Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulmasını isteyerek, konuyu Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay 2. Ceza Dairesi de kararı bozdu. Kararda, sanığın alkol ya da uyuşturucunun etkisiyle emniyetli araç idare edemeyecek durumda olduğuna yönelik tıbbi bulgu ya da dışa yansıyan davranışlarının olmadığı belirtildi.
Yargıtay Başsavcılığı bu karara itiraz etti. İtirazda, polis memurları tarafından yapılan ölçümde sanığın 1.56 promil düzeyinde alkollü olduğunun saptandığı, ileri derecede alkol aldığının doktor raporuyla da tespit edildiği belirtilerek şöyle denildi:
"Bu kadar alkollü olma durumunda, kişinin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olduğunun ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluştuğunun kabulü gerekmektedir. Ayrıca tıbben saptamaya gerek yoktur."






