İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Sınav değil çocuk önemli

Sınav değil çocuk önemli
Yaşam
|

Eğitimci-yazar Ataner Yıldırım , Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) öncesi velileri uyardı ve hiçbir başarının çocuklarının yerini tutamayacağını vurguladı.

Yıldırım, öğrencilere de verdiği mesajda, ''En büyük başarı anlamlı, doyumlu ve mutlu olan bir yaşamdır'' dedi. Türkiye'deki mevcut eğitim sisteminin başarıyı ödüllendiren bir anlayışın değil, başarısızlığı öne çıkaran bir anlayış üzerine kurulduğunu anlatan Ataner Yıldırım, ÖSS öncesi, ''başarı'' , ''yaşamda başarı'' , ''sınav kaygısı ve bunlarla mücadele etme yöntemi'' ile ''ailelere düşen görevler'' konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı. - Başarı nedir? - Başarının birkaç tanımını yapabiliriz; başarı, görünümün, toplum simgesinin, tutum ve davranışların, beceri ve tekniklerin bir ürünüdür. Başka bir deyişle başarı fark yaratmadır. Bu bakış açısıyla başarı, bir işte (sınavda), bir girişimde elde edilen iyi, olumlu ve sevindirici bir süreçtir. Örneğin, sınav başarısı kısa bir süreci, yaşam başarısı uzun bir süreci ifade eder. - ÖSS'ye girecek bir öğrenci için bu süreci değerlendirir misiniz? - Öğrenci, şunu çok iyi bilmelidir ki, başarı, bir iş için (burada üniversiteye girmek için) gerekli enerjiyi amaca en uygun biçimde, en ekonomik, en etkin olarak kullanma becerisidir. Her başarının arkasında doğru plan yatar. Bu plan doğru programlarla tamamlanır. Eğer plan ve programın ''hedefleme'' ve ''zamanlama'' süreçleri iyi hesaplanmışsa, enerji ve organizasyonu iyi yapılmışsa başarı size gelir. Burada en önemli unsur ''insan unsuru'' ve ''bilgi'' dir. - ÖSS'de öğrencilerin çok karşılaştığı sınav kaygısından ve bunun olumsuz sonuçlarından söz eder misiniz? - Kaygı, kişinin bir uyaranla (burada uyaran sınav) karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir ayarılmışlık durumudur. Bir anonim söz vardır: Kaygı, yarının faresinin bugünün peynirini yemesidir. Sınav kaygısı ise bir sınav öncesinde, sınav arasında duyulan endişe, korku ve rahatsızlığın bireyde yarattığı sonuçlardır. Bu kaygı sonucunda, öğrencinin bilgi transferi engellenir, düşünce organizesinde zorluk yaşanır, dikkatte azalma ve daralma meydana gelir, zihinsel beceriler zayıflar, enerji tükenir, paniğe neden olunur ve somatik hastalıklar da dahil fiziksel rahatsızlıklar yaratır. - ÖSS'ye girecek bir öğrenci sınav kaygısı ile nasıl baş edebilir? - Kaygıyı kontrol altına almanın birinci yolu sınavdan korkmamaktır. Öğrenci kendini başarısız olma fobisinden kurtarmalıdır. Yüksek beklentiye girmemelidir. Zamanı etkili kullanmalıdır. Sorumluluk bilinci içinde, görevini tam yapmalıdır. Ailelere düşen görevler - ÖSS sürecinde ailelere düşen görevler nedir? - Ebeveynlerin unutmamaları gereken en önemli unsur, öğrenciler kendi çocukları olsa bile kendilerinden ayrı bir kişilikleri olduklarının ayırdında olmalıdırlar. Çocukları kendi istekleri doğrultsunda seçim yapmaya zorlamamalıdırlar. Onların seçimlerine saygı duymalıdırlar. Onlar adına karar vermemelidirler, ancak onların kararlarını desteklemelidirler. Yapıcı bir eleştiri içinde olmalıdırlar. Yargılama kadar çocuğu olumsuz etkileyen bir şey yoktur. Aile yaptığı özverileri asla çocuğun başına kakmamalıdır. Onunla paylaşmalı, desteklemeli ve çocuğunun, başarıdan daha değerli olduğunu unutmamalıdır. - Bir öğretim programına yerleşememiş öğrenciler için ne diyeceksiniz? - Yaşamda en büyük başarı anlamlı, doyumlu ve mutlu bir yaşamı gerçekleştirmektir. Bilinmelidir ki her zaman bir seçenek daha vardır. Beklentiyi büyütmeyin Pedagog Dr. Melda Alantar , çocukların doğal öğrenme güdüleri olumsuz olarak etkilendiği zaman bilgiyi kavramak için çaba göstermediklerini belirterek ''Okula ilişkin görevlerde başarılı olamayacaklarına inandıklarında, hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünerek çalışmayı bırakırlar. Öğrenme zorlaştıkça engellenme duygusuna kapılırlar. Yeni bilgiler edinmenin heyecanını yitirirler. Başarının şansa bağlı olduğuna inanırlar'' dedi. Yetişkinlerin tutumlarının öğrencilerin akademik başarıya ilişkin inançlarını etkilediğini de vurgulayan Alantar, ''Anne-babaların, çocuklarının, ilgi ve yeteneklerini göz ardı ederek gerçekçi olmayan beklentiler içinde olmaları veya eğitime önem vermemeleri öğrenme güdüsünün azalmasına yol açabilir'' diye konuştu. Alantar, ailelere şu önerilerde bulundu: * Çocuğunuzu eğitirken kararlı ve adil davranın, makul bir disiplin uygulayın. * Çocuğunuza evde sorumluluk üstlenmesini öğretin. * Çocuğunuzla okulu hakkında konuşun, onu dinleyin. * Kendilerini yetkin hissetmesini sağlayın. * Çocuğunuza yardımcı olurken ödül ve yaptırımları dengeleyin. * Evinizin sakin bir köşesini çocuğunuzun çalışma alanı olarak düzenleyin. CUMHURİYET 16.06.2005
AKRA