AKÇEVRE Derneğinin Helal ve Sağlıklı Gıda Platformu’nun destekleriyle 9 Şubat Cumartesi günü Özel Nar Tanesi Anaokulu’nda düzenlediği konferansta, gıda konusunda güncel konular ele alındı.
Prof.Dr. Fatih Gültekin yaptığı “Helâl ve Sağlıklı Gıda Seçimi- Gıdalardaki Katkı Maddeleri” konulu konferansta helâl ve sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı.
Dinimiz açısından bu konunun oldukça önemsendiğini belirten Prof.Dr. Gültekin, ayetlerde sadece helâl vurgusunun yapılmadığını aynı zamanda “temiz” yiyeceğin de altının çizildiğini söyledi.
Prof. Dr. Gültekin, “Helal gıda secimi bilinci ayetlerle verilmiş. Peki, neden helal gıda? İnancımıza göre bazı kırmızı çizgilerimiz var. Haram yememek de bunların başında geliyor. Şuna inanıyoruz ki, yenilen haram ise dualarımız kabul olmaz. Ama bu, o konuda uzman yani din adamlarının fıkıhçıların ilgi alanı...
Bizim görevimiz onlara yardımcı olmak ve yol göstermekle beraber asıl bu gıdalar beden sağlığımızı nasıl etkiliyor, bunu araştırmak ve tartışmak. Çünkü hazır gıdalardaki katkı maddeleri eğer dikkatli olmazsak sağlığımızı tehlikeye sokabiliyor. O yüzden besinleri doğru ve temiz almalıyız.” dedi.
Gıda katkı maddelerinin kullanılma amacı olarak görsellik, raf ömrü, ticari kaygılar olduğunu söyleyen Gültekin, “Maalesef bu katkı maddelerinin çoğunda besin değeri yok. Büyük çoğunluğu kimyasal maddelerdir. Bizim E kodlu maddeler diye bildiklerimiz bunlara dahil… O zaman ortaya şu sorun çıkıyor; bunlar helâl mi?
Burada 3 gruba ayırmamız mümkün; birincisi, bitkilerden elde edilenler… İkincisi, sentetik olanlar renklendirdiler. Ve hayvanlardan elde edilenler...
Genel sorun hayvanlardan elde edilenlerde gözükse de uygulanan işleme göre bitkisel ve sentetik olanlarda da sorun olabiliyor.
Peki bunlar zararlı mı? Gıda katkı maddelerinin kullanımına uzun bir süreç sonrasında, bilimsel araştırmalar sonrasında izin verilir. Ama bilim, bugün onay verdiğine yarın olumsuz görüş de verebilir. Zamanla yasaklanmış, yenileri onaylanmıştır. Özelikle kansere sebep olanlar yasaklanmış. Red2g diye bir katkı maddesi 2007 yılında yasaklanmıştır mesela. Devamlı araştırılması bir açıdan güzel ama zararsız dense bile biz ihtiyatı elden bırakmayalım lütfen. Elimizden geldiği kadar hazır gıdalardan, ambalajlı ürünlerden uzak duralım.” dedi.
Doğal ürünlerle beslenen insanı tabiî güzellikleri olan masmavi ve yemyeşil bir manzaraya benzeten Prof.Dr. Fatih Gültekin, hazır gıdalarla beslenen insanı ise sanayileşmiş bir şehrin is altındaki kirli ve gri görüntüsüne benzeterek helâl ve sağlıklı beslenmenin insandaki etkisini somutlaştırmaya çalıştı.
Prof.Dr. Gültekin, “Elbette bu katkı maddelerinde izin verilen miktar güvenli kabul ediliyor. Ama sınırı aşınca sorunlara davetiye çıkmış oluyor. Örnek, yapay tatlandırıcı olan Siklamat maddesi yüksek miktarda vücuda girerse bağırsak kanserine neden olabiliyor.
Yine Sakarin de diyabet ürünlerde kullanılır ve bu da aşırı kullanımda kansere sebebiyet verebilir. Nitratların nitritlerin günde 100 gr kullanılması kanser riskibi bir anda %42 artırabiliyor.” dedi.
Çocuklardaki hiperaktivite sorununa da değinen Prof.Dr. Gültekin, “Her hareketli çocuk hiperaktif değildir öncelikle. Eğer sosyalleşme sorunu varsa, dikkat eksikliği ve dağınıklığı varsa o zaman bir uzmana görünmek gerekir. Peki, gıdalardaki katkı maddelerinin buna etkisi var mı? Araştırmalar gösteriyor ki sentetik gıda boyaları buna yol açabiliyor. Bu bakımdan çocuklarımızın beslenmesine daha çok önem vermeliyiz. Yine bazı hastalıkları tetikleyen katkı maddeleri var. Mesela migreni “Aspartam, Sukraloz” gibi maddeler tetikleyebiliyor. Yine kola içeceğinin kemik erimesine sebep olduğuna dair net araştırma sonuçları var. Kadınlara düzenli olarak günde 1 bardak verilen kolanın kemik erimesinde etkisi ispatlanmıştır.
Başta da dediğimiz gibi, çoğu günde müsaade edilen düşük miktarda güvenli gözüküyor. Ama risk güvenli olsa da kanser için tehlike arz ediyor.” dedi.
Gıda katkı maddelerinin seçimi hususunda meyve suyunu örnek ürün olarak seçen Prof.Dr Gültekin, eğer dikkatli seçici değilsek tamamen kimyasal bir sıvı içiyor olabiliriz, dedi.
