Ülkemizde son zamanlarda, stres ve öfkenin kontrolsüzlüğü ölümlere ve aile içi cinnetlere yol açıyor. Yaşadığımız sorunların en önemli sebepleri sosyo-ekonomik dengenin ortadan kalkması ve gelir dağılımındaki korkunç uçurumlar olarak ifade ediliyor. Toplumumuzdaki negatif değişimi gazetemize değerlendiren Psikolog Güler Süel, modern hayatın insanlara bir sürü imkanlar sağladığını, fakat insanların eskisinden de mutsuz olduğunu kaydetti. Süel, "Çünkü modern hayat ve tüketici yaşamla birlikte insanlar manevi değerlerinden de uzaklaşmaya başladılar" diye konuştu.
Toplumumuzun, aileye değer, başkalarına saygı, dini inançlar gibi değerlerinden uzaklaştığını, bu değerlerin içinde pozitif duygular olduğunu, bunların yerini rekabet duygularının olduğu bir toplumun aldığını kaydeden Psikolog Süel, şöyle devam etti:
Şiddet, rekabet ve ihtiras duyguları öne çıktı
"Sosyo-ekonomik seviyedeki korkunç uçurumlar, orta sosyoekonomik seviyenin kayboluşu, bizi öfkeleri kabarmış insanlar toplumuna dönüştürdü. Eskiden insanlar fakir olsalar da ancak çevrelerindeki kişilerle kendilerini kıyas edebiliyorlardı. Fakat şimdi, bilişim çağında herkesin her şeyden haberi olmasına rağmen öyle değil. Sonuçta insanların karşılanamayan beklenti ve istekleri fazlalaştı. Bu da şiddeti, rekabet ve ihtiras duygularını öne çıkardı. Stresin ve öfke duygusunun temel kaynağı da budur. Ayrıca insanlardaki yalnızlığın, yabancılaşma duygularının, öfkenin şiddet eğilimlerinin diğer toplumlarda olduğunu da görüyoruz. Bizim Türk görgü, görenek, inanç ve duygularımızı, manevi değerlerimizle şimdiye kadar korunuyorduk. Şimdi boşanmalar arttı, insanlar büyük bir koşuşturmacanın içinde yalnızlar. Çocuklardaki depresyon yaşı 4'e kadar indi. Toplum olarak kurtulmamız için manevi değerlerimize, hoşgörüye tekrar sarılmalıyız. İnsanlara hırs değil, ellerinde olanlarının kıymetini bilme duygusunun tekrar öğretilmesi lazım."
Medyaya çok görev düşüyor
Gençlerin kendilerini gerçekleştirebilmeleri için en fazla görevin medyaya düştüğünü kaydeden Psikolog Güler Süel, "Özellikle TV’lerden insanlara en kestirme ve hızlı yollardan ulaşılabiliyor. Manevi değeri olan eğitici, öğretici programlara öncelik verilmelidir" dedi.
MİLLİ GAZETE 15.05.2006






