İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

'Türkiye çöplüğe dönüştürülüyor'

Yaşam
|

Nükleer santralların da küresel ısınmaya karşı bir çözüm olamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Uyar, Sinop'ta bir santral değil, araştırma enstitüsü adı altında atık depolama merkezi kurulacağını ve artık nükleerden vazgeçen ülkelerin baş edemediği atıkların buraya yollanacağını söyledi.

Nükleer santralların da küresel ısınmaya karşı bir çözüm olamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Uyar, Sinop'ta bir santral değil, araştırma enstitüsü adı altında atık depolama merkezi kurulacağını ve artık nükleerden vazgeçen ülkelerin baş edemediği atıkların buraya yollanacağını söyledi.

Türkiye Çevre Platformu Koordinatörü, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını hedefleyen Kyoto Sözleşmesi'ni imzalayan ülkelerin kendi eski teknolojilerini Türkiye'ye ihracat kredileri ile pazarladığını ve ülkemizin karbon emisyon ticaretinin pazarı haline getirilmeye çalışıldığını vurguladı. Nükleer santralların da küresel ısınmaya karşı bir çözüm olamayacağını vurgulayan Uyar, Sinop'ta bir santral değil, araştırma enstitüsü adı altında atık depolama merkezi kurulacağını ve artık nükleerden vazgeçen ülkelerin baş edemediği atıkların buraya yollanacağını söyledi. Doç. Dr. Uyar, küresel ısınmanın nedenlerinin hiç tartışılmamasını, bu felaketin sorumlusunun petrol, doğalgaz, kömür olduğunun hiç gündeme getirilmemesini eleştirdi. Hepimizin yaşaması için gerekli koşulları oluşturan sera gazlarının neden olduğu atmosferde ısı tutma mekanizmasının dengesi bozulduğunda bir adaptasyon sorununun ortaya çıktığını anlatan Uyar, "Kömür santralında elektrik üretiyorsak ürettiğimiz her kilovat saat (kWh) için - 10 tane yüz vatlık ampulü bir saat yaktığımızda tüketilen elektrik - 1 kg. karbondioksidi atmosfere veriyorsunuz. Petrol kullanıyorsanız 650 gr, doğalgaz kullanıyorsanız 450 gr. karbondioksit atmosfere karışıyor" dedi.

'ATIKLAR TÜRKİYE'YE'
1850'den itibaren 1970'lere, 1980'lere kadar güneş, rüzgâr enerjisi teknolojileri yeterli olmadığı için petrol ve kömüre yönelme olduğunu belirten Uyar, "1970'lerdeki petrol krizi, ABD'de her yıl 5 milyon kişinin fosil yakıtlar yüzünden kanserden ölmesi gibi nedenler sonucunda BM anlaşmaları fosil yakıtların kullanımının yaşamı tehdit eder boyuta ulaştığını kabul etti. Almanya firmaları kömür santrallarını kapatıp termik santrallarını AB'nin imtiyazlı ortağı Türkiye'ye satmaya başlıyor. Hollanda asbest yüklü gemilerini biriktirip Türkiye'ye göndermek istiyor. Çevre Bakanımız, 1 ton olursa asbesti millileştiririz, diyor..." diye konuştu.

'NÜKLEER SANTRALLAR ÇÖZÜM DEĞİL'
Küresel ısınmaya çözüm olarak sunulan nükleer santrallara da şiddetle karşı çıkan Uyar, "Nükleer santralları terk etmek lazım. Endüstrileşmiş ülkeler kapatma bedelini ödemek istemediği için atık depolarını Sinop ve Akkuyu'da kurmak istiyorlar. Sugözü'nde Kolombiya'dan gelen kömür için termik santral kuruluyor. Karbon yükünü bizim gibi ülkelere aktarıyorlar. Sera gazı emisyon ticareti de bunun mekanizması. Bir ton çimento üretiminde atmosfere bir ton karbondioksit veriliyor. Kyoto Anlaşması gereği emisyonlarını azaltmayı taahhüt eden ülkeler, çimento fabrikalarını kendi ülkelerinde çalıştırmıyor, yöneticileri bu işin farkında olmayan Türkiye gibi ülkelere aktarıyorlar" dedi.
'NEDEN KARŞI ÇIKILMADI'
Recai Kutan 'dan beri bütün enerji bakanlarının daha çok doğalgaz anlaşması yapmakla, bu hükümetin de daha çok termik santral yapmakla övündüğünü dile getiren Uyar, nükleer santrallarla ilgili yasa komisyonlarda görüşülürken CHP'nin muhalefet yapmamasını eleştirdi. Yasa ile lisans alamasa da, çalıştırılmasa da nükleer santrala 15 yıl üreteceği elektrik için alım garantisi verildiğini söyleyen Uyar, "Yasanın içinde 1000 MW üstündeki termik santrallardan 15 yıllığına elektrik alımı garantisi de veriliyor. Nükleer ve kömür aynı yasaya konmuş ki kimse karşı çıkmasın. Meslek odaları bile karşı çıkmıyor yasaya..." dedi.

