Misyonerlik faaliyetlerinin bu kadar ilerlemiş olması karşısında şaşkınlık yaşayan sivil toplum örgütleri temsilcileri, eğitimciler ve stratejistler misyonerlerin faaliyetleriyle ancak iyi bir dini eğitimle mücadele edilebileceğine dikkat çekti.
“MÜSLÜMANLARIN ÖNÜ KESİLİYOR”
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, “Misyonerlerin Türkiye’deki faaliyetleri bilinen bir gerçek. Bu çalışmalarının önüne geçmek için dini eğitimin önünün açılması lazım. Kur’an kursu ve İmam Hatip liselerine getirilen kısıtlamaların kaldırılması gerekir. Cemaatlerin ve halkın gayretlerinin desteklenmesi lazım. Misyoner faaliyetlerine karşı ancak bu yolla mücadele edilir. Müslümanlara yasaklar getirilerek bilerek veya bilmeyerek misyonerlere hizmet ediliyor” dedi. Yetkilileri daha duyarlı olmaya çağıran Yıldız, şöyle konuştu: “Müslümanlar baskı altında tutulurken misyonerlerin çalışmalarına göz yumulması, sorunu daha da vahim kılıyor. Bu durum ülkeye yapılan en büyük kötülüktür. Yeter ki İslâm doğru bir şekilde anlatılsın ve Müslümanların önündeki engeller ortadan kaldırılsın. Hıristiyanlar da dinlerini anlatma hakkına sahipler. Onlardan çekinecek bir meselemiz yok. Ancak gençler ve çocuklar İslâm dininden uzak tutulursa tehlike o zaman başlar. Dini eğitimin önündeki engellerin en kısa zamanda kaldırılması gerekir.”
“SEVR’İN ALTYAPISI OLUŞTURULUYOR”
Siyasi, Ekonomik, Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız ise etnik haritayı Sevr çalışması olarak değerlendirerek, “Afganistan ve Irak’ta da operasyon öncesi benzer çalışmalar yapıldı. Bu iki ülkede etnik ve dini adacıkları belirlediler. Anarşizm dediğimiz bir süreci başlatmak istiyorlar. Bu, bölgedeki devletsel yapıları ortadan kaldırıp kabilelerle muhatap olup bölgeyi daha rahat kontrol etmeye yönelik bir çabadır. Osmanlı’yı da böyle yıktılar. Öncelikle bu ülkede homojen bir millet ve dini inancın olmadığını ortaya koymak istiyorlar” dedi.
Yıldız, “Bizdeki din adamları ‘İslâm son ilahi dindir. Gelip anlatsınlar, biz onlara zaten cevap verebiliriz. Bizim misyonerlerin faaliyetleri yasaklansın dememiz bir kuşkuyu beraberinde getirecektir’ düşüncesindeler. Ancak din eğitimi vermediğiniz ve İslâm’ı anlatmadığınız bir toplumu misyonerlerin kucağına attığınız zaman mensubu olduğunuz dinin son hak din olduğu gerçeği, din değiştiren insanların yanında son bulur. Misyoner faaliyetlerine karşı halkı bilinçlendirmek gerekir. Çünkü bunlar Hıristiyanlığı anlatmaktan ziyade batı emperyalizminin öncü keşif vazifesi görüyorlar. Bunu anlatmak lazım. Bu gerçeklerin camilerde hutbe olarak anlatılması gerekir. Misyonerlik faaliyetlerine standart getirmek ve hangi gündemle konuşacaklarını bir şekilde belirlememiz lazım. Bunun ölçülerini belirlemek gerek. Çünkü misyonerler sadece Türkiye’de değil Orta Asya ve diğer akraba topluluklar arasında da ciddi bir şekilde çalışıyorlar” şeklinde konuştu.
SİNSİ PLANIN AMACI
Olayı çok vahim olarak nitelendiren SESAR Başkanı İsmail Yıldız, “İşgal edilen ülkelerde de operasyon öncesi benzer çalışmalar yapıldı. Önce dini adacıklar belirlediler. Sonra bölgedeki devletsel yapıları ortadan kaldırıp kabilelerle muhatap oldular. Bu, bölgeleri daha rahat kontrol etmeye yönelik bir çabadır. Osmanlı’yı da böyle yıktılar. Öncelikle bu ülkede homojen bir millet ve dini inancın olmadığını ortaya koymak istiyorlar” dedi.
ENGELLER KALDIRILMALI
Diyanet-Sen Başkanı Ahmet Yıldız, “Dini eğitimin önü kesilirse olacağı buydu. Gençler ve çocuklar İslâm dininden uzak tutulunca tehlike başlıyor. Misyonerlerin yapacağı manevi tahribat ise vahim hâl alıyor” derken Eğitim Bir Sen Başkanı Gündoğdu, “Misyonerlerle ancak dini eğitimin önündeki engellerin kaldırılması ile mücadele edilir. Dini alanda boşluk doğunca, misyonerler o boşluğu hemen dolduruyor” şeklinde konuştu.
Vakit / 02.08.2004