İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

'Genetik kirlilik' riski

'Genetik kirlilik' riski
Türkiye
|

Genleriyle oynanmış ürün tarımı Türkiye'nin gündeminde. Türkiye'nin bu konuda en önemli dezavantajı parçalı tarla sahipliği nedeniyle genetik kirliliğe açık olması

Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ya da diğer adıyla transgenik ürünler hayatımıza yeni girdi. GDO'lu ürünler polemik konusu. Üreticilerine göre bu ürünler 'yeşil devrim'in insanlığa bir hediyesi, çevrecilere göre ise hepsi birer Frankenstein. Anavatanı ABD olan, daha sonra birçok ülkede ekim alanı bulan GDO'lu ürünlerin Türkiye'de ekimi yasal değil. Ancak, geçtiğimiz aylarda ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü'nden yapılan iki açıklama kafaları karıştırdı. Dokuz kentte üretilen 28 domates numunesinden 22'sinde bir bakteri geni olan 'Kanamisin' adlı antibiyotiğe dirençli bir gen saptandı. Mısır numenelerinde ise hem antibiyotiğe karşı direnç geni, hem de mısıra ait olmayan birtakım DNA' lar bulundu. Bu sonuçlar, Türkiye'de kaçak ekim yapıldığı şüphesini uyandırıyordu. Tüketici Dernekleri Federasyonu da "Mısır ve soya yağı, glikoz şurubu içeren gıdaları almayın" uyarısısını yaparak bu ürünlerin ithal edildiğini, tüketicinin farkında olmadan içinde GDO'lu ürün bulunan gıdaları marketten masalara taşıdığını iddia etti. Türkiye'de henüz Avrupa'daki gibi gıda maddelerinin üstünde GDO içerip içermediğini belirten etiketler yok. Ama glikoz şurubu, meşrubattan bisküviye, pastadan baklavaya birçok gıdada kullanılıyor. Aralarında çok sayıda sivil toplum örgütü, tarımsal kurumlar, veterinerler ve bilim adamlarının oluşturduğu GDO'ya Hayır Platformu da geçtiğimiz ay Türkiye'de bir dizi kampanya gerçekleştirdi. GDO karşıtlarına göre Türkiye'de birçok bölgede GDO'lu ürün tohumları çiftçilere ücretsiz dağıtılıyor, çiftçiler her şeyden bihaber üretim yapıyor. Uzun bir süredir transgenik pazarının başkenti ABD, tarım ülkesi Türkiye'de de faaliyet göstermek istiyor. 'Parçalı tarla sahipliği bir risk' GDO'lu ürünler insan sağlığı için tehlikeli mi? GDO'lu tarım Türkiye'nin ekolojik dengesini altüst eder mi? Bu soruların yanıtı henüz verilebilmiş değil. Zaten bilim adamları arasında da keskin görüş ayrılıkları var. İnsan sağlığı konusundaki riskler tartışma konusu. Ancak bilim adamlarının birleştikleri tek nokta, GDO ürünlerinin ekilip biçildiği tarımda Türkiye için en büyük riskin 'gen kaçışı' olabileceği. Yani genetik olarak değiştirilmiş ürünle değiştirilmemiş ürünün genlerinin birbirine karışması. Çünkü Türkiye'de yaygın olan, parçalı tarla sahipliği. Eğer GDO'lu ekime izin verilirse denetim nasıl sağlanacak? Türkiye'de de ABD'de olduğu gibi genetik olarak değiştirilmiş ürünlerle 'diğer' ürünlerin genlerinin birbirine karışmaması için özel olarak yalıtılmış ekim alanları oluşturulabilecek mi? Türkiye'nin 2003 yılında imza attığı 'Cartagena Biyogüvenlik Protokolü', GDO'lara karşı kesin bir tavır gerektiriyor. Aslında bu protokol, Türkiye'nin transgenik ürünlerin riskini kabul ettiği anlamına geliyor. Ancak ithal edilen ürünlerin GDO içerip içermediği gıda güvenliği açısından fiilen denetlenemiyor. Tartışmaların koyulaştığı şu günlerde ise tüm gözler Tarım Bakanlığı'nın Meclis'e sunduğu ulusal biyogüvenlik yasa tasarısına çevrili... RADİKAL 30.11.2004
AKRA