İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Gıda ve beslenmede eşitsizlikler

Yaşam
|

Gıda ve beslenme insanlığın en temel ihtiyacıdır. Geçen yüzyılın ortalarına kadar gıda ihtiyacı ve üretimi nüfusun şekillenmesinde en önemli faktörlerden birisiydi. Bu yıllara kadar insan nüfusundaki geometrik artış karşısında gıda üretimindeki doğrusal artışın bir gün mutlaka yetersiz kalacağına ve sonuç olarak açlığın kaçınılmaz olduğuna ina

Gıda ve beslenme insanlığın en temel ihtiyacıdır. Geçen yüzyılın ortalarına kadar gıda ihtiyacı ve üretimi nüfusun şekillenmesinde en önemli faktörlerden birisiydi. Bu yıllara kadar insan nüfusundaki geometrik artış karşısında gıda üretimindeki doğrusal artışın bir gün mutlaka yetersiz kalacağına ve sonuç olarak açlığın kaçınılmaz olduğuna inanılıyordu. Ancak bu inanış doğrulanmadı.
 
Avrupa'da gıda kaynaklarında sıkıntı olmadığı halde nüfus artışı yavaşladı, hatta durma noktasına geldi. 1970'li yıllarda yeşil devrim olarak adlandırılan tarımsal tekniklerdeki gelişmeler ve sonraki yıllarda genetik mühendisliğine varan ıslah teknikleriyle tarımsal üretimde katlamalı bir artış sağlandı. Dünya nüfusundaki artış hızı gıda üretimindeki artışın gerisinde kaldı. Günümüzde tarımsal üretime ne kadar sermaye yatırılırsa artış o kadar büyük olabilmektedir. O halde açlığın nedeni nüfus fazlalığı değildir. Kilometrekare'ye 400'den fazla insanın düştüğü Hollanda, dünyanın en önemli mamul gıda ihracatçılarından birisi iken, kilometrekareye 4-5 kişi düşen Çad'da nüfusun yüzde 35-40'ı yetersiz beslenmektedir. Bugünkü açlığın nedeni dünya ekonomik sistemi nedeniyle geleneksel tarımsal yapısı bozulan yoksul ülkelerin gelişmiş ülkeler için kauçuk, kahve, kakao ve pamuk üretirlerken gıda üretimini terk etmeleri, sürdürülmesi mümkün olmayan yöntemlerle doğal kaynakların, toprak yapısının bozularak geri dönüşü zor bir yoksulluğa düşmeleri, küçük üretimin terk edilmesi ve tarımdan çekilen insan gücü, bitmeyen savaşlar, hastalıklar ve tüm bunların altında yatan dünya ekonomik sistemidir.

