“Ben ancak Allah’ın kuluyum. Siz bana ancak Allah’ın kulu ve Resûlü deyiniz” buyuran Efendimiz, elbise almak için çarşıya çıktığında satıcı yerinden fırlayıp elini öpmek ister. Peygamberimiz elini vermez ve şöyle buyurur: “Acemler, krallarına böyle yaparlar. Ben kral değilim, ben sadece sizden biriyim.” Elbisesini taşımak isteyen sahabeye ise,“Eşyasını sahibinin taşıması uygundur” buyurur.
HAZRETİ Ömer (r.a)’den: “Peygamber Efendimiz, ‘Siz beni övmede fazla mübalağa edip, ileri gitmeyiniz. Nasranîlerin İsa b. Meryem’i (a.s.) fazla överek Allah’ın oğlu dedikleri gibi, beni fazla övmeyiniz. Ben ancak Allah’ın kuluyum. Siz bana ancak Allah’ın kulu ve Resûlü deyiniz’ buyurdular.” (3)
Ebû Ümâme (r.a) anlatıyor:
“Bir gün Peygamberimiz mutluluk yuvası evinden bir bastona dayanarak çıkıp yanımıza geldi. Biz derhal ayağa kalktık. Bunu görünce:
‘Yabancıların yaptığı gibi yapıp ayağa kalkmayınız. Onların bir kısmı bir kısmını ulular. Ben ancak bir kulum. Kul gibi yer, kul gibi oturur ve kalkarım’ buyurdu.”
Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor:
“Bir gün Peygamberimizle birlikte elbise almak için çarşıya çıkmıştık. Satıcıya ‘Ölç!’ buyurdu. Satıcı yerinden fırladı ve Peygamber Efendimiz’in elini öpmek istedi. Peygamberimiz elini vermedi ve şöyle buyurdu:
‘Acemler, krallarına böyle yaparlar. Ben kral değilim, ben sadece sizden biriyim.’
Sonra elbiseyi aldık. Ben taşımak istedim, kabul buyurmadı ve bu defa da bana hitaben: ‘Eşyasını sahibinin taşıması daha uygundur!” buyurdular.” (4)
Enes b. Malik (r.a) anlatıyor: “Bir gün Resûlullah’a aklî dengesi yerinde olmayan bir kadın geldi ve ‘Yâ Resûlallah! Benim size gizlice söylecek bir ihtiyacım vardır’ deyince Peygamberimiz: ‘Medine’nin neresinde istersen otur, istediğin zaman ben seninle oturur ve evinin ihtiyaçlarını gideririm’ buyurdular.”
İmam Beğavi şöyle buyurur: “O kadın Peygamberimiz’in emrine uyarak bir evde oturdu ve Efendimiz de gidip onun her ihtiyacını giderirdi. Rivayet olunduğuna göre fakir bir kimse gelerek, Efendimiz’in ellerinden tutup, istediği yere götürse, Efendimiz giderlerdi.”
Bir bedevî Efendimiz’in huzuruna gelmiş ve kolayca ona ulaşmaktan dolayı hayret etmiş ve titremeğe başlamıştı. Onu gören Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Ben, Kureyş kabilesinden kurutulmuş et/ekmek yiyen kadının oğluyum. Sakin ol ey adam (korkma)!” (5)
Ebû Nuaym el-Isbahanî’nin Delâilü’n-Nübüvve isimli eserinden:
“Resûlullah (s.a.v.) bir topluluğa uğradı. Onlar bir geyiği yakalamış ve bir çadır direğine bağlamışlardı. Geyik: ‘- Ey Allah’ın Rasûlü, ben yakalandım, fakat benim iki yavrum var. Bana izin ver de gidip onları emzireyim ve (beni yakalayan bu) adamlara geri döneyim’ dedi. Resûlullah (s.a.v.),
‘- Bunun sahibi nerededir?’ diye sordu. Topluluktakiler: ‘- Biziz, ey Allah’ın Rasûlü’ dediler. Resûlullah (s.a.v.),
‘- Onu bırakın, gitsin, yavrularını emzirsin ve size geri dönsün’ buyurdu.
‘- Bu konuda bize kim kefil olacak’ dediler. Resûlullah, ‘- Ben’ buyurdu.
Geyiği saldılar. Gitti, yavrularını emzirdi geldi, yine bağladılar. Resûlullah (s.a.v.) onların yanına tekrar uğradığında, ‘- Bunun sahipleri nerede?’ diye sordu. ‘- İşte biziz, Ey Allah’ın Resûlü’ dediler. ‘- Bu geyiği bana satın’ buyurdu.
‘- Onu sana bağışladık ey Allah’ın Rasûlü’ dediler. ‘- O halde onu salıverin’ buyurdu. Onlar da geyiği serbest bıraktılar” (1)
Hayvanlara eziyet edilmesine izin vermezdi
Abdurrahman b. Abdullah şöyle anlatır:
“Bir yolculukta Peygamber (s.a.v.) ile birlikte idik. ‘Humurra’ adlı bir kuş ile iki yavrusunu gördük, bunların her ikisini de aldık. Bunun üzerine ‘Humurra’ üstümüzden uçmaya ve dolaşmaya başladı. Peygamber (s.a.v.) yanımıza varınca, “Kim bunun yavrusunu aldı? Onu kendisine geri veriniz” dedi. Peygamber Efendimiz, ok atmayı öğrenmek için hayvanlara nişan almayı yasaklamıştı. Hayvan boğazlamak isteyene de, bıçağını bilemesini, keserken kendisine istirahat imkanını sağlamasını ve bir hayvanı başka bir hayvanın gözü önünde kesmemesini emretmişti.(2)
(1) Şamil İslam Ansiklopedisi, Şemail böl, İsmail KAYA; (2) Errasûl, Said Havva, sh.165; (3) Tirmizi- Şemâ-ili Şerif sh. 305; (4) Ashabın Dilinden Peygamberimiz. Prof. Dr. İsmail L. Çakan sh. 51-53; (5) Errasûl, Said Havva sh.148.
Güller Gülü Yazı Dizisi 5 - Nusret Reşber
VAKİT 13.04.2006






