Verimli Ege topraklarını sulayan Gediz ve Büyük Menderes, başta Uşak olmak üzere kentlerin sanayi ve evsel atıklarıyla zehir ırmaklarına döndü
Başta sanayi olmak üzere, tarımsal ilaçlar ve evsel atıklarla hızla kirlenen Büyük Menderes ve Gediz nehirleri, Ege için hayat kaynağı olmaktan çıkıyor. Nehirleri kirleten illerde ise çözüme yönelik bir çaba görülmüyor.
Afyon Dinar'dan doğan 584 kilometrelik Büyük Menderes Nehri, özellikle Uşak, Denizli ve Aydın'dan gelen deri ve tekstil sanayii atıklarıyla kirleniyor. Nehir, 25 bin kilometrekarelik havzanın sularını topluyor ve Ege Denizi'ne akıyor. Dinar Sandıklı'dan çıkan Büyük Menderes'e, Uşak, Denizli, Muğla, Aydın ve ilçelerinin evsel, tarımsal, sanayii atıkları karışıyor. Aydın'da delta yapan nehirde, kirlilik ekolojik dengeyi bozduğu için balıklar yumurtlamıyor.
Türkiye için de önemli
Büyük Menderes Havzası'nın yüzde 50'si tarım arazisi. Bu arazilerin yüzde 80'i Büyük Menderes'in sularını kullanıyor. Havza, Türkiye için önemli bir tarım alanı. Özellikle Aydın yöresi Türkiye'deki incirin yüzde 67'sini, zeytinin yüzde 25'ini, pamuğun da yüzde 17'sini üretiyor. Ancak, kirlilik nedeniyle tarımı terk etmek zorunda kalan köylüler her geçen yıl artıyor. Havza yönetimi için bilim adamları sürekli uyarıyor, ama şu ana kadar hiçbir bilimsel çalışma yapılmadı.
Gediz bir zamanlar bereketti
Kütahya Murat Dağı'ndan doğan 401 km. uzunluğundaki Gediz ise, Uşak ve Manisa' yı geçerek İzmir'in kuzeyindeki Menemen ilçesinden denize dökülüyor. Uşak'taki organize sanayi bölgesinin (OSB) iplik boyama, tekstil ve seramik sanayi atıkları Beylerhanı Deresi'yle birlikte Gediz'e ulaşıyor.
Gediz'e yolculuğu boyunca Selendi, Sard ve Nif çayları katılıyor. Özellikle İzmir'in Kemalpaşa ilçesindeki 106 sanayi kuruluşunun atığını alan Nif Çayı, Gediz'e akıyor. Antik çağlardaki adı 'Hermos' (Bereket) olan bu nehire Kula ve Manisa'nın her türlü sanayi ve evsel atığı da karışıyor.
18 bin kilometrekarelik Gediz Havzası' nın 5.2 bin kilometrekarelik bölümünde tarım yapılıyor. Bu alanın 3.86 bin kilometrekaresi suyunu Gediz'den alıyor. Havzada 25 bin çiftçi tarımla uğraşıyor. Çiftçilerin yanı sıra, Gediz'in özellikle denize döküldüğü bölgedeki uluslararası sulak alan kapsamında bulunan kuşcenneti ve tuzla kirlilikten etkileniyor. Gediz, her yıl 6 milyon metreküp verimli tarım toprağını denize taşıyor.
Kirlilik nedenleri
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü öğretim üyesi Prof. Ünal Altınbaş, nehirlerin kirlenme nedenlerini şöyle sıraladı:
** Tasarımsız hızlı kentleşme.
** Deniz kıyıları ve tarım alanlarında konut yoğunlaşıyor.
** Nüfusumuz dengesiz artıyor.
** Sanayi atıkları yöredeki doğal alanları hızla yok ediyor.
** Yanlış kullanım nedeniyle havzalardaki toprak aşınımı artıyor.
** Evsel ve sanayi atıklarının yanında tarımda aşırı kullanılan böcek ve yabani ot öldürücü ilaçlarla ve yapay gübre yağışlarla nehirlere akıyor.
** Toprak ve su çok iyi bir alıcı ortam. Nehirlerde, normalin üstünde demir, krom, bakır, azot ve fosfat kirliliği var. Kromun yüksek çıkması deri sanayiinden, demir ve bakır, maden ya da sanayi atıklarından, azot ve fosfat ise yoğun yapay gübre kullanımından kaynaklanır. Kobalt, kadmiyum ve kurşun kirliliği boya sanayiinden, bakır ve kükürt kirliliği, tarımsal ilaçların aşırı kullanılması sonucu oluşuyor.
Yeraltı sularına dikkat!
Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem de, "Asıl tehlike yeraltı sularında. 1960'larda yörede 15-20 metrede su çıkarken, şimdi 120 metrelerde çıkıyor. Nedeni, dengesiz kum alımları. Bölgedeki suda yoğun bor ve siyanür kirliliği var. Bunlar sulamayla bitkilere geçiyor. Ayrıca toplu balık ölümleri yaşanıyor" dedi.
Deride zehir çok
Ege Üniversitesi Deri Mühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özcan Sarı, deri sanayiinde hammadde başta olmak üzere işleme sırasında kullanılan kimyasallar nedeniyle organik ve kimyasal kirlilikler ortaya çıktığını belirtti. Sarı, şunları söyledi:
"Her işlem için farklı kimyasallar kullanılır. Bu kimyasalların banyoda çözdüğü organik partiküller de atık oluşturur. İlk başta temizlenen etleme atıkları tehlikelidir ve depolanmalıdır. Kireçleme işleminde de 'zırnık' denilen sodyumsülfür kullanılır. Bu işlemde zehirli hidrojensülfür gazı oluşur. Bu yüksek oranda olursa öldürür. Deri sanayiinde arıtma maliyetleri yüksek. Fiyat otomatikman iki katına çıkıyor."
RADİKAL 17.10.2004