Tüketim oranları
FAO verilerine göre (www.fao.org) tüm gıda gruplarının toplamı olarak, Hollanda'da 2001-2003 için kişi başına yılda 2016 kg. gıda üretilirken, Çad'da bu miktar 399 kg.'dir. Üretim doğal olarak tüketime de yansımaktadır. Hollanda'da kişi başına günde 3495 kalori ve 65 gramı hayvansal kaynaklardan olmak üzere 105 gram protein tüketilirken, Çad'da 2 bin 147 kalori ve sadece 11 gram hayvansal olmak üzere 66 g protein tüketilmektedir. Bu tüketimin yüzde 1 kadarı gıda yardımından gelmektedir. Gıda yardımının payı en yüksek (tüketimin yüzde 45'i) Eritre'dedir. Hollanda'da yetersiz beslenenlerin oranı yüzde 2.5'in altındayken, Çad ve Eritre'de yüzde 35 ve yüzde 75'tir. Nüfusunun yüzde 37'si yetersiz beslenen Yemen'de günlük ortalama kalori tüketimi 2 bin 20-2 bin 40 iken İngiltere ve Fransa'da 3 bin 450 ve 3623 'dir. Bu örneklerde de görüldüğü gibi Batı ülkelerinde kişi başına tüketim, ihtiyacın çok üzerindeyken açlığın kronik hale geldiği ülkelerde ihtiyacın çok altındadır. FAO verilerine göre bugün dünyada 790 milyon aç ve yetersiz beslenen insan vardır. Bunların büyük kısmı Afrika'da, Asya'nın güneyinde ve Güney Amerika ülkelerindedir. Gelişmiş ülkelerde (ABD, İngiltere, İtalya, vb.) yetersiz beslenen bireylerin toplam nüfustaki payı yüzde 2.5'in altındayken, Afrika'nın kuzeyi hariç çeşitli bölgelerinde yüzde 15-57 arasındadır. Bu oran Güney Asya'da yüzde 21 ve Latin Amerika'da yüzde 10 kadardır.
Türkiye'de FAO verilerine göre, 1960'lı yıllarda yetersiz beslenen nüfusun oranı yüzde 5-10 iken, tarımsal ve ekonomik gelişmeler sonunda yüzde 2.5'in altına düşmüştür. 2001-2003 döneminde bu oran tekrar yüzde 3'e yükselmiştir. Türkiye'de kişi başına alınan günlük kalori miktarı ortalama 3 bin 300-3 bin 500 arasındadır. Bu durumda Türkiye'de kronik bir açlık olgusunun varlığından bahsetmek pek doğru olmayacaktır. FAO verilerine göre yüzde 2-3 oranında yetersiz beslenmeden ve tek tük açlık olgularından söz edilebilir. Ancak Türkiye'de ekonomik krizin derinleştiği ve yoğun göç yaşanan dönemlerde bazı kesimlerde açlığın ve yetersiz beslenmenin ciddi bir sorun olabildiğini biliyoruz. Bundan başka kır ve kent arasında, kentlerde yoksul ve zenginler arasında beslenme açısından önemli farklar bulunmaktadır.

Baba başka çocuklar başka
Bunların dışında aile içinde de gıdaya ulaşım yönünden eşitsizlikler görülmektedir. Özellikle geleneksel aile tipinde, yoksullukla birlikte, aile bireyleri arasında gıdaya ulaşma yönünden eşitsizlik doğmaktadır. Bu eşitsizlik baba ve diğer aile fertleri arasında olabildiği gibi kız ve erkek çocuklar arasında da görülebilmektedir. Bu konuda Türkiye'ye ilişkin güvenilir veriler bulunmamakla birlikte halen süregelen geleneklerimizde bu ayrımın izlerini yakalıyabiliriz. Örneğin kadın toplantılarının en yaygın yemeği kısır iken bu erkek toplantılarında çiğköfte olmaktadır. Her ikisi de benzer şekilde yapılmasına karşılık çiğköfte içinde pahalı ve değerli bir besin öğesi olan et içermektedir. Bangladeş'te yapılan bir çalışmada (K.K. Chudhury ve ark., 2000, J. Health Popul. Nutr. 18 (3) 123-130) örnek alınan bölgede yetersiz beslenen çocuklar içinde kızların erkeklere oranla 1.44 kat (yüzde 44 daha fazla) olduğu ve bu farkın aile reisinin eğitimi ile azaldığı gösterilmiştir.

Sonuç
Açlık dünyanın en önemli sorunlarından biridir. FAO'nun 2000 yılındaki en önemli projesi 2015 yılına kadar aç insan sayısını yarıya indirmekti. Ancak bu hedefe ulaşılamayacağı görülmektedir. Sorunun çözümünde, bu konuda başarılı olmuş Çin ve benzeri ülke örnekleri incelenmelidir. Gelişmiş ülkelerin karşılıksız katkılarıyla ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla, yoksul ülkelerde taşkın ve kuraklık gibi doğal afetlerin etkilerini önleyecek temel tedbirler (barajlar, sulama ve drenaj kanalları vb.) alınmalı, tarım reformları yapılmalıdır. Tarımdan nitelikli işgücünün çekilmesine neden olan ülkeler ve bölgelerarası savaşlar durdurulmalıdır. Sağlık sorunları kontrol altına alınmalıdır. Gıda yardımı sürdürülmeli ancak asıl çözüm olarak düşünülmemelidir.

Prof. Dr. Nafi Çoksöyler: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi

RADİKAL - 15 EYLÜL 2006 CUMA
AKRA