TESEV tarafından yaptırılan araştırmada Türk halkı ile ilgili çok önemli bilgiler ortaya çıktı. Türkiye genelinde yaptırılan araştırma, Türk toplumunda dinin ağırlığı ve etkisinin her geçen gün arttığını, camiye giden gençlerin sayısında da ciddi artış olduğunu ortaya çıkardı. “Sivil, Şeffaf ve Demokratik Bir Diyanet İşleri Başkanlığı Mümkün mü?” konulu araştırmada özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugünkü yapısı ciddi bir şekilde sorgulanıyor.
Avrupa Birliği’nin de işin içine girmesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konumu ve işlevi ciddi bir şekilde tartışılmaya başlandı. Diyanet’in bugünkü yapısı bazı cemaat mensuplarının ciddi anlamda tepkisini çekerken, özellikle aleviler, Diyanet’in kendilerine kaynak aktarmamasından ve Diyanet içinde kendilerine hiç yer verilmemesinden şikayet ediyor. Bütün bu tartışmaların ortasında Can Paker’in Başkanlığını yaptığı Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), “Sivil, Şeffaf ve Demokratik Bir Diyanet İşleri Başkanlığı Mümkün mü?” konulu bir araştırma yaptırdı. Çok geniş bir araştırmaya dayanan ve daha sonra kitap haline getirilen 373 sayfalık çalışmanın içinde halkın görüşlerine yer verilmiş. Araştırmacı Yazar Ruşen Çakır ve İrfan Bozan tarafından gerçekleştirilen çalışmanın içinde İslam’ın Türkiye’de gelişimi ile ilgili önemli ipuçlarını bulmak mümkün. Araştırmadan elde edilen en önemli veri Türkiye’de dinin etkisinin ve ağırlığının her geçen gün artması. Özellikle son yıllarda camiye sadece yaşlıların gitmediği gençlerin de camiye gidişinde ciddi bir artış olduğu yönündeki bilgi de yine bu araştırma raporunun içinde yer alıyor.
Din adamları daha bilgili olmalı
Kamuoyunda tartışılmaya başlanan ve önümüzdeki günlerde çok tartışılması beklenen TESEV araştırmasının sonuçlarında çarpıcı tesbitler yer alıyor. Özellikle Diyanet ile ilgili soruların ve sorunların masaya yatırıldığı araştırmada, “Camiye devam eden vatandaşlar, Türkiye’deki din adamlarının daha saygın olmasını istiyor. Diyanet Vakfı ve baz istasyonları gelirlerinin harcamaları şeffaf değil. Camilere sadece yaşlılar gitmiyor. Özellikle son dönemde gençlerin sayısında artış var.
Dindarlar artık daha fazla okuyup, sorgulayıp öyle iman ediyor ve ibadet yapıyor. Bazı din görevlileri, cemaat seviyesine erişmede zorlanıyor. İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerindeki kalite düşüşü, nitelikli din görevlileri kadrolarının yetişmesine engel oluyor. Diyanet çok büyük ölçüde erkeklere hizmet veriyor. Kadınlara daha çok dini cemaatler hizmet götürüyor. Türkiye’de 76 bin 445 caminin 23 bin 542’sinde Diyanet görevlisi yok” gözlemlerine yer veriliyor.
Diyanet pasif yapıdan kurtulmalı
Raporda, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mümkün olduğunca pasif ve kendi kabuğunda bir kurum olması tercihinden vazgeçip, alabildiğine etkin ve dinamik olmasının teşvik edilmesi gerekiyor. Diyanet sorununun toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasal ve eğitsel boyutları bulunuyor. Sorunun çözümü için mümkün olduğunca, bütün boyutlar bir arada ele alınmalıdır. Diyanet ile ilgili atılacak her adımda olabildiğince geniş bir toplumsal uzlaşma zemini aranmalı. Cami cemaati ve din görevlileri, “siyasetçilerin Diyanet’e müdahale ettiği konusunda hemfikir. Diyanet’in özerk olması konusunda cami cemaati ve din görevlileri görüş birliği içinde. Diyanet’in lağvedilip, din hizmetlerinin cemaatlere bırakılması önerisi karşısında, toplumdaki karşılığı konusunda ciddi soru işaretlerinin bulunduğuna dikkat çekiliyor. Fakat, bu gerçeğin varlığı Diyanet’in kendini baştan sona yenilemesi gerçeğinin gözardı edilmesi anlamına gelmiyor. Diyanet’in “soğuk bir devlet idaresi” olmaktan çıkarılıp topluma açılması ve sivilleşmesi gerektiğinin altı çiziliyor.
Diyanet’in mevcut statüsü değişmeli
“Diyanet’in sorunlu olan statüsü ve yapısının bugünün Türkiye’sinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu açıktır” yorumuna yer verilen araştırmada, “Bu nedenle en çok benimsenen özerklik seçeneği başta olmak üzere tüm olası modelleri, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla tartışmalı, belli bir statüde bir an önce karar kılmalıyız” deniliyor. Raporun somut öneriler kısmında Diyanet’in statüsü tartışılırken, “Özerk olsun olmasın Diyanet kurumunun başkanının seçimle işbaşına gelmesi de tartışılmayı hak eden bir öneri olarak öne çıkıyor. Ancak bu seçimin nasıl ve kimlerin katılımıyla yapılacağı gibi ayrıntılar tahminlerin ötesinde ciddi bir tartışmayı hak ediyor” ifadesine yer veriliyor.
Yine raporda camilerin sadece 5 vakit namazların kılındığı ibadethaneler olmaktan çıkarılması yönündeki öneriler değerlendirilebilir’ denilirken, Diyanetin faailyetlerini sadece camilerle sınırlı tutmamalı ve çalışmalarında medyayı daha etkin bir şekilde kullanmalı” ifadesi kullanılıyor.
Raporun “Cemaatlerin durumu” başlığı altındaki değerlendirmesinde, “İslami cemaatler kanunen yasak olmasına rağmen Türkiye’nin bir gerçekliğidir. Bu “kanundışı ama meşru” durumu, kimi durumda cemaatleri cazip kılmakta ve Diyanet’in çalışmalarını da zorlaştırmaktadır. Bu ikili duruma son verilmesi ve her türden dini cemaate yasal statü tanınarak bunların kamu denetimi altına alınması önerisi de tartışılabilmelidir” denilerek, cemaatlere özgürlük verilmesi gerektiğine işaret ediliyor.
MİLLİ GAZETE 25.02.2005