Daha çok genetik özellikler taşıyan kalp ve damar hastalıklarının, sigara, stres, şişmanlık, diyabet, hipertansiyon gibi etkilerle risk oranı artıyor. Risklerin toplamı birbirini olumsuz etkileyerek rahatsızlıkların ortaya çıkış hızını arttırıyor.
Türkiye'de 3 milyondan fazla kalp ve damar hastalıklarına bağlı rahatsızlıkları yaşayan hasta bulunuyor. Her yıl bu hastalardan 200 bini yaşamını yitiriyor.
Önlem alınmaması ve ulusal bir sağlık politikası geliştirilmemesi durumunda, önümüzdeki 10 yıl içinde genç nüfusa karşın ölüm oranının ikiye katlanması bekleniyor. Kalp ve damar hastalıklarına bağlı kadın ölümlerinde de Türkiye, Avrupa'da birinci sırada yer alıyor.
Kalp ve damar hastalıkları Antalya'da düzenlenen ''Türkiye Kardiyoloji Derneği 20. Ulusal Kongresi'' nde 2 bin 500 kişinin katılımıyla bir kez daha değerlendirildi. 300'e yakın konuşmanın yer aldığı kongre öncesinde bir basın toplantısı düzenleyen Dernek Başkanı Prof. Dr. Ali Oto , Avrupa'da her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarına bağlı olduğunu, ancak Türkiye'de her iki ölümden birinin bu hastalıklar sonucu ortaya çıktığını söyledi. Dünyada yılda 55 milyon kişinin öldüğüne, bu ölümlerin yüzde 30 32'sine kalp ve damar hastalıklarının neden olduğuna dikkat çeken Prof. Oto, Türkiye'de bu oranın yüzde 45 düzeyinde olduğunu söyledi.
Ulusal bir politikayla bu oranın yüzde 30'lara çekilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Oto, ''Yapılan hesaplamalar 2020'de 65 milyon kişinin öleceğini, bunun yüzde 37'sinin de kalp damar hastalıklarına bağlı rahatsızlıklardan yaşamını kaybedeceğini ortaya çıkarıyor'' dedi.
Daha çok genetik özellikler de taşıyan hastalık, sigara, stres, şişmanlık, diyabet, hipertansiyon gibi etkilerle risk oranı artıyor. Türk insanının iyi kolesterol düzeyinin düşük olması ve bunun genlerle geçmesi de kalp sağlığı açısından risk olarak kabul ediliyor.
CUMHURİYET 29.11.2004