Meyvelerin aromalarını, gördükleri işlem esnasında büyük oranda kaybettiklerini söyleyen Gültekin, “Bunun üzerine işletmeler harici olarak aroma ve c vitamini katıyorlar. Bizim burada dikkat etmemiz gereken şey, illaki kutulu bir meyve suyu alacaksak bunun %100 yazıyor olanını seçmek olmalı. İkinci tercihimiz ise “Meyve Nektar” yazısı olanlar olmalı. Bunların içerisinde sakaroz, glikoz şurubu, çay şekeri ve %40 meyve suyu bulunuyor. Sonraki tercihimiz ise “Meyveli İçecek” yazan ürünler… Bunlardaki meyve suyu oranı ise %10’dur. En son tercih ise, aslında alınması tercih edilmeyen ürün ise kutu üzerinde “Meyve aromalı içecek” yazanlar olmalı. Bunlarda meyve suyu oranı %0 olabilir. Buna izin verilmiştir. Bunların içeriğinde ise “Su, aroma, gıda boyası, değişik sekerler, tatlandırıcı, kıvam arttırıcı, bulanıklık maddesi, koruyucu” gibi kimyasal maddeler bulunuyor.
Karışık meyve suları da belki ikinci seviyede bir tercih olabilir. İçerisinde şeker su yerine başka bir meyve suyu ile misal üzüm suyu ile desteklenmiştir çünkü.” dedi.
Prof. Dr. Gültekin yine de en sağlıklısının meyveyi doğal olarak tüketmek olduğunun altını çizdi.
Meyve sularındaki helâllik sorununa da değinen Gültekin, “Aromalar alkollü ortamlarda saklanıyor. Sıvı aromanın nerdeyse tamamında alkol var. Binde bir, binde iki oranında alkol... Burada din adamlarımız farklı görüşler ortaya koyuyorlar. Diyorlar ki “Amaç içki değil, içen sarhoş olmuyor. Bu yüzden sorun olmaz. Turşuda, ekmekte, yoğurtta da var. Bunlar kendisinden oluşuyor.”
Karşı çıkan âlimlerimiz ise bahsedilen yiyeceklerdeki alkolün kendisinden oluştuğunu, dışardan katılmadığını vurguluyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu konuda gerekli çalışmalar yapıyor. Yine Helâl ve Sağlıklı Gıda Platformumuz bu konuda kongreler düzenleyip din adamlarımızın görüşlerini alıyor.
Burada önümüze İstihlak kavramı çıkıyor. Yani “Az olanın, çok olana katılması..” Biz bunu, platform olarak 2011 yılında yaptığımız kongrede gündemimize almıştık. Geniş bilgi almak isteyenler www.helalvesaglikli.org adresimizden bu bilgilere ulaşabilirler.” şeklinde konuştu.
Meyve sularındaki bir diğer sorunun “Jelatin” olduğunu söyleyen Gültekin, “Jelatin hayvanların atık ürünlerinden yani deri, kemik gibi şeylerden yapılıyor. Genellikle de domuzunkiler kullanılıyor. Amaç ise berrak meyve sularındaki bu berraklığı sağlamak! İşte burada “Helal sertifika”nın önemi ortaya çıkıyor. Markasına leke getirmek istemeyen firmalar bu yollara başvurmadığı gibi kendi rakiplerine de örnek olabiliyor” diyerek son söz olarak “Helal kazan, helal gıda tüket. Şüphelilerden uzak dur, dini ve sağlığını koru!” dedi.
Sunumu arkasından soru cevap kısmına geçen Prof.Dr. Fatih Gültekin gelen soruları değerlendirdi. Gelen bir soru üzerine buzlu çayı meyve aromalı içecek grubunda değerlendirdi. Yine yaş pasta sorusu üzerine de boyasız ve az renkli (mesela sadece çikolatalı pasta) olmasını tercih ettiğini ifade etti. Pastanın içindekiler maddelerin önemli olduğunu söyleyen Gültekin, eğer güvenli yerden alınmıyorsa içeriğindeki jelatinden dolayı sorunlu olacağını belirtti.
Gelen bir soru da “Yoğurtun içinde jelatin var mı?” oldu. Bu soruya, “Bakanlık denetleme yapılıyor. Türkiye'de jelatin kullanımı yasak. Bu yüzden kimse bu riski göze alamaz diye tahmin ediyorum. Ama yoğurtlardaki sorun “Kıvam arttırıcı”dır. Bildik ve güvenilir markaların yoğurtlarını kullanabilirsiniz.” şeklinde cevaplayan Prof.Dr. Fatih Gültekin, peynir mayasının da bakteriden elde ediliyorsa sorun oluşturmadığını ama maya hayvandan elde ediliyorsa orada sorun olabileceğini” söyledi.
“İnsan ne yese, onun şeklini alır” diye bir söz var; bunun hakkında ne dersiniz” şeklindeki soruyu da değerlendiren Gültekin, “Bu konuda kesin bir şey, bilimsel veriler elimizde yok. Ama şunu söyleyebilirim; hamilelik döneminde temel besinden yoksun olanların beyin gelişimi yetersiz kalmış, sosyal acıdan suça meyilli oldukları görülüyor. Yine hapishanedeki mahkûmlara vitamin ve mineral desteği yapılmış ve davranışlarında olumluluk gözlenmiştir.” dedi.
Margarinlerde de bitkisel üretim olduğunu söyleyen Gültekin, teknoloji ve marka degeri sebebiyle fiyat farkının olduğunu belirtti. Yağ olarak ise tereyağı ve zeytinyağını birinci seviyede tercih ettiklerini söyledi.
Gültekin, enerji içecekleri uyarıcı ve kafein içerdiğini; alkolle içilmesi halinde ölümle sonuçlandığını, bu konuda pek çok vaka olduğunu belirtti. Bunun yerine kahve içilmesini tavsiye etti.