Türkiye'nin, arıcılık ve arı ürünleri üretimi açısından büyük imkanlara sahip olmasına rağmen bal dışındaki arı ürünlerinin fazla bilinmediği belirtildi. Arı ürünlerinin binbir derde deva olduğu kaydedildi.
Türkiye'nin, arıcılık ve arı ürünleri üretimi açısından büyük imkanlara sahip olmasına rağmen bal dışındaki arı ürünlerinin fazla bilinmediği belirtildi. Arı ürünlerinin binbir derde deva olduğu kaydedildi. Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Banu Yücel, "Arıcılığı gelişmiş ülkelerde arı sütü, polen, bal, balmumu, arı zehiri ve propolis gibi arı ürünleri tıp, kozmetik ve ilaç sektörlerinde kullanılmakta ve her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır." dedi.
Bal arısının ürünleri olan arı sütü, polen, bal, arı ekmeği ve arı zehirinin değişik oran ve bileşimlerle hazırlanarak hastalıkların tedavisinde kullanılmasına tıp dilinde "apiterapi" adı verildiğini açıklayan Yrd. Doç. Dr. Yücel, "Çin ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde, hastalıkları sadece arı ürünleriyle tedavi eden apiterapi merkezleri bulunmaktadır. Ülkemizde ise henüz arı ürünleriyle tedavi merkezleri bulunmamaktadır." diye konuştu. Balın kan şekeri seviyesini yükseltmek için en uygun besin maddesi olduğunu vurgulayan Yücel, sözlerine şöyle devam etti: "Balın içerdiği glukoz ve fruktoz basit şekerler olup sindirim sırasında parçalanmadan kana karışmakta, dolayısıyla kan şekerini çabuk yükseltmektedir. Bu da balın çok iyi bir enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Koyu renk ballar, açık renk ballara göre daha fazla mineral madde içerir. Dolayısıyla kansızlığı olan kişilerin bu tip balları yemesi önerilmektedir. Araştırmalar, bu balların düzenli olarak yenmesinin kandaki hemoglobini yükselttiğini ortaya koymaktadır. Balın, yapısındaki enzimler sebebiyle mikropları öldürücü özellik taşıdığı saptanmış ve ağız, boğaz ve bronş enfeksiyonlarıyla mide ülseri tedavisinde iyileştirici etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanısıra balın yorgunluk giderici özellik taşıdığı, sinirleri teskin edici nitelikte olduğu da belirtilmektedir. Bütün bunlara ek olarak bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve nekahat dönemindeki hastaların çabuk toparlanmasına yardımcı olduğu da belirlenmiştir."
Suda eriyebilme özelliğinde olan arı sütünün yapısında protein, lipid, karbonhidrat, kül, fosfor, sodyum, kalsiyum, magnezyum, polen ve birçok vitamin bulunduğunu açıklayan Yrd. Doç. Dr. Banu Yücel, "Arı sütü, birçok ülkede onarıcı ve tedavi edici özelliklerinden dolayı diyet ve kozmetik amaçlarla ticari bir madde olarak üretilmekte ve kullanılmaktadır. Araştırmalar, arı sütünün atardamarların iltihabı, karaciğer yağlanması, iltihaplı eklem hastalıkları, yorgunluk, zayıflık ve kuvvetsizlik hallerinde tedavi edici özelliği bulunduğu göstermiştir. Arı sütü biyolojik dayanıklılığı arttırıcı, iştah açıcı ve zindelik kazandırıcı özelliklere sahiptir. Araştırmacılar, arı sütünün kandaki kolesterol seviyesini düşürücü ve damar genişletici etkileri olduğunu bildirmektedir. Arı sütü düzenli kullanıldığında, kanda total yağ ve kolesterolü düşürmektedir. Araştırmalarda, arı sütünün şeker hastalarında kan şekerini düşürdüğü de saptanmıştır. Ayrıca arı sütü, görme bozukluklarında son derece olumlu sonuçlar vermekte ve görme yeteneğini arttırmaktadır." dedi.
Polenin de tıpta yaygın kullanım alanı bulduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Yücel, "Polen, kronik prostat hastalığı tedavisinde olumlu sonuçlar vermekte, prostat hücrelerinin büyümesini engellemektedir. Polen ekstreleriyle tedaviye, hastaların yüzde 92'sinin olumlu cevap verdiği saptanmıştır." şeklinde konuştu.
Arı zehirinin tıpta romatizma, bel ve adale ağrısı, eklem ve sinir iltihaplarının tedavisinde kullanıldığını açıklayan Yücel, "Kuvvetli bir antibiyotik olan arı zehirinden, apitoksin adı verilen tabletler yapılmaktadır. Arı zehiri, atardamarlardaki kan akışının hızını değiştirmekte, kanı sulandırmakta ve pıhtılaşmayı önlemektedir. Bu da kalp hastalığı ve yüksek tansiyon riskini azaltmaktadır." dedi.
MİLLİ GAZETE 24.11.2004