Anlaşılan o ki, motorlu araçlarda tek başına yakıt ya da benzine katkı maddesi olabilen etanolün üretildiği şekerkamışı, mısır, soya ile ABD Başkanı George W. Bush'un Amerika'da bolca yetişen şu meşhur dallı darısı, her derde deva 'yeşil enerji' kaynağı görülüp baştacı edilecek… Yerküremizin sera gazı salınımının yüzde 25'ine, salt gelişmiş ekonomi yüzünden değil, 4x4 düşkünlükleriyle de sebebiyet veren Amerikalılar için yeni moda artık çevrecilik. Ve tabii çevreciliğin olmazsa olmazı etanol…. Fakat uzmanlar etanol konusunda 'çooook yanılıyorsunuz' demeye, Batı basını da onlara kulak vermeye başladı: Etanol, belki küresel ısınmaya bir nezbe fren olabilir, ama asla çözüm değil ve hayal dahi edilemeyen sorunlara yol açabilir. Ülkelerin küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolü'nü imzalayıp ekonomik yapılanmalarında gerekli önlemleri almak, vatandaşların da ciddi enerji tasarrufuna yönelmek yerine etanole sarılarak hedeften şaşmaması lazım. 'Yahu biz daha etanole gelemedik' demeyin, zira yakında bizi de saracak bu modaya kapılmadan, tartışmalardan haberdar olmakta fayda var. Bunun için Brezilya etrafında kopmaya başlayan fırtınaya bakılabilir. Brezilya, etanole rağmen ormanların yok edilmesi yüzünden zaten karbon salınımında 4. sıradayken, daha fazla talan kapıda. Tarım arazisi için orman yakılması şehirlere kirlilik olarak dönecek.
RADİKAL -13 MART 2007 SALI (CEYDA KARAN)






