Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ata Nevzat Yalçın, hastalığın birkaç günlük bir kuluçka sonucunda açığa çıktığını söyledi. Bu dönemin 10-12 güne kadar uzayabildiğini belirten Yalçın, hastalığın, ateş, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, bulantı, kusma, ishal gibi çok değişik hastalıklarda da görebileceğimiz belirtileri olduğunu anlattı.
Kene ısırması durumunda en kısa sürede hastaneye başvurularak kenenin vücuttan çıkarılması gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları söyledi: "Sorun genellikle kenenin vücuttan uzaklaştırılmasında gecikilen vakalarda görülüyor. Özellikle ilk 12 saate kadar kene çıkarıldığı takdirde hastalık riski çok düşüyor. Örneğin Burdur'dan bize gelen hastamız, keneyi ısırdıktan iki gün sonra fark ettiğini söylüyor. Bu çok uzun bir dönem." Kene ısırmalarına karşı Haziran dönemlerinin çok risk taşıdığını belirten Yalçın, Antalya gibi çok yük-sek olmayan sahil kesimlerinde bu riskin çok yüksek olmadığını söyledi.
İğneden de bulaşıyor
Hastalığın genellikle bir iki haftalık seyri bulunduğunu belirten Yalçın, şöyle konuştu: "Hasta bu süre içinde daha da ağırlaşabiliyor. Olası hastalık şüphelerinde sağlık müdürlüğüyle bağlantıya geçiyoruz. Hastadan alınan kan numuneleri, Ankara'daki Hıfsızsıhha Merkezi Başkanlığında çeşitli tekniklerden geçirilerek teşhis konuyor ve bu sonuç bize bildiriliyor. Biz de sonuca göre hastaya gereken yöntemi uyguluyoruz. Tedavi sürecinde hastaların çok iyi izole edilmesi gerekiyor. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, solunum yoluyla geçmiyor fakat, hastanede çalışan birçok kişiyi tehdit ediyor. Çünkü Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) kene ısırması dışında da bulaşabiliyor. Özellikle hastalardan kan alınması sırasında, iğne batması sonucu hastalığın bulaşma riski var."






