı Kuzey Amerika oldu. ABD ve Kanada ortalama yüzde 23 ile ortalamanın altında.
Bizdeki durum
Türkiye'ye baktığımızda korsan kullanımı yüzde 58 ile dünya ortalamasının oldukça üstünde. Ancak tek sevindirici yan, bilgisayar sayısındaki artışa rağmen bir önceki seneye kıyasla aynı oranda kalmış olması. Bu da göreceli olarak korsan yazılımla mücadeledeki başarıya işaret ediyor.
Rakamların altı biraz daha eşelendiğinde sektörün mevcut durumu ve korsanlığın maliyetleri daha iyi anlaşılıyor. IDC'nin araştırmasına göre şu anda dünyadaki bilgisayarlarda yüklü yazılımların toplam değeri 80 milyar dolara yakın. Bunun tahsil edilebilen kısmıysa yalnızca 51 milyar dolar. 29 milyar dolarlık bir dilimse korsan kullanıma kurban edilmiş durumda.
Bölgelerin bilgi teknolojilerinden faydalanma oranı da bu pastanın şekillenmesinde belirleyici. Örneğin yüzde 91'i korsan yazılım kullanan Ukrayna'nın yarattığı zarar 92.1 milyon dolarken, yüzde 30'luk oranla Britanya'nın sektöre maliyeti 1.6 milyar dolar.
Bu gidişatı değiştirecek gelişmelerin başında Avrupa Birliği'nin geçtiğimiz aylarda konuyla ilgili ağır yaptırımlar içeren kararları oldu. Ülkemizde de yakın dönemde yürürlüğe giren yasaların kullanım oranını düşürmesi bekleniyor. Türkiye'deki kayıt dışı bilişim genellikle halk arasında 'toplama' olarak adlandırılan bilgisayarlardan ve sokak aralarındaki CD tezgâhlarında palazlanıyor. 2004 yılı sonuna kadar ülkemizde satılması beklenen 1 milyon 400 bin bilgisayardaki hedef, lisanssız yazılım yüklenme oranını 8 puanlık bir düşüşle yüzde 50 seviyesine çekebilmek.
Öte yandan ayrı bir mücadele de paylaşım ağlarına yönelik sürdürülüyor. Çünkü bu ağlar sokak aralarındaki tezgâhlardan çok daha kolay ulaşılabilir, çok daha çeşitli ve hiç para ödemeden kullanıcıları korsan içerikle tanıştırabiliyor. Tek kullanım amaçları bu olmamakla birlikte Kazaa, Morpheus, iMesh, eDonkey, eMule, Gnutella, Limewire, Grokster gibi paylaşım ağları yüz milyonlarca kullanıcının serbestçe kullandığı bir açık pazarı andırıyor. Şarkı ve filmler başta olmak üzere milyarlarca dosya bir bilgisayardan diğerine her gün kopyalanarak dağılıyor. Bugün neredeyse tüm işletim sistemlerini, popüler yazılımları, elektronik kitabı, sahte lisans numarası üreticisini, filmi, şarkıyı ve resmi bu ağlarda bulmak mümkün. Hatta kimi web siteleri bütün ağları tarayarak kopya yazılım arayanlara rehberlik ediyor.
Bu ağların yarattığı trafik yükü de ayrı bir dert. Şimdiden birçok şirket ve okul bu yazılımların kendi ağında kullanılmasını bu sebeple engelliyor.
Filmciler de dertli
Korsan içeriğin yazılım sektöründen çok daha fazla zarar verdiği Hollywood, bu ağlara karşı mücadeleyi öncelikli hedef olarak gündemine aldı. Araştırma sonuçlarına göre internet hızı artan ve erişimi ucuzlayan ülkelerde ilk artış gösteren yasadışı film çekimi oluyor. Kullanıcıların en az dörtte biri internetten film çekiyor. Bu kopyaların yarattığı milyarlarca dolar zarara, bilet fiyatlarının dünya genelinde yüzde 5 ile 12 arasında düşmesine rağmen film endüstrisi yine de rekor paralar kazanmaya devam ediyor. Geçtiğimiz seneki cirosu 11 milyar dolara yakındı. Kimi kullanıcılar Hollywood'u fazla açgözlü olmakla suçluyor. Bu yargı doğru bile olsa korsan kopyaları haklı çıkaran bir bahane değil.
Korsan film satan tezgâhlar da sorunun diğer bir yüzü. Film yapımcıları Avrupa'da başlattıkları dev bütçeli bir kampanyayla bu tezgâhlardan terör örgütlerinin para kazandığını ve alınan her CD ya da DVD'nin ülkeye terör olarak döndüğünü işliyor. ABD de bir dönem internetten MP3 şarkı kopyalamanın komünizmin ekmeğine yağ sürdüğünü savunan bir kampanya yürütmüştü.
Kullanıcıların gözünde bu kampanyaların hapis ve para cezalı davalar kadar etkili olmadığı bir gerçek. Ancak uzun vadede bu da şart olarak görülüyor.
RADİKAL 19.07.2004