İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Çocuklara Efendimiz’den daha merhametlisi yoktu

Yaşam
|

Alemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem (sav), tüm insanlara karşı eşsiz bir merhamet sahibiydi. Enes (ra) “Çocuklara karşı Peygamber (sav)’den daha merhametlisini görmedim” der. Oğlu İbrahim can veriyordu. Resûlullah’ın iki gözü yaş dökmeye başlamıştı. “Ya Resulallah sen de mi?” diye sorduklarında, “Bu hal, babanın çocuğuna beslediği rikkat ve şefkattir” buyurdu.

Alemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem (sav), tüm insanlara karşı eşsiz bir merhamet sahibiydi. Enes (ra) “Çocuklara karşı Peygamber (sav)’den daha merhametlisini görmedim” der. Oğlu İbrahim can veriyordu. Resûlullah’ın iki gözü yaş dökmeye başlamıştı. “Ya Resulallah sen de mi?” diye sorduklarında, “Bu hal, babanın çocuğuna beslediği rikkat ve şefkattir” buyurdu.


RESÛL-İ Ekrem (sav), (düşmanları dahil) tüm insanlara, hatta tüm canlılara karşı eşsiz merhamet sahibiydi. Kâinatın yaratıcısı Allah, Kur’an-ı Kerim’inde O’nu alemlere rahmet olarak gönderdiğini şöyle belirtmiştir: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (21/Enbiya:107)

Yine O’nun hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur!

“Size içinizden bir Resûl geldi; günah işlemeniz ona güç gelir, size pek düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (9/Tevbe:128) Cabir (r.a)’in rivayetine göre Resûlullah (sav), “Allah, başkalarına merhamet etmeyene merhamet etmez” buyurmuştur. (1)


ÇOCUKLARA KARŞI

Hz. Muhammed (sav)’in kendisi de bir rahmetti. Süt annesi Halime’nin O’nu kucağına almasıyla tüm Halime ailesine bir rahmet ve bereket oluvermişti. Resûlullah (sav) Medine’ye hicret edip de şehre girdiklerinde Ensâr’dan bazı küçük kızların (sevinç) şarkıları söyleyerek geçtiğini görünce “Ey kızlar! Beni seviyor musunuz?” dedi. Kızlar da: “Evet Ey Allah’ın Resûlü!” deyince Efendimiz: “Allah biliyor ki, ben de sizi seviyorum? buyurmuştu. (2)

Enes (r.a) anlatıyor: “Çocuklara karşı Peygamber (sav)’den daha merhametlisini görmedim. Oğlu İbrahim, yaylada bir süt anneye verilmişti. Allah Resûlü bizimle birlikte oraya gider ve eve girerdi. Ev tüterdi. Zira oğlunun süt babası demirci idi, (dumanlar içinde) oğlunu alır öper, sonra da dönerdi.”

 Enes (r.a) anlatıyor: “Bundan sonra bir kere daha Ebû Seyf’in (İbrahim’in süt babasının) evine gittik, İbrahim can veriyordu. Resûlullah’ın iki gözü yaş dökmeğe başladı. Abdurrahman b. Avf:

‘Yâ Resûlallah! Sende mi?’ diye sordu. Resûlullah (sav): ‘Ey İbni Avf! Bu hal (babanın çocuğuna beslediği) rikkat ve şefkattir’ buyurdu. Sonra bu gözyaşını bir diğeri takip etti. Bu defa da Resûlullah: ‘Göz ağlar ve kalp mahzun olur. Biz, Rabbimizin razı olacağı sözden başka bir kelime ile hüzün izhar etmeyiz. Ey İbrahim! Biz senin ayrılığınla pek ziyade mahzun ve mükedderiz’ buyurdu.”

Hz Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: “Resûlullah’a bir bedevî gelip, ‘Yâ Resûlallah! Siz çocuklarınızı öper (sever) misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız’ demişti. Resûl-i Ekrem, ‘Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmıştır, ben ne yapabilirim?’ diye cevap verdi.” (3)

Resûlullah Efendimiz çocukların üzülmesine dayanamayıp hemen ilgilenirdi.

Hz. Muhammed (sav) bir gün hutbe okuduğu esnada Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüma) geldiler. Üzerlerinde kırmızı gömlekler vardı. Düşe kalka yürüyorlardı. Bunun üzerine Resûlullah minberden iniyor ve onları kucaklayarak beraber minbere çıkıp yanlarına/önüne oturtuyor, sonra şöyle buyuruyordu: “...Ben şu iki çocuğun düşe kalka yürümelerine baktım, dayanamadım. O yüzden sözümü kestim ve onları yanıma çıkardım.” Ve hutbesine kaldığı yerden devam ediyor.


HİZMETÇİLERE KARŞI

Sahih-i Buhârî’de şöyle geçiyor:

“Peygamber (sav) bir gün siyah bir adamdan söz ederek ‘ne yapıyor?’ diye sordu. Oradakiler, ‘Ey Allah’ın Resûlü! O öldü’ dediler. Peygamber (sav), ‘Niye bana haber vermediniz’ buyurdu. O, şöyle böyledir deyip küçümsediler. Sonra Peygamber(sav), ‘kabrini bana gösteriniz’ dedi ve kabrine gidip cenaze namazını kıldı.”

Muâviye b. Süveyd şöyle demiştir:

“Peygamber zamanında biz Beni Makr ailesinin yalnız bir tek hizmetçi cariyemiz vardı. Birimiz kendisine bir tokat attı. Peygamber bunu duyunca ‘onu azat ediniz’ dedi. Onların başka hizmetçileri yoktur denildiğinde, Resûlullah: ‘Öyle ise onu çalıştırsınlar, durumları müsait olunca da serbest bıraksınlar’ buyurdu.” (4)

 

(1) Siret a.g.ğ. sh.91-97

(2) Siret Ansiklopedisi, a.g.e, c1. sh. 45

(3) El-lü’lüü Vel- Mercan, Merve Yay. C3 sh.132

(4)Errasûl, Said Havva,sh. 166


VAKİT  12.04.2006
AKRA