Bütün dünyada muhtelif alanlarda zihin kontrol operasyonları ile insan beynini etkileme çalışmaları yapıldığını belirten emekli tabip albay Prof.Dr. Nevzat Tarhan, "Elektromanyetik dalgalar ile insan beyninde zaman duygusunu kaybettirme, şaşkınlık hali oluşturma, mekan bulamama gibi durumlar oluşturmak mümkün" dedi. Radyohipnotik sistemleri savaş silahı olarak kullanmak isteyen projelerin bütün dünyada elektromanyetik projeler içerisinde kullanıldığını, insan deneylerinde de savaş esirlerine uygulanmış olabileceğini, bir insanı robot gibi kullanabilmek için elektromanyetik uyaran ya da ilaçlar vermek suretiyle kişinin de isteğiyle geçici hipnozlar yapılabileceğini belirten Tarhan, "Bu sistemlerle kişinin bazı tepkilerini yok edebilirsiniz.Bazı kararlar vermesini o anda bloke edebilirsiniz. Geçici olarak duygularını değiştirebilirsiniz" diye konuştu. Çalışmalardaki hedefin beynin ürettiği dalgaların frekansını belirleyip buna uygun frekansı üreterek, zihinsel bir dönüşüm yaptırtmak olduğunu ifade eden Tarhan, "Bir insanın beynindeki bilgileri bilgisayara, bilgisayardaki bilgileri de beyne aktarma yolunda çalışmalar var.
"Hastanemizde dirençli vakalarda bu sistemi kullanıyoruz. Bu yöntem beynin uyarılarını değiştirmeye yönelik bir çalışma olduğu için istihbarat örgütlerinin de ilgisini çekiyor. 'Uzaktan focusla elektromanyetik uyarı göndererek kişide farklı bilinç oluşturulabilinir mi, ona istediğimiz şeyleri yaptırtabilir, söyletebilir miyiz?' tarzında çalışmalar yapılıyor. Tedavide 30-40 elektrotluk beyin elektrotları kullanarak beyin ölçümleri yapıyoruz. İstihbari araştırmalarda ise 256 elektrotluk beyin dalgaları kullanılıyor."
Irak'ta Sünni mezhebi halkın retinalarının ABD'li askerlerce tespit edilmesini ise Tarhan şöyle açıkladı:
"Ebu Gureyb ve Saddam'ın idam görüntüleri psikolojik savaş uygulaması"
Bilgilere yönelik psikolojik savaşların Orta Doğu'da çok yoğun uygulanmaya çalışıldığını vurgulayan Nevzat Tarhan, Ebu Gureyb örneğini vererek, "Arapların cinsel olarak aşağılanmaya karşı çok duyarlı oldukları bilgisinden yola çıkarak, halkın direnişçilere katılmalarını engellemek maksadıyla Amerikan ve İngiliz askerleri, Ebu Gureyb'te cinsel taciz ile aşağılama görüntülerini çekip yayınladılar. Bu görüntülerin sunulması direnişçilere katılmama gibi bir sonuçtan çok Amerika'nın orada yıpranması gibi bir sonuç doğurdu" dedi. Saddam'ın idamı ile ilgili seremoninin ise bölge kültürü açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Tarhan, idamın özensiz bir ortamda, ilkel şartlarda gerçekleştirilmiş olduğuna dikkat çekerek bu durumu şöyle yorumladı: "Bir devletin kamu adına adalet dağıtan mahkemesinin kararının infazından çok, aşiret devletinin uygulaması gibi gözüktü. İdam öncesi ve sonrasında aşağılayıcı tutumlar adalet duygusunu rencide edici niteliktedir. Hukuk adına kin ve öfke ifadesi Sünni ve Şii ayrımını güçlendirmiştir. Böyle bir uygulamanın sebebi olarak birinci ihtimal 'cehaletten kaynaklanmış bir görgüsüzlük' olabilir. İkinci ihtimal ise, Bayram günü alelacele uygulanması ve görüntüleri servis yapmaları iç savaşın büyümesinden ve Irak'ın bölünmesinden fayda umanlar kasten yapmışlardır."






