Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adıyla bilinen, kanamayla ve ateşle seyreden hastalığın, Türkiye’de havaların ısınmasıyla birlikte yayılarak devam edeceği belirtildi.
Hastalık, ülkemizde ilk kez 2002 yılında saptanmıştı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Doğancı ve Prof. Dr. Necla Eren Tülek ile Marmara Üniversitesi (MÜ) Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Ergönül, hastalıkla ilgili gelişmeleri gazetemize değerlendirerek, hastalığın nereden geldiği, belirtileri, seyri, risk grupları, yayılma şekilleri, tedavi seçenekleri, hekime başvuru yöntemi olmak üzere hastalığın tüm yönlerini anlattılar. Bilim insanlarımızın görüşleri özetle şöyle:
Prof. Dr. LEVENT DOĞANCI (Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi): Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı, kene ısırması sonucu bulaşan virüs orijinli epidemik bir hastalık. İnsanlarda kan, kemikiliği ile karaciğer hücrelerinde ağır hasara neden olması sonucu iç ve dış kanama ile seyredebilen, mortalitesi (ölüm oranı) yüksek bir hastalık oluşturur. Hastalık Hyalomma cinsi kenelerin insanları ısırması sonucu kenede bulunan virüsün deri altına bulaşmasıyla oluşur. Ayrıca enfekte hayvanın dokuları ve kanı ile hasta kişilerin kanla bulaşmış vücut sıvıları, çıkartıları ile temas etme sonucu da bulaşabilir. Laboratuvar kaynaklı bulaşma da söz konusu. Hava yolu ile geçebileceğinden biyo-güvenlik düzeyi en yüksek mikroorganizmalardan birisi. Virüs ilk kez II. Dünya Savaşı yıllarında, 1944 - 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde Sovyet askerleri arasında görüldü. “Kırım Hemorajik Ateşi” adı verilen bu hastalığın ilerleyen yıllarda Orta Asya’da bilindiği anlaşıldı, Balkanlar’da da yaz aylarında görüldüğü belirlendi.
Ülkemizde bu hastalığın uzun zamandır var olduğu tahmin edilmekte. Ancak tanı olanaklarının artması, sağlık sisteminin yaygınlaşması, doğal dengenin bozulması olgu sayısının 2002’den sonra hızla artmış olmasının nedenlerinden. 2000-2008 yaz aylarında ülkemizde 2000’i geçen sayıda olgu saptandı. Bu sayı aslında buzdağının görünen parçasıdır, hafif geçirmekte olan hastaların sağlık kurumlarına başvurmamaları ya da bir kısım hastanın başka tanılarla tedavi edilmeye çalışılması (veya kaybedilmesi) hastalık sayılarının aslında çok daha fazla olduğunu göstermekte. Türkiye’de ise hastalık en çok üç büyük nehir havzasında; Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh Nehri havzalarında; iller olarak toplam 49 ilde, başlıca Samsun, Ordu, Amasya, Çorum, Tokat, Yozgat, Erzincan ve Trabzon civarında görülmekte. Ülkemizde çoğu olgu haziran-eylül arasında yazın görülmekte. KKKA mevsimsel özellik gösterir. Bunun nedeni vektör kenelerin hareketliliklerinin ve üreme döngülerinin sıcakta artması. Göçmen kuşlar da ülkemize yaz başında göç etmekte. Küresel ısınmanın hastalığın yaygınlaşmasında çok önemli bir rolü bulunmakta. Hastalık bulaştıktan sonra ise, başka bir deyişle infekte kan ile temas sonrası ortalama 5-6 gün (4-18 gün) (sağlık personeli açısından çok önemli); kene ısırığı sonrasında ortalama 1-3 gün olup en fazla 9 gün kuluçka dönemi var. Akut bir enfeksiyon yapar, kronikleşmez. Ölüm olmaz ise iyileşme tamdır.
CUMHURİYET - 19 HAZİRAN 2008 PERŞEMBE