' SİNOP'A ATIK DEPOLAMA MERKEZİ KURULUYOR'
ABD'nin artık nükleer atıklarını koyacak yer bulamadığına, 1978'den beri tek bir nükleer santral siparişi dahi verilmediğine dikkat çeken Uyar, "Atıklardan kurtulmak için bir yöntem buldular şimdi. Türkiye gibi ülkelere nükleer enerjinin barışçıl kullanımı garantisi verip araştırma enstitüleri kuruyorlar. Sinop'ta kurulan ' Global Nuclear Energy Partnership ' yani Küresel Nükleer Enerji Ortaklığı'nda kullanılmış yakıtların yeniden kazanımı araştırması yapılacakmış" dedi.

Kyoto'nun çifte standardı
Kyoto Protokolü'nü imzalayan Rusya'nın termik santral rafinerisini Zonguldak ve Samsun'da kurmayı hedeflediğine dikkat çeken Uyar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendi ülkesinde kurarsa o ülkenin emisyonları olarak envantere geçecek. Kyoto'nun imzalanması karbonsuzlaşma açısından önemli. Ama Kyoto'yu imzalamayan ülkeler için emisyon ticaretinin ortamını yaratıyor. Endüstrileşmiş ülkeler bir ton karbondioksidi bin dolara ancak indirebiliyorlar. Çünkü her türlü önlemi almışlar. Ama çöpünü, verimsiz buzdolaplarını yolladığı ülkede biraz değişiklikle ton başına 50 dolar maliyetle aynı indirimi gerçekleştirebiliyor. Bunu da kendi ülkesinde indirmiş gibi gösteriyor. Bunun sertifikasını alıyor. Kyoto Protokolü'nde Türkiye'nin bulunduğu statüde termik santralların yapımına imkân sağlandığı için hemen imzalasın diyenler var. Biz de diyoruz ki karbonsuzlaşmamız gerekir, esas olan termik santralları durdurmaktır diyoruz. Onları durdurmadan ' Kyoto'yu imzala' demek Türkiye'nin imtiyazlı ortaklığını desteklemek anlamına geliyor."

Türkiye ne yapmalı

Doç. Dr. Uyar, küresel ısınmaya karşı Türkiye'nin derhal yapması gerekenleri de şöyle sıraladı: "Temiz ve ucuz enerjiye gitmek için Türkiye'nin maliyet açısından bir adım atması gerekirken Avrupa'nın 2 adım atması gerekiyor. Rüzgârın gücü Almanya'ya göre Türkiye'de 2 kat fazla. Türkiye'de 1 birime mal oluyorsa güneşten enerji üretmek, Almanya'da 3 birime mal oluyor. Şu an rüzgâr santralları ekonomik. Ama EPDK lisans başvurularını kabul etmiyor. 83 bin megavat elektrik üretilebilecek rüzgâr gücü var. EPDK'ye 7-8 bin megavatlık rüzgâr santralı kurmak için müracaa t var ama ancak 131 megavatına izin verildi. Şu an bir rüzgâr türbini 20 bin kişinin elektriğini üretebiliyor. 5 tanesi 100 bin kişilik kenti besleyebiliyor. Daha az petrol kullanmak gerek. Yenilenebilir enerji kullanarak barışa katkıda bulunabiliriz ancak. Güneş için kimsenin savaşması gerekmiyor. Ama petrol savaşlarında 1 milyona yakın insan öldü. Herkese yetecek kadar güneş var. Ulaşımda daha az enerji daha hızlı, daha temiz bir teknoloji gerek. Günde 4 saat şoförlük yapıp karbonmonoksit banyosuna gerek yok. Konutlarda daha az petrol ve doğalgaz kullanmak mümkün. Güneş, mimari düzenleme ile ısı ve ışık olarak kullanılabilir. Hidrolik kaynakları iyi planlayabiliriz. Dünyanın 2 katı biyokütle kaynağına sahibiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarını verimli bir şekilde kullanabilmek için de yasal düzenleme gerekli."
CUMHURİYET -28 AĞUSTOS 2007 SALI  (Doç. Dr. Tanay Sıdkı Uyar)
AKRA