İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Sadece yıldönümlerinde hatırlıyoruz

Yaşam
|

Şehir plancılarına göre 7 yılda göç de engellenmedi, çarpık yapılaşma da. Evlerini depreme uygun hale getiren veya depreme dayanıklı konutlara taşınanların oranı yüzde 10’da kaldı.

Şehir plancılarına göre 7 yılda göç de engellenmedi, çarpık yapılaşma da. Evlerini depreme uygun hale getiren veya depreme dayanıklı konutlara taşınanların oranı yüzde 10’da kaldı.
 
RAKAMLAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR
(Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Turgut)
Tükiye’de deprem dahil tüm afetlerin kayıtları doğru tutulmuyor ve rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Afetler konusunda ülke olarak çok iyi durumda değiliz, ancak Türkiye 1999’dan sonra bir bilinçlenme sürecine girdi, depremle ilgili tedbirler tartışılmaya başlandı ancak geçmişteki ayıplarımızı ve hukuk dışı uygulamaları ortadan kaldıracak çok önemli bir şey yapılmadı. 
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Turgut, "Marmaralıların yüzde 90'ı depreme dayanıksız evlerde oturuyor" dedi.

Bu konuda en çok konuşulacak kent ise İstanbul’dur, ancak henüz sahaya inilmiş değil. İstatistiki veriler üzerinden çalışma yapılıyor ama İstanbul’da çok büyük bir yapı stoğu ile karşı karşıyayız. Son 6 yılda imkanı olanlar klasik yöntemlerle binalarını ölçtürdü ve güçlendirmeye çalıştı, ekonomik durumu iyi olanlar deprem yönetmeliğine uygun yapılara geçti ama bu oran yüzde 10’u geçmez Biz doğal afetlere de diğer felaketlere de hazırlıklı bir ülke değiliz, bunun için öncelikle bir afet projesi geliştirilip halkımıza sunulmalı.

Depremin maliyeti 8.5 milyar dolar

Çözüm topyekün bir afet planlaması sürecinin başlatılmasıyla mümkün olacak. Bizdeki deprem tatbikatları bile dostlar pazarda görsün diye yapılıyor, batı ülkelerinde ise bu tatbikatlar böyle spor olsun diye değil gerçekten bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için yapılıyor.

TAKDİRİ İLAHİ DEĞİL, TAKDİRİ İDARİ
(Şehir Plancısı Yıldız Uysal)
Afetleri engellemenin en önelmli yolu riskleri azaltmak ya da yok etmektir. 17 Ağustos depreminde hep binalar suçlandı, bence bina tek başına insanları öldürmez, yapılı çevre öldürür. Yani bina, sokak ve yanındaki fonksiyonlardan oluşan çevre. Gölcük depreminden sonra siyasilerden biri ‘takdiri ilahi’, demişti İdare Hukukçusu Ülkü Azrak bunu ‘takdiri idari’ diye değiştirmişti. Aslında felaketler ilahinin değil, idarenin yarattığı olaylardır. Çünkü doğada deprem, sel, çığ gibi doğa olayları olabilir ama bunu afete dönüştüren biz ve oluşturduğumuz  çevredir.

Kalkınma planında depremin adı yok

İstanbul’da son zamanlarda yerleşme yoğunluğuna dikkat edilmeden yüksek bir yapılanma sürecine girildi, sonucu düşünülmeden her yere binalar yapılıyor, bu yanlış. Çünkü İstanbul taşıyamayacağı bir yoğunlukla karşı karşıya. Olası bir depremden sonra İstanbul’da bir kişiye 1 metrekare alan düşüyor, Londra’da ise bu rakam 30 metrekare. Yani bir deprem sonrasında 12 milyon insan bir anda sokağa fırladığında büyük bir izdiham olacak çünkü yer bulunmayacak. Siyasiler ve idareciler durmadan göz boyuyor, hiçbir kurul ve yasa işlemiyor, yargı denetimi yetersiz. Yani deprem ve doğal afetlerin zararlarını azaltma konusunda Türkiye tam bir aymazlık içinde.

NTVMSNBC -16 AĞUSTOS 2006 ÇARŞAMBA
AKRA