İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

'Az ye, çok hareket et'

Yaşam
|

Bugün dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıkları, bunlardan korunma yolları, kalp hastalığına yakalandıktan sonra yapılması gerekenler ve daha birçok soruyu uzmanlara yönelttik.

Bugün dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıkları, bunlardan korunma yolları, kalp hastalığına yakalandıktan sonra yapılması gerekenler ve daha birçok soruyu uzmanlara yönelttik.

Katı yağlardan ve kolesterolden zengin ''fast-food'' tarzı beslenmenin yaşamımıza adeta hâkim olması, buna karşın meyve ve sebzeden uzaklaşma, kalbe- damarlara zararlı besinleri tükettikten sonra bilgisayar ve televizyon başında geçirilen hareketsiz saatler.. Ve üstüne üstlük, birbiri ardına yakılan sigaralar...

Yukarıda kısaca özetlediğimiz yaşam tarzı, son 20 yılda kalp ve damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de daha çok ölüme yol açmasına zemin hazırladı. 19'uncu ve 20'nci yüzyılın başlarının fakir hastalığı enfeksiyonların yerini, zengin hastalığı kalp ve damar hastalıkları aldı. Bugün dünya genelinde kalp-damar hastalıkları birinci ölüm nedeni. Her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu hastalıklar Türkiye'de her yıl, kimi annemiz-babamız-akrabamız, kimi çok yakından tanıdığımız arkadaşımız, 170 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Uzmanların verdiği bilgilere göre, Türkiye'de 2 milyon koroner kalp hastası bulunuyor ve bu rakamın önümüzdeki 10 yıl içinde 3.4 milyona çıkacağı öngörülüyor.

Bu hastalığı önlemede çözüm aslında çok basit... Sebze-meyve tüketimini arttırmak, kırmızı et yerine beyaz eti tercih etmek, günde 6 gramdan fazla tuz kullanmamak, sigarayı dudaklara hiç yaklaştırmamak, günde yarım saat tempolu yürümek. Ancak birçoğumuzun bunları yapmaması için pek çok bahanesi bulunuyor. Hal böyle olunca, iş, kardiyologlara ve kalp cerrahlarına düşüyor... Dünya genelinde bu kadar büyük bir kayba yol açan kalp ve damar hastalıkları ile ilgili sorularımızı uzmanlara yönelttik. Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol sorularımıza şu yanıtları verdi:

- Kalp hastalıkları deyince aklımıza hangi hastalıklar gelmeli?

Çetin Erol: Kalp hastalıkları deyince aklımıza genellikle kalbin duvarını veya kalbin kasını besleyen damarların, bizim koroner arter dediğimiz arterlerin hastalıkları geliyor. Kalbin kasının, zarının hastalıkları, iletim sisteminin, yani içindeki elektriksel uyarı sisteminin hastalıkları, kalbin giren çıkan damarlarının, büyük damarlarının hastalıkları, kalbin kapaklarının hastalıkları, kalbi dışarıdan etkileyen hastalıklar, doğuştan hastalıklar ve kalp tümörleri bulunuyor.

- En sık görülen kalp hastalığı hangisi?

Ç. E: Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kalbi besleyen damarların daralması ve tıkanması ile gelişen kalp krizi olarak bilinen hastalık. Türkiye ve dünyada 1 numaralı ölüm nedeni.

AİLEDE VARSA DİKKAT!

- Kalp hastalıklarının en önemli nedenleri nelerdir?

Ç. E: Koroner kalp hastalığının nedenlerini genetik ve çevresel faktörler olarak ikiye ayırabiliriz. Genetik olarak, eğer anne-baba veya kardeşlerinizde, erkekler için 55 yaşından önce, kadınlar için 65 yaşından önce bu hastalık ortaya çıkmışsa, sizin de bu hastalığa yakalanma riskiniz artıyor. Buna ilaveten, 4 tane çok önemli risk faktörü var: Hipertansiyon, diyabet, özellikle LDL dediğimiz, halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen yağın yüksekliği, HDL dediğimiz ve halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen yağın düşük olması ve sigara. Göbeklilik, hareketsiz bir hayat, büyük stresler kalp hastalığı için, bu tip bir kalp hastalığı için önemli faktörler. Zaten doğuşumuzdan itibaren damar yapımızda bozulmalar oluyor. Eğer risk faktörleri varsa bozulma daha erken yaşlarda, hızlı oluyor.

ÇOK YİYORUZ, AZ TÜKETİYORUZ

- Beslenme ile kalp hastalıklarının ilişkisi nedir? Nasıl beslenmeliyiz?

Ç. E: Çevresel faktörler derken kastettiğimiz şeylerden biri besinler. Genel olarak gereğinden fazla yiyoruz, ama buna karşılık hareket etmiyoruz. Ayrıca daha çok sebzeye ve meyveye yönelik, baklagillere yönelik bir beslenme tarzının olması gerekiyor. Özellikle hayvani ve margarin cinsi yağlardan kaçınmak, buna karşılık tavuk; kırmızı et yerine balık gibi beyaz etin tüketilmesi gerekiyor. Proteini de baklagillerden almalı, sebze ve meyveye mutlaka ağırlık vermeliyiz. Son zamanlarda moda olan, gündeme gelen fındık, fıstık gibi kuruyemişlerin de çok az miktarlarda, günde 5-10 adet tüketilmesi gerekiyor, eğer faydasını görmek istiyorsak. Çünkü onlar da yağ deposu.

-Nasıl spor yapmalıyız?

Ç. E: Bu çok önemli bir konu; aslında modern hayatın bize empoze ettiği yaşam tarzında gerçekten spora ayıracak vakit de kalmıyor. O nedenle aşırı, uygulanması mümkün olmayan, gösterişe yönelik sporları önermiyoruz. Çok basit, günde sadece yarım saat tempolu bir yürüyüş yeterli oluyor. Her gün yarım saat tempolu yürüyüş yaptığınız zaman, inme riskinizi yüzde 25, kalp hastalığı geçirme riskinizi yüzde 40 azaltmış oluyorsunuz.

CUMHURİYET -26 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
AKRA