Avrupa ülkelerinde yerleşim yerleri içinde baz istasyonu kurulması yasak. Türkiye'de ise kentler istasyon cenneti.
Cep telefonu (GSM) şirketlerinin, erişim ihtiyacını karşılamak amacıyla yurt genelinde kurduğu ''baz istasyonları'' , yaydığı radyoaktif dalgalarla elektromanyetik kirlilik yaratırken, insan sağlığını da tehdit ediyor.
Türkiye'de 1994 yılından itibaren kullanılmaya başlanan cep telefonlarının sayısı günümüzde 45 milyona ulaştı. Özellikle Kınalıada ve Çamlıca Tepesi'nde kurulmuş olan baz istasyonları, bir yandan İstanbul'un görselliğini bozarken bir yandan da İstanbulluları yoğun radyoaktif etkiye maruz bırakıyor. İstanbul'da adeta baz istasyonu cennetine dönüşen bu yerlerde, yurttaşların piknik gibi sosyal aktivitelerini gerçekleştiriyor olmaları da sağlıkları üzerindeki tehlikeyi daha da arttırıyor.
Birçok Avrupa ülkesinde baz istasyonlarının yerleşim birimlerinin dışında, en az 60 metre yükseklikte beton kulelere kurulması zorunluluğu bulunurken, Türkiye'de bu konuyla ilgili bir kısıtlama yok. Böylece ülkemizde baz istasyonlarının kuruluş yerinin belirlenmesinde geçerli olan kriter, genellikle şirketlerden alınan kira miktarı oluyor. Baz istasyonlarının kurulduğu yerlerin sahiplerine ödenen yüksek kiralar nedeniyle aynı yerde kimi zaman birkaç baz istasyonuna rastlayabiliyorsunuz.
Doğuş Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Sevgi ise her geçen gün cep telefonu modellerinin arttığını, bunun için baz istasyonlarının olumsuz etkileri ile ilgili araştırmaların sürekli yenilenmesi gerektiğini söyledi. Sevgi, ''Baz istasyonlarının olumsuz etkileri kanıtlanmamasına karşın en iyi yol, baz istasyonlarının Avrupa'daki gibi şehir dışına taşınmasıdır'' dedi. Sevgi, radyoaktif etki yapan baz istasyonlarının zararlarının uzun vadede ortaya çıkacağını dile getirerek, yetkililerin en yakın zamanda önlem alması gerektiğinin önemini vurguladı.
CUMHURİYET - AĞUSTOS 2006 PERŞEMBE






